Türkiye

SİTE İÇİ KATEGORİLER

LİSE -1- COĞRAFYA LİSE -2- COĞRAFYA LİSE -1- COĞRAFYA SORULARI LİSE -2 - COĞRAFYA SORULARI COĞRAFYA ZÜMRE TOPLANTI TUTANAKLARI MANZARA RESİMLERİ
COĞRAFYA SORU BANKASI COĞRAFYA BULMACA VE ANİMASYON COĞRAFYA VE DİNİMİZ ASTRONOMİ COĞRAFİ BÖLGELER GENEL COĞRAFYA
TÜRKİYE COĞRAFYASI TÜRKİYE-DÜNYA HARİTALARI VE DİLSİZ HARİTALARI COĞRAFYA ŞİİRLERİ SINIF REHBER ÖĞRETMENLERİ İÇİN KAYNAKLAR COĞRAFYA DA İLGİNÇ BİLGİLER LİSE -1-2-3-4 SUNUMLAR
***SİTEDE BULUNAN LİSE 1 COĞRAFYA KONULARI*** ***COĞRAFYA'YA GİRİŞ*** ***Coğrafyanın tanımı, konusu, bölümleri ve prensibleri*** ***Mehmet ZOR arkadaşımdan Doğa ve İnsan ders notu*** ***Mehmet ZOR arkadaşımdan Coğrafyanın konusu ders notu*** ***DIŞ KUVVETLER*** ***Mehmet ZOR hocamdan dış kuvvetlerin tamamı ders notu*** ***Akarsular*** ***Akarsu Aşındırma Şekilleri*** ***Akarsu Biriktirme Şekilleri*** ***Rüzgar Aşındırma ve Biriktirme Şekilleri*** ***Buzulların Aşındırma ve Biriktirme Şekilleri*** ***Karstik Aşındırma Ve Biriktirme Şekilleri*** ***Dalga ve Akıntıların Aşındırma ve Biriktirme Şekilleri*** ***Kıyı Tipleri*** ***İÇ KUVVETLER*** ***Mehmet ZOR arkadaşımdan İç kuvvetlerin tamamı ders notu*** ***Mehmet ZOR arkadaşımın hazırlamış olduğu yerin yapısı ve oluşum süreci *** ***Yerkabuğunun iç yapısı ( Litosfer )*** ***Jeolojik Devirler (Zaman Cetveli )*** ***Deprem ( Seizma )*** ***Fay ve Fay Tipleri*** ***Volkanizma*** ***Yanardağ Püskürme Tipleri*** ***Epirojenez ( Kıta Oluşumu )*** ***Orojenez ( Dağ Oluşumu )*** ***İKLİM BİLGİSİ*** ***Mehmet ZOR arkadaşımdan Atmosfer Ders notu*** ***Atmosfer ve Katmanları*** ***Atmosferin Faydaları ve Özellikleri*** ***Ozon Tabakasını etkileyen faktörler*** ***Mehmet ZOR arkadaşımın İklim bilgisi ders notu tamamı*** ***İklim ile ilgili Terimler*** ***Mehmet ZOR Arkadaşımın Hazırladığı İklim Tipleri Ders Notları*** ***çöller*** ***Mehmet ZOR arkadaşımın hazırlamış olduğu sıcaklık ders notları*** ***İklim Elemanları - Sıcaklık*** ***Yeryüzünde Sıcaklığın Dağılışı*** ***Nem*** ***Mehmet ZOR arkadaşımın hazırlamış olduğu Basınç ve Rüzgarlar ders notları*** ***Basınç*** ***Rüzgar*** ***Rüzgarlar 2*** ***Yerel Rüzgarlar ( Açıklamalı ) *** ***Mehmet ZOR arkadaşımın hazırlamış olduğu nemlilk ve yağış konusu*** ***Yağış ve Nem*** ***Sis Ve Çeşitleri*** ***Su ( Yağmur ) nasıl oluşur? Bulutlar *** ***Yüksekliklerine göre Bulutlar Bulut çeşitleri*** ***DÜNYANIN KATMANLARI GENEL ANLATIM*** ***Dünyanın Katmanları*** ***METEOROLOJİDE KULLANILAN ALETLER*** ***Meteorolojide kullanılan aletler*** ***Basınç ve Barometre*** ***Sıcaklığı Ölçen aletler*** ***Nemi ölçen aletler*** ***Rüzgarı ölçen aletler*** ***Yağışı ölçen aletler*** ***Buharalaşmayı ölçen aletler*** ***Radyasyonu ölçen aletler*** ***Güneşlenme süresini ölçen aletler*** ***HARİTA BİLGİSİ*** ***Harita Nedir? *** ***Harita Bilgisi, Yön bulma, İzohipsler*** ***Harita genel bilgileri ölçekler*** ***Projeksiyon yöntemi*** ***Harita nedir? Haritayı kimler üretir? *** ***Haritalarda Ölçek Bilgisi*** ***Harita nasıl kullanılır? *** ***Harita Bilgileri, izohips, haritaların anlattıkları, kroki*** ***Mehmet ZOR arkadaşımdan izohipsler ders notu*** ***Mehmet ZOR arkadaşımdan Tüm Harita Bilgisi Ders notları*** ***Mehmet ZOR arkadaşımdan Harita bilgisi ders notu 2*** ***YERKÜRENİN ŞEKLİ VE SONUÇLARI*** ***Dünyamızın Evrendeki Yeri*** ***Yerkürenin şekli ve boyutları*** ***Dünyamızın Şekli Hareketleri Ve Sonuçları*** ***Mehmet ZOR arkadaşımdan Dünyanın Şekli ve Hareketleri Ders notu*** ***Mehmet ZOR arkadaşımdan Yeryuvarı ve evren, dünyanın şekli ve hareketleri ders notu*** ***Mehmet ZOR arkadaşımdan Mevsimler ve Özellikleri ders notu*** ***Coğrafi Koordinat Sistemi ( Paralel ve Meridyenler) *** ***Mehmet ZOR arkadaşımdan Paralel ve Meridyenler ders notu*** ***YAŞADIĞIM YERDEN ÜLKEME*** ***Türkiyemizin Ovaları*** ***Türkiyemizin Platoları*** ***Türkiyemizin Dağları*** ***Türkiyemizin İklimi*** ***Türkiyemizin Akarsuları ve Özellikleri*** ***Türkiyemizin Yeraltı Suları ve Kaynakları*** ***Türkiyemizin Gölleri ve Oluşumları*** ***Türkiyenin Bitki Örtüsü*** ***Türkiyede Heyelan ve Erezyon*** ***Türkiyede Nüfus ve Yerleşme*** ***BEŞERİ YAPI*** ***İlk yerleşmeler ve değişmeler*** ***Yerleşmeyi Sınırlandıran Faktörler*** ***Yerleşme Tipleri ve Özelliklleri lise 1-2*** ***Yerleşmenin Dağılışını Etkileyen Faktörler*** ****SİTE BULUNAN LİSE 2 COĞRAFYA KONULARI *******NÜFUS GELİŞİMİ DAĞILIŞI VE NİTELİKLERİ*** ***2007 Nüfus sayımı sonuçları*** ***Nüfus, nüfusun önemi ve nüfus sayımları*** ***Dünyada nüfus genel*** ***Dünya nüfusunun tarihsel değişimi*** ***Dünya nüfusunun tarihsel değişimi 2*** ***Dünyada nüfus artışı*** Dünyada nüfus artışı 2*** ***Dünyada nüfusun alansal dağılışı*** ***Nüfus Piramitleri*** ***LEVHALAR*** ***Levhalar ve Levha Tektoniği Kuramı*** ***Mehmet ZOR arkadaşımın hazırlamış olduğu Levha Sınırları ders notları*** ***GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE EKONOMİK FALİYETLER*** ***Geçmişten Günümüze Hayat Tarzları*** ***Ekonomik Faliyetlerin Sınıflandırması*** ***GÖÇLERİN NEDENLERİ VE SONUÇLARI*** ***Geçmişten Günümüze Tarihi Göç Hikayeleri*** ***Göç ve Göç Çeşitleri*** ***Göçün Mekansal Etkileri*** ***Türkiye'den iç ve dış göçler*** ***Türkiye'ye yerleşen göçmenler*** ***DÜNYAYI KAPLAYAN ÖRTÜ BİTKİ VE İKLİM TİPLERİ*** ***Yeryüzündeki bitki örtülerinin sınıflandırılması ve dağılışı*** ***Yeryüzünde görülen iklim tipleri ve özellikleri*** ***Mehmet ZOR Arkadaşımın Hazırlamış Olduğu İklim Tipleri*** ***Dünyanın en güzel 7 Vahası*** ***Türkiyedeki relikt ve endemik bitkiler*** ***TOPOĞRAFYA VE KAYAÇLAR*** ***Mehmet ZOR arkadaşımdan topoğrafya ve kayaçlar ders notu*** ***Kayaç Döngüsü nedir? *** ***Yerkabuğunun ana maddesi kayaçlar*** ***Yerkabuğunu oluşturan taşlar*** ***Kıymetli ve Yarı Kıymetli taşlar*** ***Mineraller*** ***SU KAYNAKLARI*** ***Mehmet ZOR arkadaşımda Su Kaynakları ders notları*** ***Dünyadaki Su Kaynakları*** ***Volkanizma ve Sıcak su kaynakları ilişkisi*** ***Dünya Sıcak Su Haritası*** ***TOPRAĞIN HİKÂYESİ*** ***Toprağın Oluşumu, Toprağın Katmanları ve Çeşitleri*** ***Türkiyede Toprak Çeşitleri*** ***MEKANSAL BİR SENTEZ TÜRKİYE*** ***Türkiyemizin Ovaları*** ***Türkiyemizin Platoları*** ***Türkiyemizin Dağları*** ***Türkiyemizin İklimi*** ***Türkiyemizin Akarsuları ve Özellikleri*** ***Türkiyemizin Yeraltı Suları ve Kaynakları*** ***Türkiyemizin Gölleri ve Oluşumları*** ***Türkiyenin Bitki Örtüsü*** ***Türkiyede Heyelan ve Erezyon*** ***Türkiye'de Ulaşım*** ***Türkiyemizi Çevreleyen Denizler*** ***Türkiye'de Turizm*** ***Yerleşme Tipleri ve Özellikleri*** ***Yerleşmelerin dağılışını etkileyen Faktörler*** ***TÜRKİYENİN SU VARLIĞI*** ***Ülkemize Sulardan yararlanma (deniz, göl, akarsu )*** ***KITALARIN KEŞFİ VE KÜÇÜLEN DÜNYA*** ***Dünyayı Birbirine Bağlayan Kanallar ve Boğazlar*** ***Coğrafi Keşifler*** COĞRAFYAMIZ



COĞRAFYAMIZ (DÖRTYOL PAYAS EML)

(*ORKUN KARAKURUM DÖRTYOL PAYAS ENDÜSTRİ MESLEK LİSESİ COĞRAFYA ÖĞRETMENİ...BLOĞU BEĞENDİYSENİZ ARKADAŞLARINIZADA HABER VERİN...ÇÜNKÜ BİLGİ VE ARKADAŞLIK PAYLAŞTIKÇA GÜZELLEŞİR VE ANLAM KAZANIR*)

17/5/2008 - ÇÖLLER

 ÇÖLLER

   

 

 


Yağışların çok az, düzensiz ve tesadüfi olduğu bitki örtüsü ve hayvanların yaşamasına elverişsiz yerlere çöl  denir.

Çöl, yerkürede yer alan ana biyom tiplerinden birisidir.
 
Çöller, temel olarak ekvatorun kuzey ve güneyinde 15-40 dereceler arasında, bulunan çok kurak alanlardır. Çöl atmosferinin düşük nemliliği gece ve gündüz arasında çok büyük sıcaklık farklarının oluşmasına neden olur. Çöller, aldıkları yağışın miktarında (genellikle yılda 25 cm’den az) büyük değişkenlik gösterirler, yağışın zamanı da öngörülememektedir. Çöl toprağında organik madde miktarı az olmasına karşın mineraller bol miktarda bulunur. En gelişmişlerinde bile bitki örtüşü çok seyrektir ve toprak güneş ışınlarına ve rüzgara doğrudan maruz kalır. Hem yıllık hem de çok yıllık bitkiler mevcuttur, ancak çok yıllık bitkiler olarak kaktüsler tipiktir. Bu bitkiler su kaybını azaltmak için genellikle çok küçük yapraklara sahiptir ya da hiç yaprakları yoktur. Bazı bitkiler ise yer altı organları olarak yaşarlar ve yalnızca aşırı yağışların olduğu kısa bir büyüme dönemine sahiptirler.

Çöllerde yaşayan hayvanlar, çok çetin koşullarla baş etmek zorundadırlar: su ve besin çok nadirdir, sıcaklık dramatik bir şekilde değişmektedir, kumda yürümek ve yuva kazmak zordur, ve kumda yürüme gömülmeyle sonuçlanabilir. Bu sorunları aşmak için çok çeşitli fizyolojik ve davranışsal uyumlar evrimleşmiştir. Çoğu hayvan küçüktür, günün en sıcak saatlerini bitkilerin altında ya da yer altında geçirirler, gece avlanır ve besin ararlar. Kanguru faresi gibi hayvanlar, besinlerde bulunan ve metabolizma sonucu ortaya çıkardıkları su (metabolik su) ile canlılıklarını devam ettirirler. Canlı biyokütlesi çok düşüktür ve biyota oldukça özelleşmiştir.
ÇÖL İKLİMİ

Oluşumlarına göre üçe ayrılır.
1. ) Suptropikal çöl iklimi: Her iki yarım kürede dönence çevrelerinde ve kıtaların batı kıyılarında oluşmuşlardır.
Alçalıcı hava hareketleri kuraklığa ve çölleşmeye yol açmıştır.
Bu çöllerin oluşumunda soğuk su akıntılarının da etkisi vardır.

a-) Kuzey Afrika’da Büyük Sahra ve Libya çölleri
b-) Güney Afrika’da Kalahari ve Namibya
c-) Kuzey Amerika’da Kaliforniya
d-) Güney Amerika’da Atacama
e-) Avustralya’da Büyük kum ve Victoria çölleri
f-) Hindistan’da Tar çölü
g-Arabistan’daki Necef ve Rub’ul Hali çölü
Yıllık sıcaklık farkları azdır (10-15ºC). Bunun temel sebebi güneş ışınlarının geliş açısının çok değişmemesidir.
Gece ile gündüz arası sıcaklık farkı fazladır. Günlük sıcaklık farkları nem azlığından dolayı 40ºC ‘yi geçer.
Buharlaşma çok fazladır. Güneşlenme oranı %90 kadardır.
Dünya’da güneşlenmenin en fazla olduğu yerlerdir. Vahaların dışındaki yerler yerleşmeye elverişli değildir.
Belirli bir yağış rejimi yoktur. Yılda 1-2 kez yağış düşer. Ortalama yağış miktarı 250mm kadardır.
Bitki örtüsü kurakçıl otlar yani dikenli bitkilerdir. Bunlar çalılar ile kaktüslerdir. Gür bitkiler, ancak ırmak boyları ile yer altı su seviyesinin yüksek olduğu vahalarda görülürler.
Kimyasal çözülme yetersizdir. Toprak oluşumu oldukça yavaştır.
Taş ve kayaların mekanik yolla parçalanmasıyla çakıllar ve kumlar oluşmuştur.
2. ) Karasal Çöller:
Orta kuşakta ki çöller, karalarının deniz etkisinden uzak iç kesimlerinde görülür.
Oluşumlarında deniz etkisine kapalı olmaları etkili olmuştur.
Fhön olayı da çölleşmede etkili olmuştur.
a-) Orta Asya’da Kızılkum, Karakum, Gobi, Taklamakan
b-) İran’da Deşt-i kebir, Deşt-i lut
c-) Kuzey Amerika’da Nevada ve Arizona

Bitki örtüsü steptir.
Yıllık yağış miktarı 20 mm'yi geçmez.

Hem yıllık hem de günlük sıcaklık farkları fazladır.
Diğer özellikleri Sup tropikal çöllere benzemektedir.         

3. ) Soğuk Çöller: Kutup bölgelerinde nem azlığı ve alçalıcı hava hareketlerine bağlı olarak oluşan çöllerdir.
a-) Antartika ve Grönland..
Çöllerde sıcaklık yüksek olmasına rağmen buharlaşacak su olmadığından mutlak nem azdır. Dolayısıyla bağıl nem oranı azdır.

 
 

 

 

 





Vaha : Çöllerde suyun bulunduğu, bitkilerin yetişebildiği, insanların yerleşip barındığı yerdir. Vahalar akarsu boylarında, kuyuların açıldığı yerlerde, su kaynakları yanında gelişmiştir.



 

 

 

 



Dünyaca ünlü çöller:   


Sahra Çölü, ya da Büyük Sahra Çölü, Afrika'nın kuzeyinde, kıtanın ortası ile kuzeyini ayıran 9.000.000 km² büyüklüğünde dev bir çöldür. Sahra sözcüğü Arapça'daki "sahara" sözcüğünden gelme olup "çöl" anlamındadır.

2,5 milyon yıl yaşındadır. Yüzölçümü büyüklüğü Amerika Birleşik Devletleri'ni kaplayacak kadardır. Atlas Okyanusu kıyılarından Kızıldeniz kıyılarına kadar uzanır.

Erg adı da verilen kum çölü, genel kanının tersine bütün çölün yalnızca beşte birini kaplar. Onun dışında kalan yerler kaya ve molozlardan oluşur. Sahra’da Tibesti ve Ahaggar gibi, yükseklikleri 3.265 m'yi bulan dağlar da vardır. Buraları görece daha çok yağış alan ve göçebelerin yazın konaklamalarına elverişli yerlerdir. Buna karşılık Sahra'nın bazı yerlerine arka arkaya 10 yıl yağmur düşmediği olur. Yağışlar, mineralleri yıkayıp götürmediği ve bitkiler onları tüketmemiş olduğu için, çölün zemini mineral besinler açısından çok zengindir. Bunun için, uzun süreli kuraklığı atlatmayı beceren tohum taneleri kısa ve güçlü sağanaklar biçiminde yağan ilk yağmurlarda hemen kök salıp çiçek açar ve birkaç gün içinde olgunlaşır. Mineral bakımında zengin bu tabaka rüzgalarla dünyanın dört bir yanına dağılarak buradaki toprakları da zenginleştirir. Örneğin aslında toprağı mineral bakımında çok fakir olan Amazon bölgesi bu mineral takviyesi ile bitkiler için gerekli besini sağlar. Sahra Çölü'nde ayrıca ilk kez 18 Şubat 1979 karyağmıştır

 

 




Kalahari Çölü, Afrika'nın güneyinde, 22° ile 28° güney enlemleri, 19° ile 24° doğu boylamları arasında yer alan yarı çöl plato alanı. Bölgenin yüzölçümü 900.000 km²'ye kadar varır. Kalahari ismi genelde Botsvana'nın batı kısmına denilmekte olup çöl Botsvana'nın büyük bir kısmı ile Namibya ve Güney Afrika'nın bazı kesimlerini kaplar.

Kalahari Çölü ve çevresi bölgesi geniş otlaklıklar, çalı ve ağaçlıklar ihtiva etmesine rağmen, yağış az olduğundan dolayı çöl denilmiştir. Bölgenin çok az bir kısmı bütün mevsimlerde çöl özelliği gösterir. Yıllık yağışlar kuzeydoğuda 600 mm'den güney batıda 130 mm'ye kadar değişiklik gösterir. Çok az yağış almasının sebebi, doğu doğrultusunda uzanan dağ sıralarının Hint Okyanusundan esen nemli rüzgarların etkisini azaltmasıdır. Bu dağların ortalama yüksekliği 900 ila 1200 m arasında değişir. Vadilerde antilop sürüsü, fil dahil birçok tropik bölge hayvanı bulunur ve serbestçe dolaşırlar. Toprak genelde kızıl renkli yumuşak kumlu olup, eski nehirlerin getirdiği alüvyonlar bulunur. Bu alüvyonlar sıcakta sertleşerek yağan yağmurlardan göletler meydana getirirler.

Sebzeler yağış durumuna göre yüksek ormanlardan alçak bölgelere doğru değişir. Çok miktarda sebze yetiştiği gibi, bunlardan kavun, karpuz ve patates bol miktarda ekilir. Bölgede bulunan otlaklardaki otların çok olması, bunların çok iyi bir hayvan yemi olmasını sağlamaktadır.

Bölgenin kıyılarına Bantu kabileleri yerleşmiş olmasına rağmen, buranın asıl sakinleri çölde yarı göçebe olarak yaşayan Boşimanlar (Bushmen) denilen, 2000 civarındaki sarı derili ormancılardır. Avcılık ve inşaatçılık gibi mesleklerle geçinirler. Bölgenin güneybatısı Kalahari Gemsboh Milli Parkı olup, 20.720 km² yer kaplamaktadır.

 

 


Atakama Çölü Şili'nin kuzeyinde bulunan Dünya'nın en kurak çölüdür. Batısında Büyük Okyanus bulunur. Kuzeyde Peru, doğuda ise Bolivya ve Arjantin sınırlarını oluşturur.

Atakama; And Dağları'nın yağmur gölgesinde kalır ve doğu rüzgarları kuru olup çok az yağış getirir.

Yakınındaki Büyük Okyanus sahillerinde oluşan bir soğuk su akıntısı olan Humboldt Akıntısı nedeniyle de burada çok az yağmur bulutu oluşur. Bu durum, bölgeyi kuzeyi ve güneyinden farklı kılarak daha az yağmur almasına sebebiyet verir. Soğuk Büyük Okyanus suyu ayrıca bu çölün serin olmasına, özelliklede sahile yakın kesimlerinde sıklıkla sis oluşmasına neden olur. El Niño'nun etkisiyle 6-10 yıl gibi aralıklarla kuvvetli yağış aldığı dönemlerin ardından çölde kısa bir süre için canlanmalar olur.

Atakama Çölü yaklaşık 15 milyon yaşındadır.
 

 

 

 

 

 


 

 

 

http://www.cografya.biz/

yok YorumYorum yaz!Bağlantı


12/5/2008 - KARSTİK AŞINDIRMA BİRİKTİRME ŞEKİLLERİ

KARSTİK AŞINDIRMA BİRİKTİRME ŞEKİLLERİ

 

  Karstik yeryüzü şekili: Kireçtaşı, alçıtaşı, kaya tuzu, dolomit gibi suların etkisiyle kolayca çözünebilen kayaların karbondioksitli suların eritmesi veya suda erimiş maddelerin çökelmesi sonucu oluşan yer şekillerine Karstik şekiller denir. Bu şekillerin oluşabilmesi için mutlaka karstik sular ve eriyebilen kayalar gereklidir.

 

 Karstik şekillerin oluşmasında etkili olan faktörler:

  1.İklim ( Sıcaklık- yağış),            

  2.Tabakaların yapısı      

  3.Eğim,                                     

  4.Yükselti,  

 

 Karstik şekiller nemli ve sıcak iklim bölgelerinde daha yaygındır.

 Çünkü Sudaki   karbondioksit erimeyi kolaylaştırır ve arttırır.

 

      

             http://www.cografyatutkudur.com/karstik/karstland.jpg

 

BAŞLICA KARSTİK AŞINDIRMA ŞEKİLLERİ

LAPYA:Karstik arazilerde, yağışlar sonucunda yeryüzüne düşen sular, kireçtaşlarını aşındırarak oyuklar ve yarıklar oluşturur. Bunlara lapya denir.

Lapyalar en küçük karstik çözünme şekilleridir. Toroslar’da, Bolkar Dağları ile Aladağlar’ın yamaçlarında bu tür şekiller yaygın olarak görülür.

      

DOLİN:Lapyalar zamanla genişleyip birleşerek dolinleri oluştururlar. Derinlikleri birkaç metredir. Çapları ise birkaç yüz metreyi bulabilir. Göller Yöresi’nde, Geyik ve Bolkar Dağları ile Aladağlar üzerinde, İç Anadolu’nun güneyindeki Obruk Plâtosu’nda sayısız örnekleri vardır.

       

UVALA VE POLYE:Karstik sahalarda dolinler zamanla genişleyerek uvala denilen şekilleri oluştururlar. Uvalalar da genişleyip birleşirlerse polye adı verilen şekilleri meydana getirirler. Ülkemizdeki bazı ovalar polye ovası özelliğindedir. Bunların en önemlileri Muğla, Elmalı, Kestel, Çeltikçi, Suğla, Bozova, Kızılova, Bademağacı, Kızılkaya, Seki ve Gembos polyeleridir.

       

                                       UVALA

         

                                                 POLYE

DÜDEN:Polyelerin tabanlarında veya kenarlarında suların dibe daldığı yerlere düden ya da su yutan denir. Antalya çevresinde yaygındır. Yağışın bol olduğu aylarda yeraltı sularının yükseldiği dönemlerde düdenlerden sular yüzeye çıkabilir. Bu Düden suyu yeraltından akarak Düden başında yüzeye çıkar.

         

 

OBRUK:Yer altındaki mağara ve galeri tavanlarının çökmesiyle oluşmuş derin karst kuyularıdır. Obrukların bazılarının tabanlarında sular birikmiştir ve obruk gölleri meydana gelmiştir.

      

               http://www.cografyatutkudur.com/karstik/obruk.jpg

Ülkemizin özellikle Konya Bölümü’nde obruklar yaygın olarak görülür. Bu bölümde Kızılören, Timraş, Kuruobruk ve Çalıdeniz obrukları en çok bilinenlerdir. Ayrıca Akdeniz Bölgesi’nde Akseki’nin doğusunda çok derin obruklar bulunur. Silifke’nin doğusundaki Cennet - Cehennem obrukları turistik açıdan önemlidir.

      

                                      OBRUK

                 http://img.blogcu.com/uploads/TENG_obruk.jpg

 

MAĞARALAR: Karstik alanlarda yer altı sularının eritmesi sonucu oluşan doğal yer altı boşluklarına mağara denir. Bu mağaralar birer turizm alanıdırlar. En tanınmış olanları Damlataş (Alanya), Karain (Antalya), İnsuyu (Burdur), Dim (Alanya), Zindan (Isparta), Dilek kuyu (Mersin) ve Narlı kuyu (Mersin) mağaralarıdır.

      

        http://www.megaresim.net/data/media/38/kirlangicmagarasi1.jpg

 

KÖR VADİ: Karstik yörelerdeki akarsular bir düdende kaybolarak akışını yeraltında sürdürür. Bu akarsuların yeryüzünde süreklilik göstermeyen vadilerine kör (çıkmaz) vadi denir.

         

                          http://www.cografyatutkudur.com/karstik/Ulubey.jpg

 

TÜNELLER VE DOĞAL KÖPRÜLER:Karstik alanlarda yeryüzündeki sular yer altına sızarlar ve tabakaların bu sularla çözünmesi sonucu tüneller oluşur.

Özellikle, Akdeniz Bölgesi’nde bu tüneller sıkça görülür. Buralardaki bazı akarsular, akışlarının bir kısmını yer altındaki bu tünellerle gerçekleştirirler. Yer altında oluşan bu tüneller yer yer çökerek doğal köprüler oluştururlar. Örneğin, Silifke’nin kuzeydoğusunda Göksu nehri üzerindeki Yerköprü bu şekilde oluşmuştur. Uzunluğu 500 m kadardır.

BİRİKTİRME ŞEKİLLERİ:

Kalsiyum bikarbonat suyla temas ettiğinde karstik kayaçların yapısında bulunan bikarbonatın içindeki karbondioksit ayrılır ve kalsiyum karbonat çökelir. Böylece birikim şekilleri oluşur. Bu şekiller sadece yer altı suların yüzeye çıktığı ve havayla temas ettiği yerlerde oluşur.

         

                            http://www.mta.gov.tr/magara/image026.jpg

Resim açıklama:Sol üst köşe 3 ve 4. şekil sarkıt,sol alt köşe 2,3 ve 4. şekiller dikit,resmin en sağındaki birleşik  şekil sütun....

SARKIT:Mağaranın tavan kesiminde sızan kireçli suların bitki kökü veya buna benzer bir çıkıntı boyunca akarken buharlaşması ve suyun bünyesindeki kirecin birikmesi ile oluşur. Bunlar mağara tavanından sarkarlar.

DİKİT:Mağara tavanından tabana damlayan suların bünyesindeki kirecin birikerek yükselmesi ile oluşurlar.

SÜTUN:Sarkıt ve dikitlerin zamanla birleşmesi sonucu oluşurlar.

        

                           http://www.akdeniz.edu.tr/alanya/resim/yoresel/31.jpg

TRAVERTEN:Yeraltı sularının yeryüzüne çıkması ve içlerinde çözünmüş halde bulunan maddelerin çökelmesi ya da birikmesi ile oluşurlar. İçeriğindeki maddelerin özelliğine göre renk alırlar. Antalya ve Pamukkale travertenleri bunun en güzel örnekleridir.

     

             http://www.cografyasevgisi.com/resimlerim/traverten02b.jpg

 

 

 

 

 

yok YorumYorum yaz!Bağlantı


4/5/2008 - PÜSKÜRKÜRME ŞEKİLLERİNE GÖRE YANARDAĞ TİPLERİ

resim kaynak Encyclopedia Britanica üst çeviri bana ait

Yanardağ Püskürmesi

Magmanın yükselerek yer yüzüne çıkmasına yanardağ püskürmesi denir. İki püskürme arasında günlerce, aylarca, yıllarca hatta asırlarca geçebilir.

Yanardağ püskürürken lav,taş,kil ve gaz gibi maddeleri yeryüzüne bırakır. Lavlar yüzeye çıkan akışkan magmadır. Lavlar genellikle Silisyum Oksit (SiO2) içermektedir. SiO2’in oranı lavın yoğunluğunu etkilemektedir.Lavın yoğunluğu yanardağın şeklini de belirler. Yoğun olmayan lav kalkan biçiminde bir yanardağ oluşturabilir.Bunun nedeni ise lavların bal gibi çevreye dağılmasıdır.Yoğunluğu yüksek olan lav koni biçiminde bir yanardağ oluşturabilir.

Lavların parça parça çıkmansa bomba denilmektedir. Gazlar çok büyük miktarlarda açığa çıkabilir ve insanlar için olduğu kadar bitki ve hayvanların yaşamlarını oldukça olumsuz etkiler. Bu gazlar zehirli olduğundan dolayı bu gazları solumak hayati tehlike içermektedir.

Buharlar her yanardağ patlamasında oluşurlar. Isı yükseldiği zaman buharlarda tehlikeli olur.

Küller, patlama sırasında lav parçacıklarından oluşur. Bazı küller patlamanın etkisiyle o kadar yükseğe çıkarlar ki bazen günler sonra gelebilirler.

Taşlar,50 mm genişliğindeki parçacıklardır ve bunların da çevreye zarar verebilmektedirler.

Bir de püskürmeyle beraber magmanın katılımsı hali olan tüflerde dışarıya bırakılır.

Yanardağlar,bu maddeleri nasıl püskürürler?

Magma,Astenosferden sonra liyosferden yukarı çıkarken bir magma odası oluşturur.Bu oda,sürekli genişleyen bir yapı gösterir.Bunun sebebi magma odasının çevresindeki kayaların lavlar tarafından eritilmesi sonucu büyümektedir.Magma odasına biriken magma baca denilen çatlaklardan yeryüzüne ulaşır.Magmanın yeryüzüyle kesiştiği yerde yani ağızda püskürme başlar.Bazı şiddetli depremler yanardağların püskürmesine neden olabilmektedir.Fakat,bu olaya çok az rastlanılmaktadır.

Püskürme ve Yanardağ Tipleri;

a)Hawai tipi yanardağlar:

Bu püskürme tipi hafif şiddettedir. Bunun nedeni lavın akışkan olup gazın çabuk kurtulmasıdır. Bu tipte en iyi bilinen yanardağ Mauna lao (Büyüyen dağ) ve Kilauea’dır. Hawai tipi yanardağların krateri çok büyüktür.

b)Stromboli tipi yanardağlar:

Bu tip yanardağlar İtalya’nın kıyılarında görülmnektedir. Patlamaları çok şiddetli değil fakat ard arda püskürürler. Lavı çok yoğun olmayıp Hawai tipi püskürmelerden daha yoğundur. Bu tipte gazlar daha da sıkışıktır.Lavlar çabuk katılaştığından yanardağ ağzının çevresinde birikirler.Bu tip yanardağların tepe kısımları kesilmiş gibi gözükür.

c)Volkan (Volkanu) tipi yanardağlar:

Bu tip yanardağlar ismini bir İtalyan adası olan Volkanu’dan almışlardır. Sicilya’nın kıyısında sıralar halinde bulunan yanardağlar bu tiptendir. Patlamaları çok kuvvetli ve gürültülüdür. Çünkü lavları yoğun olduğu için gazları sıkışıktır.Patlamalarda iri kayalar ve volkanik küller de yoğun bir şekilde açığa çıkar.Lavlar çok yükseğe fırlar.

d)Pele tipi yanardağlar:

Bu tip,Martinik Adasında bulunan Pele yanardaından ismini almıştır.Bu tip yanardağların püskürmesi diğerlerinden çok farklıdır. Lav kratere ulaştığında katılaşır ve krateri kapatır. Basınç kuvvetlendiğinde yanardağ çok büyük bir şiddetle patlar ve kraterin üstü tamamen havaya uçar.Büyük miktarda volkanik kül gökyüzünü kaplar.

e)Pilinus tipi yanardağlar: 

Pilinius tipi püskürmeler, lavın çok yoğun olması durumunda görülür.Sıkışmış gazlar, çok büyük patlamalarla kurtulur.Yanardağın püskürmeleri sırasında büyük miktarlarda volkanik kül gökyüzüne fırlatılır.

f)İzlanda tipi yanardağlar:

İzlanda tipi yanardağlar Bu tip yanardağlarda erimiş bazalt taşı paralel yarıklardan dışarı püskürür. Bu tür akıntılar çoğunlukla lav platosu oluşumlarına yol açar.

yok YorumYorum yaz!Bağlantı


28/4/2008 - FAY VE FAY TİPLERİ

Deprem sonucu kabukta bir takım yırtılmalar oluşur. Bu yer kabuğu yırtılmalarına “FAY” adı verilir. Depremin büyüklüğü, yırtılma sırasında boşalan enerji ve yırtılmanın boyutunu belirler.

Faylar genel olarak şu şekilde sınıflandırılabilir:

DOĞRULTU ATIMLI FAYLAR
Bu tip faylar yeryüzünde 90 dereceye yakın dik bir konumda olan ve yerin içine doğru hafifçe eğimlenen yalnızca yatay atımın oluştuğu yanal atımlı faylardır. Bu faylar atımlarına göre sağ ya da sol yanal olabilir. Örneğin Kuzey Anadolu Fayı (KAF) sağ, Doğu Anadolu Fayı (DAF) sol yanal bir faydır.


EĞİM ATIMLI FAYLAR
Bu tip faylarda fay düzleminin bir tarafındaki blok yükselirken diğer tarafındaki düşerek uzaklaşır. Fay aynasının üzerinde olan bloğa “TAVAN BLOK”, altında olan bloğa ise “TABAN BLOK” denir. İki bloğun birbirine göre olan duruma göre “EĞİM ATIMLI NORMAL FAY” veya “EĞİM ATIMLI TERS FAY” olarak adlandırılır.


OBLİK (VEREV) ATIMLI FAYLAR
Fay düzlemi boyunca hareketin hem düşey hem yatay yönde olduğu faylardır.


     Fay elemanları şunlardır:

     Yükselen Blok: Kırık boyunca birbirine göre yer değiştiren bloklardan yükselen kısma denir.

     Alçalan Blok: Kırık boyunca birbirine göre yer değiştiren bloklardan alçalan kısma denir.

     Fay atımı: Yükselen ve alçalan blok arasında beliren yükseklik farkına fay atımı denir.

     Fay açısı: Dikey düzlem ile fay düzlemin yaptığı açıya fay açısı denir.

     Fay aynası: Fay oluşumu sırasında yükselen ve alçalan blok arasındaki yüzey kayma ve sürtünme nedeniyle çizilir. Cilalanır. Parlak görünen bu yüzeye fay aynası denir.

        Faylar boyunca yüksekte kalan yerkabuğu parçalarına horst adı verilir. Buna karşılık faylar boyunca çöken kısımlara graben denir. Horstlar kırık dağlarını, grabenler ise çöküntü hendeklerini oluşturur

    

  www.tag.eng.ankara.edu.tr 

1 YorumYorum yaz!Bağlantı


27/4/2008 - SİS VE ÇEŞİTLERİ

Sis ; yatay görüş mesafesini 1 km.nin altına düşüren meteorolojik bir olaydır. Stratus bulutunun yerde veya yere yakın seviyede oluşması olarak da bilinir. Yerle temas eden hava içindeki su buharının yoğuşması veya donarak kristalleşmesi sonucu ortaya çıkan çok küçük su damlacıkları veya buz kristallerinden meydana gelmiştir.

Sis içinde çisenti biçiminde çok hafif yağış olabilir. Zirai açıdan faydalı olduğu kadar, güneşe engel olduğu için deniz, kara ve hava ulaşımında büyük ölçüde olumsuz etkileri de görülmektedir.


Radyasyon sisi
Açık ve durgun gecelerde ısı kaybı sebebiyle yer yüzeyi ve yüzeye yakın hava soğur. Yerden yukarı doğru yükseklik arttıkça atmosferde ters bir sıcaklık dağılımı ortaya çıkar. Alt seviyelerde hava soğuktur. Yükseklik arttıkça sıcaklık da artar. Soğuma havanın çiğ noktasına kadar inerse sis meydana gelir. Gece başlar, gündüz hava ısınınca,öğleden sonraya doğru ortadan kalkar.

Adveksiyon (Yatay Hava Hareketi) Sisi
Sıcak ve nemli havanın soğuk bir yüzey üzerine hareketi ile alt katmanların soğuyarak su buharının yoğunlaşması sonucu oluşan sislerdir.

Oroğrafik (Yer Şekili) Sis
Yatay hareket eden havanın yer şekli etkisiyle yükselerek soğuması neticesinde oluşan sislerdir. Yer şekli etkisiyle yükselme hafif hafif ve yataya yakın olmalıdır.


Cephe Sisleri
Karşılaşan iki farklı hava kütlesinden sıcak olanın soğuk olan üzerinde yükselerek soğuması neticesinde oluşan sislerdir.


DAHA FAZLA  SİS FOTOĞRAFLARINI GÖRMEK İÇİN LİNKLERE TIKLAYINIZ. TABİ SİZ BİLİRSİNİZ.

http://www.pbase.com/michaelsv/fog
http://fog.gallery.sytes.org/

BU SİTELERDEN BİZİ HABERDAR EDEN GÜNGÖR HOCAMA TEŞEKKÜR EDİYORUM.

2 YorumYorum yaz!Bağlantı


21/4/2008 - BUZULLARIN AŞINDIRMA VE BİRİKTİRME ŞEKİLLERİ

    BUZULLAR:

        Buzul: Hareket eden buz kütlesi demektir. Dünyamızda kutup bölgelerinde ve dağların çok yüksek kısımlarında etkili olan dış kuvvettir. Buzullar hareket halindedir. Buzulun hareketi yılda birkaç metreden

fazla değildir. Bu hareketi yaparken de içinde bulunduğu vadiyi biçimlendirir.

 

         Buzulların yukarı bölümüne beslenme bölgesi, en alttaki dil kısmına ise erime bölgesi denir. Yukarı bölümünden beslenen buzullar dil bölgesinde eriyerek küçülür. Buzul ilerlemesi, beslenmeye bağlı olarak buzulun boyunun uzamasıdır. Buzulun gerilemesi ise, dil kısmındaki erimeler sonucu boyunun kısalmasıdır.

      Buzulların oluşumu:

1- Toktağan karların birikmesi, 

2- IV. zaman buzul döneminden kalan buzullar.

      Kalıcı Kar Sınırı: Kutuplar çevresinde ve dağların yüksek kısımlarında hava sıcaklığı düşük olduğundan yağışlar kar biçimindedir. Yoğun karların tümü yıl içinde eriyemez. Erimeden kalan bu karlara kalıcı kar ya da toktağan kar denir. Kalıcı karların başladığı yüksekliğe kalıcı kal sınırı( Toktağan kar sınırı) denir.

    Kar örtüsü başlangıçta yumuşak ve gevşektir. Ancak, daha sonra soğuğun etkisi ve yağan karların sıkıştırması ile sertleşir. Buna buz kar ( neve buzulu),  denir. Buz karlar,  daha sonra üst üste yağan karların basıncı ile iyice katılaşır ve buzul haline gelir.

 

  Buzul Çeşitleri:

 1.  Sirk Buzulu: Yüksek dağlık alanlardaki küçük çukurlukları dolduran buzullardır. Yurdumuzda bazı yüksek

dağlık bölgelerde vardır. Ör: Cilo. Sat, Ağrı, Tendürek, Süphan, Kaçkar, Erciyes, Beydağları, Geyik Dağları,

Bolkar, Binboğa dağları gibi.

 

 

             2.  Vadi Buzulu: Buzul aşındırması ile oluşan vadilerin içini dolduran buzullardır. Ör: Cilo dağında

olduğu gibi.

 

       3.  Örtü Buzulu: Kutup bölgelerinde görülür. Antarktika ve Gröndland’da olduğu

gibi. Kutup bölgelerinde denizde yüzen buz dağlarına Aysberg denir. 

 

 

 

 

             4.  Takke Buzulu: Volkan dağlarının üst kısmında oluşan buzullardır. Ör: Ağrı dağında olduğu gibi.

 

 

 

 

       5– Karma yapılı Buzullar: Birkaç çeşit buzulun özelliğini bünyesinde taşıyan buzullardır.

       Ülkemizdeki buzullar dağ buzulu( sirk buzulu) şeklindedir.

  

                                            Buzul aşındırma şekilleri

                                          buzulların oluşturduğu şekiller

 

         A- Buzul Aşındırma Şekilleri: Yerçekiminin etkisiyle yamaçlarda aşağıya doğru hareket eden buzullar geçtiği yeri oyar, sıyırır ve aşındırır. Buzullar oyma, sıyırma sırasında araziyi sürtünme ile çizer ve cilalar. Buna buzul aşındırması denir.

          1-) Buzul Vadisi: Dağ doruklarından aşağı sarkan buzul dillerinin hareketiyle yataklarını aşındırarak oluşturdukları U şekilli oluklardır. Bunlara tekne vadi adı da verilir. Akarsu vadilerine göre boyları kısadır ve sürekli iniş göstermezler. Ana buzula bağlı yan buzulların oluşturdukları vadilere de asılı Vadi denir.

 

 

 

       

 

         2) Sirk Çanağı(Buz Yalağı) :Dağ doruklarına, yakın yerlerde kolay aşınabilen yüzeylerin aşındırılması ile ortaya çıkan  çanaklardır. Bu çanaklar 40-50m'den birkaç km'ye kadar çapa sahip olabilirler. Bazen de buradaki buzulun erimesiyle Sirk  Gölü  haline gelebilirler.

 

                  Kara Göl Kilimli Göl

        

              3) Hörgüç Kaya: Buzulların kayaların yumuşak kısımlarını aşındırıp sert kısımlarını bırakmasıyla oluşan tümsek şeklindeki ve parlak yüzeyli kayalardır.

 

  

 

                  B-Buzul Biriktirme Şekilleri:

      1) Moren Setleri (Buzultaş)  : Buzulların aşındırdığı malzemeyi (Morenleri) üst üste biriktirmesiyle oluşan yığınlardır. Bazen buzul dillerinin eriyerek geri çekilmesi sonucu Moren Yığınlarının gerisinde toplanan sular Moren Set Göllerini oluştururlar.

 

 

      2) Sander Düzlüğü: Buzulların toplayarak getirdiği malzemenin, buzulların erimesi sonucu oluşan sular tarafından biriktirilip düzleştirilmesi sonucu oluşan düzlüklerdir.

      3) Drumlin: Buzulların biriktirdiği materyallerin buzulun alt kısmında erimeler sonucu oluşan derelerin işlemesiyle oluşan balina sırtına benzeyen yassı tepeciklerdir. Ülkemizde buzul birikim şekillerinden sadece Morenler bulunur. Onlarda akarsular tarafından aşındırılarak süpürülmüştür.

 

 

     Türkiye’de buzullar:  Ülkemizde buzullar fazla yer tutmaz; Niçin?  

     1- Ülkemiz ılıman kuşakta yer alması

     2- Ülkemizde çok yüksek dağ zirvelerinin az yer kaplaması.

 Ülkemizde en fazla görülen buzul şekilleri sirkler, sirk gölleri ve buzul vadileridir.   

    Ülkemizde toktağan kar sınırı 3500m. Yüksekliktedir. Ancak buzul döneminde bu sınır 2200m’ye

kadar inmiş ve ülkemizde bu yükseltideki dağların çoğunda buzul ve buzul şekilleri oluşmuştur. Bu

yüzden bazı dağlarımızda buzul yok şekilleri vardır.   Türkiye’nin en büyük buzulu Uludoruk

zirvesindeki İzbırak buzuludur.

      Üzerinde buzul bulunan dağlar ise; Erciyes, Ağrı, Süphan, Tendürek, Kaçkar, Aladağ, Bolkar, Cilo, sat gibi.

 

 

 

 

     NOT: Ülkemizde buzul birikim şekilleri yoktur. Buzulların erimesi ile akarsular taşımıştır.

yok YorumYorum yaz!Bağlantı


20/4/2008 - DALGA VE AKINTILARIN BİRİKTİRME VE AŞINDIRMA ŞEKİLLERİ

DALGALAR:

Deniz ve göl sularının yüzeyinde rüzgârların etkisiyle oluşan periyodik salınım hareketlerine dalga denir. Dalgalarda yer değiştiren su tanecikleri değil bir su taneciğinden diğerine geçen salınım hareketidir. 

Sudaki dalgalanmaya;

   1.Rüzgârlar,    

   2.Gelgit olayı, 

   3.Depremler,    

   4.Volkanizma,       

   5.Deniz dibi çökmeleri neden olur.

        

 

       Dalganın su yüzeyinde yükselen kısmına dalga sırtı, alçalan kısmına dalga çukuru, iki dalga sırtı arasındaki uzaklığa dalga uzunluğu, dalga sırtı ile dalga çukuru arasındaki seviye farkına dalga yüksekliği denir.

 

       Dalga yüksekliğine etki eden faktörler;

      1.Rüzgârın şiddeti   

      2.Dalganın oluştuğu su yüzeyinin genişliği

 

       Dalga çatlaması: Dalgalar kıyıya yaklaştıklarında derinliğin azalması nedeniyle hareket ritimleri bozulur. Dalganın alt kısmı dibe sürtündüğünden, üst kısmına göre daha ağır hareket eder. Böylece dalganın ileri fırlayan tepesi, çukur kısmın üstüne bükülerek düşer. Gürültülü olan bu düşüşe dalga çatlaması ya da dalga kırılması denir. Çatlayan dalga köpüklü bir görünüm alır ve kıyıya yayılır.

 

        Dalgaların aşındırma etkisi:

       1-) Dalganın çarpma şiddeti,

       2-) Dalganın içindeki malzemenin çarpması,

       3-) Suyun kimyasal eritmesi ile gerçekleşir.

 

         Dalgalar dik kıyılarda daha etkilidir. Çünkü bu kıyılarda dalgalar bütün şiddetleriyle kayalara çarparken, düz kıyılarda güç kaybeder. Bu nedenle dik kıyılarda daha çok aşınım, düz kıyılarda birikim şekilleri oluşur.

                  

       Dalgaların ve akıntıların aşındırma şekilleri:      

       1-Falez (Yar, yalıyar): Dalgaların kıyıların dik ve denizin derin olduğu kıyılarda kıyıya çarparak buradaki kayaların altını oyar. Altı oyulmuş olan bu kısımların zamanla çökmesi ile falezler oluşur. 

 

 

 

 

 

        2-Kıyı platformu( Kıyı düzlüğü- aşınım düzlüğü) : Falezlerin sürekli altından oyulup yıkılması sonucu gerilerler. Bunun sonunda falezlerin önünde bir düzlük oluşur ki buna kıyı platformu denir. 

       3-Doğal köprüler: Denize dik uzanan kara parçalarının dalgalar tarafından alttan aşındırılması ile oluşan şekillerdir.

 

        Dalga biriktirme şekilleri:

       1.Kumsallar ( Plajlar):Dalga aşındırması ile dik kıyılardan koparılan kum, çakıl ve kaya parçaları sürüklenerek hemen yakınındaki sığ ve alçak kıyılarda(koy içlerine) biriktirilir. Böylece kumsallar oluşur. Ayrıca akarsuların malzeme taşıyıp biriktirdiği kıyı ovalarının kıyıları da buna uygundur. Bu nedenle kumsallar genellikle koy içlerinde yer alır ve bir şerit halinde uzanır.

 

 

 

 

          2.Kıyı oku: Dalga ve akıntıların taşıdığı kum, çakıl vb. malzemeyi kıyıda koyların kenarında denize doğru biriktirmesi ile oluşan çıkıntılardır.

         

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 3.Kıyı kordonu: Kıyı oklarının zamanla gelişerek uzamasıyla oluşur.

 

       4.Kıyı Seti (Lagün -denizkulağı): Kıyı kordonları bazen koy veya körfezlerin önünü kapatarak denizle bağlantısını keserek denizden ayırırsa buna kıyı seti;  Bunun gerisinde oluşan göle de Lagün ( kıyı seti gölü- denizkulağı) denir.

 

 

 

 

        5.Tombolo (Saplı ada): Kıyıya yakın bir adanın kıyı kordonları ile karaya bağlanması ile oluşur. Kapıdağ, Sinop yarımadaları tomboloya örnektir. Ayrıca Ayvalık yakınındaki Ali Bey ve yakın adaları, İstanbul Tuzla yakınlarında buna benzer oluşumlar vardır.

 

 

 

 

 

 

 

        6. Yalı Taşları: Kum, çakıl, midye kabukları gibi maddelerin kireçli bir çimentoyla birleşmesi sonucu oluşur. Ülkemizde Antalya Gazipaşa arasında görülür. 

 

           AKINTILAR

Deniz ve okyanuslarda yoğunluk, seviye farkı ve sürekli rüzgârların etkisiyle oluşan ve doğdukları bölgelerden çok uzaklara doğru belli yönlerde hareket eden su kütleleridir.

     Akıntıların sebepleri:

A. Yoğunluk farkı

·   Sıcaklık farkı: Yoğunluğu fazla olan soğuk sular, alttan sıcak su alanlarına doğru, yoğunluğu az olan sıcak sular, üstten soğuk su alanlarına doğru akarlar.

·   Tuzluluk farkı: Yoğun olan tuzlu sular, alttan tatlı su bölgelerine doğru, yoğunluğu az olan tatlı sular ise üstten tuzlu su bölgelerine doğru akarlar.

B. Seviye farkı: Beslenme kaynakları fazla olan denizlerin seviyeleri, beslenme kaynakları az olan denizlere göre fazladır. Örneğin, İstanbul ve Çanakkale boğazındaki akıntılar gibi.

C. Sürekli rüzgârlar: Okyanus ve denizlerdeki akıntıların en önemli nedeni, sürekli rüzgârlardır. Rüzgârların süresi ve şiddeti, akıntıların etkili olma süresi ve alanını etkiler.

     D. Gel-Git: Suların kabarması ve alçalması sırasında oluşan seviye farkı akıntılara neden olur. Akıntılar suların kabarması sırasında karaya, alçalması sırasında denize doğrudur.

                

          Okyanus akıntılarından bazıları;

     Sıcak su akıntıları                              Soğuk su akıntıları  

         1.Golf Stream  :Sıcak                  1.Kaliforniya           :Soğuk

         2.Mozambik    :Sıcak                   2.Peru (Humbolt)  :Soğuk

         3.Brezilya       :Sıcak                   3.Bengal                  :Soğuk

         4.Kuro şivo     :Sıcak                   4.Oya şivo             :Soğuk

         5.Alaska   :sıcak           5.Labrador        :Soğuk                                

                                    

         Akıntıların etkileri:

         1.İklime etki ederler; Geçtikleri bölgelerin sıcak veya soğuk olmasına yol açarlar.

         2.Kıyı şekillenmesini sağlarlar.

         3. Akıntıların karşılaşma alanları balıkçılık yönünden zengin ,

         4.Akıntıların karşılaşma alanları yoğun sislerin oluşum alanlarıdır.

yok YorumYorum yaz!Bağlantı


17/4/2008 - TÜRKİYE'DE NÜFUS VE YERLEŞME

TÜRKİYE'DE NÜFUS

http://tataryigit.googlepages.com/Yilmaz_Tufan_istiklalcaddesi_YilmazT.jpg
 

Türkiye’de Nüfus  

     Ülkemizdeki nüfusun sayısı ve nüfusla ilgili veriler yapılan nüfus sayımları ile elde edilir. Bu sayımlar sonucunda, toplam nüfus, nüfusun yaş gruplarına ve cinsiyete göre dağılımı, okur yazar oranı, eğitilmiş nüfus durumu, işsiz sayısı, çalışan nüfusun iş kollarına göre dağılımı, köy ve kent nüfus sayıları belirlenir.

 

Türkiye’de ilk düzenli nüfus sayımı 1927’de, ikinci nüfus sayımı ise 1935’te yapılmıştır. Daha sonra 5 ve 0 ile biten yıllarda nüfus sayımı yinelenmiştir. En son nüfus sayımı 1990’da yapılmış ve daha sonraki sayımların 10 yılda bir yapılması kararlaştırılmıştır.

 

 

Yıllara Göre Nüfus Sayımları ve Sonuçları

 

1927-1990 yılları arasında Türkiye nüfusu 43 milyon kişi artmıştır.

En düşük nüfus artış hızı (% 10,5). 1940-1945 arası dönemde görülür.  Bu durumun nedeni II. Dünya savaşı koşullarıdır.

Nüfus artış hızının en fazla olduğu dönem 1955-1960 arasıdır. Nedeni sağlık hizmetlerinin yaygınlaşması ve yanlış nüfus politikalarıdır.

1960-1965 arası dönemde bir önceki döneme göre nüfus artışında azalma görülür. Nedeni yurt dışına yapılan işçi göçleridir.

1985’ten itibaren nüfus artış hızında sürekli olarak azalma görülür.

 

Türkiye’de Doğal Nüfus Artış Hızı (Doğurganlık Hızı)

 

Bir yıl içinde, doğum ve ölüm sayısına bağlı nüfus artışına doğal nüfus artışı hızı ya da doğurganlık hızı denir. Doğurganlık hızı, eğitime, kültüre ve ekonomik gelişime bağlı olarak değişir.

Türkiye genelinde kırsal kesimde doğurganlık hızı fazladır.

Doğurganlığın en az olduğu bölgeler Marmara ve Kıyı Ege, en fazla olduğu bölgeler, Doğu Anadolu  ve Güneydoğu Anadolu’dur.

 

Doğurganlık Hızının Sonuçları

 

Doğurganlığın fazla olduğu bölgelerden ve kırsal kesimlerden iş olanaklarının fazla olduğu gelişmiş bölge ve kentlere göçler olur. Göçler nedeniyle nüfusun bölgeler arası dağılım dengesi ve cinsiyet dengesi bozulur.

Doğurganlık arttıkça iç tüketim artar, hammadde kaynakları hızla tükenir, iş, eğitim, sağlık, beslenme, barınma gibi temel ihtiyaçlar karşılanamaz.

 

Türkiye’de Göçlerin Nedenleri

 

Türkiye’de 1850’den itibaren kırsal kesimden kentlere doğru hızlı bir iç göç başlamıştır. Türkiye’deki göçlerin nedenleri şunlardır.

Kırsal kesimdeki hızlı nüfus artışı

Tarım arazisinin miras yoluyla parçalanıp küçülmesi

Tarımda makineleşmenin başlamasıyla oluşan işsizlik.

Verimli tarım alanlarının azalması.

Kan davaları ve güvenlik sorunu.

Kentlerin iş, eğitim ve sağlık bakımından çekiciliği.

İç göçlerin hızla artması, bir çok sorunu da beraberinde getirmiştir.

 

UYARI : iç göçler sonucu nüfus, ülke sınırları içerisinde yer değiştirdiği için toplam nüfusta artma ya da eksilme olmaz. Nüfusun dağılım dengesi ve cinsiyet dengesi, bölgeden bölgeye değişir.

 

Türkiye’de Göçlerin Sonuçları

 

  1. Kent nüfusu hızla artar
  2. Alt yapı yetersizliği ve plansız kentleşme sorunları ortaya çıkar.
  3. Kentlerde, ulaşım, konut, eğitim gibi alanlarda sorunlar oluşur.
  4. Kentlerde işsizlik artar
  5. Kentlerde güvenlik bozulur
  6. Kırsal alandaki yatırımlar verimsiz hale gelir.

 

Türkiye’de Nüfus Dağılışı

 

Türkiye’de nüfusun dağılımında, iklim, yer şekilleri, ulaşım, tarım olanakları, endüstri, madenler gibi doğal ve ekonomik koşulların etkisi vardır. Bu koşulların elverişli olduğu yerler sık nüfuslanmıştır. Arazinin dağlık ve engebeli olduğu, tarım alanlarının az bulunduğu, önemli yolların uzağında kalan, endüstri ve ticaretin gelişmediği yerler ise seyrek nüfuslanmıştır.

 

Türkiye’de Nüfus Yoğunluğu

 

Belli bir alanda yaşayan nüfusun o alanın yüzölçümüne oranıdır.  Kişi/km2 olarak gösterilir. Nüfus yoğunluğu 3 farklı biçimde ifade edilir.

 

Aritmetik Nüfus Yoğunluğu

 

Bir bölgenin veya ülkenin toplam nüfusunun bölgenin yüzölçümüne bölünmesiyle elde edilen nüfus yoğunluğudur.

                                           Toplam Nüfus  

Aritmetik Nüfus Yoğunluğu =   Yüzölçümü

 

formülü ile hesaplanır.

Ülkemizde 1990 yılı sayımına göre km2’ye 73 kişi düşer. Alanın genişliğine ve nüfusun fazlalığına göre değişen aritmetik nüfus yoğunluğu illere ve bölgelere göre farklılık gösterir.

 

İllere Göre Nüfus Yoğunluğu

 

Aritmetik nüfus yoğunluğu en fazla olan ilimiz İstanbul, en az olan ilimiz Gümüşhane’dir. İllerin nüfus yoğunlukları turizme ve tarımsal faaliyete bağlı olarak mevsime göre değişir. Örneğin yaz mevsiminde Antalya’nın nüfusu turizm nedeniyle artarken, Adana’nın nüfusu Çukurova’ya çalışmak için gelen işçiler nedeniyle artmaktadır.

 

Bölgelere Göre Nüfus Yoğunluğu

 

Aritmetik nüfus yoğunluğu en fazla olan bölgemiz iş olanaklarının fazla olduğu Marmara, en az olan bölgemiz ise doğal ve ekonomik koşulların olumsuzluğu nedeniyle Doğu Anadolu’dur. Ayrıca bölgenin yüzölçümünün geniş olması da nüfus yoğunluğunun az olmasında etkilidir.

 

UYARI : Aritmetik nüfus yoğunluğu hesaplanırken Türkiye’nin gerçek alanı (814.578 km2) değil göl yüzölçümlerinin katılmadığı izdüşüm alanı (774.814 km2) dikkate alınmıştır. Türkiye’nin göl yüzölçümlerinin dikkate alındığı izdüşüm alanı ise 779.452 km2’dir.

 

Tarımsal Nüfus Yoğunluğu

 

Tarımsal nüfus yoğunluğu, tarımla geçinen nüfusun tarım alanları yüzölçümüne bölünmesiyle elde edilen nüfus yoğunluğudur.

                                           Kırsal Nüfus

Tarımsal Nüfus Yoğunluğu = Tarım Alanları

formülü ile hesaplanır.

Tarım  alanlarının az, sulama olanakları ve yağışların fazla olduğu yerlerde tarımsal nüfus yoğunluğu fazladır. Örneğin Doğu Karadeniz kıyıları ile Doğu Anadolu’da tarımsal yoğunluk 500 kişiyi bulurken, tarım arazisinin geniş olduğu İç ve Güneydoğu Anadolu ile endüstrileşme ve kentleşme oranının yüksek olduğu Marmara’da çok azdır.

 

Fizyolojik Nüfus Yoğunluğu

 

Bir ülkenin toplam nüfusunun tarım alanları yüzölçümüne bölünmesiyle elde edilen nüfus yoğunluğudur.

                                Toplam     Nüfus

Fizyolojik Yoğunluk =  Tarım Alanları

formülü ile hesaplanır.

Ülkemizde 1990 yılı sayımına göre km2’ye 197 kişi düşer. Ancak bu yoğunluk nüfusun tamamını tarımlı geçiniyor kabul  ettiği için sonuçları güvenilir değildir.

 

Türkiye’de Nüfusun Yapısı

 

Nüfusun sayısı ve yoğunluğundan daha önemli olan nüfusun yapısıdır. Bu bölümde Türkiye nüfusunun yaş gruplarına dağılımı, cinsiyet özellikleri ve eğitim durumu ile etkin (çalışan) nüfusun sektörlere dağılımı incelenecektir.

 

Nüfusun Yaş Gruplarına ve Cinsiyete Göre Dağılımı

 

Nüfusun yapısını belirleyen en önemli özellik yaş grupları ve cinsiyet dağılımıdır.

 

Yaş Grupların Göre Dağılım

 

Türkiye’de toplam nüfusun %50 si 20 yaşın altındadır. Yani ülkemiz genç nüfusludur.

Nüfus artış hızı yüksektir. Bu durum temel ihtiyaçların karşılanması konusunda sorunlar yaratır.

Tüketici nüfus fazla, üretken nüfus azdır. Bu nedenle ekonomik bağımlılık oranı yüksektir.

Okul çağındaki nüfus fazladır.

Ortalama insan ömrü kısadır. 

 

Cinsiyete Göre Dağılım

 

Ülkemizde kadın erkek sayıları arasında genel bir denge vardır. Nüfusun bu cinsiyet dengesi göçlerle değişir. Göç veren bölgelerde kadın sayısı, göç alan bölgelerde erkek sayısı daha fazladır. Çok göç veren iller arasında bulunan ve bu nedenle devamlı olarak kadın nüfus fazlalığı olan Rize, Trabzon, Gümüşhane ve Giresun bu konu için iyi birer örnektir.

 

UYARI : Türkiye, nüfusun yaş gruplarına göre dağılımı ve nüfus artış hızı bakımından geri kalmış ülkelere benzer özellikler taşır.

 http://www.yenice.org/resources/yeniceliler_istanbul_2x400.jpg

 

Nüfusun Eğitim Durumu

 

Bir ülkenin gelişmişlik düzeyini saptarken eğitim en temel ölçüttür. Ülkemizde okur yazarlık oranı gittikçe artmakla birlikte, hala istenen düzeyde değildir. Buna bağlı olarak gazete, dergi ve kitap tüketimi gelişmiş ülkelerdeki düzeyin çok altındadır. Nüfusun, %46,1’ini ilkokul, %7,4’ünü ortaokul, %7,8’ini lise ve %3,2’sini yüksek öğrenim düzeyinde eğitim alanlar oluşturmaktadır. Hiç eğitim almamış olanlar %19,6, okula gitmemiş okuryazarlar ise % 15,9’dur. Kırsal kesimde iş gücüne duyulan ihtiyaç nedeniyle çocukların okula gönderilememesi, kız çocuklarının eğitimine önem verilmemesi ve okullaşma oranının yetersizliği eğitimin istenen düzeye gelmesini engellemektedir.

 

Etkin Nüfusun Sektörlere Dağılımı

 

1990 yılı verilerine göre etkin nüfusumuz 23,3 milyon kişidir. Bu nüfusun sektörlere dağılımı ise şöyledir. Tarım sektöründe çalışan 12 milyon 118 bin kişi etkin nüfusun %49’unu, Endüstri sektöründe çalışan 2 milyon 910 bin kişi etkin nüfusun %15,2’sini, Hizmet sektöründe çalışan 7 milyon 919 bin kişi etkin nüfusun %35,8’ini oluşturmaktadır.

 

Türkiye’de Yerleşmeler

 

Türkiye’de yerleşmeler ekonomik etkinliğe bağlı olarak ikiye ayrılır.

 

Sürekli Yerleşmeler

Geçici Yerleşmeler

 

Sürekli Yerleşmeler

 

Türkiye’de sürekli yerleşmeler ekonomik etkinliklerine ve idari yapılarına göre gruplandırılır.

 

Kent Yerleşmeleri

Kır Yerleşmeleri

 

Kent Yerleşmeleri

 

Nüfusu 10.000’in üzerinde olan, kaymakam veya vali tarafından yönetilen, iş bölümünün belirgin, tüketici nüfusun fazla, ekonomik faaliyetin endüstri, ticaret, turizm vb. olduğu yerleşim merkezleridir. Kentler, iş olanaklarının daha fazla olması nedeniyle, kırsal kesimden sürekli göç alarak büyümektedir. Buna bağlı olarak Türkiye’de hızlı bir kentleşme süreci  devam etmektedir. 1990 nüfus sayımına göre toplam nüfusun 33,8 milyonu (% 59,1)  kentlerde yaşamaktadır.

 http://www.fotograf.web.tr/gel.php?f=9785

Kır Yerleşmeleri

 

Nüfusu 2000’den az olan, muhtar tarafından yönetilen, üretici nüfusun fazla olduğu, iş bölümünün belirgin olmadığı, ekonomik faaliyetin tarım ve hayvancılığa dayalı olduğu, konutlarda yapı malzemesinin doğadan temin edildiği yerleşmelerdir. Yerleşmeler arazinin yapısı ve su kaynaklarının özelliğine göre ikiye ayrılır.

 

Toplu Kır Yerleşmeleri

Dağınık Kır Yerleşmeleri

 

Toplu Kır Yerleşmeleri

 

Evlerin birbirine çok yakın olduğu kır yerleşmeleridir. Bu tür yerleşmelerde iklim koşulları belirleyici olmuştur. Yerleşim birimleri su kaynaklarının çevresinde toplanmıştır. İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinde yaygın olarak görülür.

 

Dağınık Kır Yerleşmeleri

 

Evler arasında uzaklığın fazla olduğu, geniş bir alana yayılan kır yerleşmeleridir. Bu tür yerleşmelerde arazinin engebelik durumu tarım topraklarının küçük, parçalı ve dağınık olması belirleyici olmuştur. Yağışların ve su kaynaklarının bol olması dağınık yerleşmeyi kolaylaştırmıştır. Karadeniz Bölgesi’nde  dağınık yerleşme yaygındır.

 

Geçici Yerleşmeler

 

Ülkemizde kır yerleşmelerinin, ekonomik açıdan tamamlayıcısı olarak  gelişmiş, ekonomik faaliyetin  tarım ve hayvancılığa dayalı olduğu yerleşmelerdir.  Yayla, mezra, oba, kom, ağıl gibi adlar verilen geçici yerleşmeler Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaygın olarak görülür. Ayrıca mevsimlik olarak konaklamak amacıyla gidilen yazlık siteler, dağ ve bağ evleri de geçici yerleşmelerdir.

 

Yayla : Yaz aylarında hayvan otlatmak veya tarımsal faaliyette bulunmak amacıyla gidilen geçici yerleşmelerdir. Yaylalar dinlenmek  amacıyla gidilen yazlık sayfiye yerleri de olabilir.

 

Mezra : bazı ailelerin tarım alanlarının az olması, kan davaları gibi nedenlerle bulundukları sürekli yerleşmelerden ayrılıp daha uzak bir yere yerleşmesiyle oluşmuş yerleşmelerdir. Tarımsal faaliyetler hayvancılığa göre ön plandadır. Bir kaç  ev ve eklentilerden oluşan mezralar zamanla sürekli yerleşme haline gelebilir. Örneğin Elazığ, Harput’un bir mezrası iken zamanla büyüyerek kent haline gelmiştir.

 

Oba : Daha çok göçebe hayvancılık yapan toplulukların geçici olarak yerleşip, çadır kurdukları yerleşmelerdir.

 

Dam : Köy ailelerinin geçici bir süre için yararlandıkları yerleşme biçimidir. Bölge köy yerleşmelerinde bir kısım aileler, birkaç aylık süre için köylerinden ayrılarak, kendi bahçe, tarla ve otlaklarındaki damlarda oturduktan sonra, tekrar köylerine dönerler.

 

Kom : Ekonomik faaliyetin büyük ölçüde hayvancılığa dayalı olduğu aileler veya kişiler tarafından oluşturulan geçici yerleşmelerdir.

 

Ağıl : Hayvanların barındığı, çevresi taş veya ahşap ile çevrili yerlere ağıl adı verilmektedir. Ağıllar zamanla nüfusun artmasına bağlı olarak sürekli yerleşme haline gelebilir. Sürü sahipleri tarafından kurulan ağıllar kış mevsiminde hayvanların korunması amacıyla kullanılır.

 http://www.arkitera.com/UserFiles/Image/news/2006/09/21/safranbolu2.jpg

Türkiye’de Görülen Konut Tipleri

 

Dünya’nın her yerinde olduğu gibi Türkiye’de de konut tiplerini belirleyen temel etmen iklim koşullarıdır. Ayrıca jeolojik yapı, bitki örtüsü gibi doğa doğal koşullar da konut tiplerini belirlemektedir. Ülkemizde ekonomik ve kültürel gelişme, doğal çevrenin konut tipleri üzerindeki etkisini azaltmaktadır.

 

Kerpiç Evler : Kerpiç evlerde yapı malzemesi olarak killi toprak kullanılmaktadır. Killi toprak samanla karıştırılarak çamur haline getirilir, kalıplara dökülerek kurutulur. Kerpiç evler, yağışların az, iklimin kurak olduğu İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaygın olarak görülür.

 

Taş Evler : Arazinin dağlık olduğu, ağacın ve toprağın yeterince bulunmadığı yerlerde yaygın olan konut tipidir. Yapı malzemesi olarak kullanılan taşlar genellikle yakın çevreden karşılanır. Akdeniz’de Toros Dağları, İç Anadolu’da Nevşehir, Ürgüp Yöresi, Güneydoğu Anadolu’da Mardin Yöresi taş evlerin yaygın olduğu yerlerdir.

 

Ahşap Evler : İklimin nemli ormanın bol olduğu yerlerde yapı malzemesi olarak ağacın kullanıldığı konut tipidir. Bazı yörelerde ağaçla birlikte taş veya kerpiç de kullanılır. Taş evler ormanların geniş yer kapladığı Karadeniz Bölgesi’nde yaygın olarak kullanılır.

 

Betonarme Evler : Yapı malzemesi olarak demir, beton ve tuğlanın kullanıldığı konut tipidir. Son yıllarda kullanımı artan betonarme evler, sanayileşme nedeniyle   Marmara ve Ege Bölgesi’nde yaygın olarak görülür.

www.ilimsel.com dan alınmıştır.

yok YorumYorum yaz!Bağlantı


13/4/2008 - İLK YERLEŞMELER VE DEĞİŞİM

İLK YERLEŞMELER VE DEĞİŞİM:

Yerleşme: Eylem olarak her hangi bir yerde barınma amacıyla oturma eğleşme olayıdır. Beşeri Coğrafya açısından yerleşme; insanın herhangi bir alanı yurt edinmesi ve orada sürekli yaşamasıdır.

      Coğrafi anlamda meskenlerin toplandığı köy, belde,  şehir gibi birimlerdir. Dünyadaki en ilkel evden en modern yapılara kadar bütün binaları kapsar. İnsanların yaşadığı, barındığı ve geçimlerini sağlamak amacıyla çalıştığı yeri kapsayan alandır.

      Doğumdan- ölüme, korkudan – güvene, var olmadan – yok olmaya kadar her şey yerleşme içindedir. İnsanın sosyal bir varlık olması yerleşme sayesinde olmuştur. İnsan hangi uygarlık seviyesinde olursa olsun ihtiyaçlarını yeraltı ve yer üstünden karşılar. Bu ihtiyaçların başlıcaları beslenme, barınma, sosyal ve ekonomik işbirliğidir. İnsan yerleşme yerini oluştururken de hem çevreden yararlanmış hem de çevreyi değiştirmiştir.

                  Yerleşmeyi başlatan olaylar:

1-    Beslenme şartları: İnsanların topladığı yiyecekleri saklama ve birlikte yeme isteği.

2-    İklim Şartları: Aşırı sıcak, yağış ve soğuk gibi hava koşullarının olumsuz etkisinden korunmak

3-    Korunma duygusu: İnsanların doğa koşulları, diğer insanlar ve yabani hayvanlardan gelecek tehlikelere karşı önlem almak ve birlikte karşı koyma istekleri.

4-    Tarım olayının başlaması: İnsanların toplayıcılıktan ekip biçmeyi öğrenmeleri onları toprağa bağlamıştır. Bu olay insanların yerleşmeler kurmasına neden olmuştur. Gerçek anlamda yerleşme tarım toplumuyla başlar.

5-    Su kaynakları: İçme suyu sağlama, tarım alanlarını sulama ihtiyacı insanları su kaynakları yakınlarına yerleşmeye zorlamış, bunun sonucunda insanlar su kaynakları başlarında toplanıp yerleşmeler kurmuşladır. Dünyanın ilk medeniyetleri hep su kaynakları kıyılarında kurulmuştur.

     

            Dünyada ilk yerleşmelerin kurulduğu alanlar Nil Nehri Vadisi, Çin ovaları ( Sarıırmak, Gökırmak), İndus ve Ganj vadisi, Fırat ve Dicle ırmaklarının arası( Mezopotamya)bölgelerdir. 

 

           YERLEŞMELERİN FARKLILAŞMASI:

         

           1- İlk çağlarda dönemlerde yeryüzündeki herhangi bir saha ancak küçük insan gruplarını besleyebilmekteydi. İnsanlar barınak olarak doğal barınak olan mağaraları ve ağaç kovuklarını kullanıyordu. Kaba cisimleri silah olarak kullanmışlardır. Bu dönemde insanlar toplayıcılık ve avcılık ile geçim sağlamaktaydı.

      Dünyadaki ilk yerleşmeler bir kaç evden oluşan köyaltı veya  köy tipi yerleşmelerdir. Bunlar ileride büyüyerek köyaltı yerleşmeler köyleri, köyler de şehir yerleşmelerini oluşturmuşlardır.

 

     2- İnsanoğlu yaklaşık 10.000 yıl önce yerleşik hayata geçişle yapmıştır. İnsanlar yerleşik hayata geçmesi, tarım toplumuna geçişle küçük sahalarda daha fazla nüfusu besleyebilir duruma gelmiştir. Bu dönemde insanlar tarım toplumuna geçişle birlikte, toprağı ekip biçmeyi, çeşitli ürünler yetiştirmeyi ve bunları stok yaparak kış dönemlerinde de rahat ve bol beslenmeyi, ayrıca hayvanları evcilleştirerek onların ürünlerinden faydalanmayı öğrenmiş ve daha fazla insanın beslenmesine yetecek bir ortama kavuşmuşlardır. Yeryüzünde gerçek anlamda yerleşmeler bu dönemde kurulmaya başlanmıştır. İnsan yapısı meskenler ve ilk köy tipi yerleşmeler kurulmuştur.

 

             3- Tarımsal faaliyetler su kaynakları fazla olan yerlerde yapılacağından dünyada ilk yerleşme alanları akarsu havzaları veya boyları olmuştur. Tarım koşullarının elverişli olduğu Ganj, İndus, Fırat, Nil, Mekong gibi akarsu havzaları ilk yerleşme alanları olmuştur. Buralarda dönemin büyük yerleşmeleri oluşmuş bir yönden “tarım şehirlerinin” temeli atılmıştır.

         Bu nehirler boyunda ilk yerleşmelerin bulunduğu ülkeler sırasıyla, Hindistan, Irak, Mısır, Çin, bu nehirlerin kenarlarının tercih edilme nedenleri Geneli ılıman kuşakta yer alması, akarsu boyu olup su kaynağı etrafında olması, tarım imkânları verimli toprakların olması, sulama imkânları ve ulaşım imkânları iyi olduğu için buralar ilk yerleşme alanı olarak seçilmiştir. 

        Tarihçiler ve sosyologlar şehirlerin ortaya çıkışını medeniyetlerin doğuşu olarak değerlendirirler. M.Ö.8000- 7000 yıllarında kurulan ilk yerleşmeler tarım ekonomisine dayanıyordu.   

 

        4- Akarsu boylarında sulamalı tarımın uygulanabilmesi için insanların iş bölümü ve işbirliği yapmaları gerekmiş, bunun sonucunda tarım ve sulamaya yönelik yeni teknikler bulunmuş, yeni meslekler ortaya çıkmıştır. Böylece hem üretim artmış, hem de ulaşım gelişmiştir.

        İnsanların ihtiyaçlarından fazla üretim yapmaları, ihtiyacı olanları başka insanlardan takas yoluyla değiştirmeleri, daha sonra da tüccarlar aracılığı başkalarıyla alıp- satmaya başlamaları ile ticaret doğdu. Genel olarak önemli yollar üzerinde bulunan veya deniz kıyılarında bulunup, ticaretin yoğunlaştığı alanlarda “ticaret şehirleri” doğdu.

 

        5- İnsanların deniz aşırı ülkelere ulaşma ve oralardan faydalanma isteği deniz kıyılarında limanların ve yerleşmelerin kurulmasına yol açtı. Limanları sayesinde büyüyen yerleşmeler “liman şehirleri” ni meydana getirdi.  

 

       6- Dünyada nüfusun artması ile şehirlerin bir araya gelerek irili ufaklı devletler kurulmuş, bu devletlerin kendilerine bir yönetim merkezi( başkent)  seçmeleri ile “idari şehirler” ortaya çıkmıştır.

 

       7-İnsanların önemli bir sosyal yönü de inançlarıdır. İnsanların dini inançları ve bu dince kutsal sayılan kişilerin, peygamberlerin yaşadığı, önemli eserleri ve hatıralarının bulunduğu yerler, dinen kutsal sayılan yapılar ve mabetlerin bulunduğu yerleşmeler nüfuslarını artırmış şehir haline gelmeleri ile de “dini şehirler” ortaya çıkmıştır.    

 

       8- Demir, bakır, kömür, petrol gibi madenlerin olduğu yerlerde açılan maden ocakları ve çıkarılan madenleri işlemek için kurulan tesislerde çalışmak için çok sayıda insanların buralara yerleşmeleri ile büyük nüfus artışları olmuş böylece “maden şehirleri” ortaya çıkmıştır.

 

       9-İnsanların en önemli özelliği aklı sayesinde buluşlar yapan ve eserler ortaya koyan canlı olmasıdır. İnsanın bilgi birikimi be yaptığı buluşlarla sanayi devrimi yapmıştır. Bu sayede kendi ve hayvan gücünün yerini makine gücü almıştır. Makine gücü ile çalışan atölye ve fabrikaları kumaları sayesinde yoğun üretim ve güçlü ekonomiler oluşturmuştur. 19. yy. ‘da sanayi devrimi ile kırdan kente göçle şehirleşme hızını artırmıştır. Bununla fonksiyonlu ve modern yapıdaki “ sanayi şehirleri “ doğmuştur.

 

      10-Ekonomik hayatın yoğunlaşması, kentleşmenin artması, kentlerde meydana gelen çevresel sorunlar, çalışma hayatının yorgunluğu ve monotonluğu ve stresinden bunalan insanların belirli dönemlerde dinlenme ve eğlenme ihtiyaçları doğmuştur. İnsanların eğlenmek ve dinlenmek için yaptıkları seyahatler turizmi oluşturmuştur. Turistik değerleri ve özellikleri fazla olan ve çok sayıda turistin gelip gittiği ve turizm faaliyetlerinin yoğunlaştığı kentler “turizm şehirlerini “doğurmuştur.

 

       11-Son yüzyılda bilgi ve iletişim alanında gelişme ve değişim yaşanmaktadır. Günümüzde ise sadece bilimsel çalışmaların yapılması için” teknoloji kentleri” ( Tekno- kentler veya bilişim kentleri) kurulmaya çalışmaktadır.

 

 

 

1 YorumYorum yaz!Bağlantı


6/3/2008 - DÜNYAMIZIN EVRENDEKİ YERİ

 

DÜNYA’NIN EVRENDEKİ YERİ

EVREN: Bütün gök cisimlerini (yıldızlar, gezegenler, kuyruklu yıldızlar, uydular, meteorlar) içinde bulunduran ortamdır. Evren uzay içerisinde bulunmakta ve onun bir parçasını meydana getirmektedir. Evren ve uzayın sınırına ilişkin herhangi bir bilgiye sahip olunamaması bunlar için çoğu zaman sınırsız boşluk tanımlamasının kullanılmasına neden olmaktadır.

 

YILDIZ: Isı ve ışık saçan gök cisimleridirler. Dünya’ya en yakın yıldız Güneş’tir.

 

NEBULA: Genelde bir çekirdek çevresinde sarmal şekilde genişleyerek yavaşça dönen ve kızgın gazlardan oluşan gök cisimleridirler. Dünya’ya en yakın nebula Andromed adı verilen nebuladır.(Uzaklığı 800.000 ışık yılı)

 

KUYRUKLU YILDIZ: Bunlar nebulalara benzer biçimde gazlardan meydana gelmiş gök cisimleridirler. Baş ve kuyruk olmak üzere iki bölümden oluşmaktadırlar. Baş kısmı küçük kuyruk bölümü uzundur. Kuyruk kısımları Güneş’in aksi yönüne doğru uzanır. Bunlar gezegenlere ve uydulara göre daha küçüktürler, kuyruklarında kozmik tozlar ve buz kristalleri bulunmaktadır.

 

GEZEGEN: Kendi etrafında ve belli bir yörünge üzerinde bağlı bulunduğu sistemin merkezindeki yıldızın çevresinde dolanan gök cisimleridirler. Gezegenlerin kendileri ısı ve ışık kaynağı değildir, yıldızlardan aldıkları ışığı yansıtırlar.

 

GÜNEŞ SİSTEMİ: Güneş'in çekim gücünün etkisinde olan gök cisimlerinin oluşturduğu sistemdir. Bu sistem içerisinde Dünya’nın da bulunduğu gezegenler, uydular, asteroitler ve gök taşları, Güneş’in çekim etkisinde kalarak etrafında bir yörünge boyunca dönmektedirler.

 

GALAKSİ(GÖKADA): Milyarlarca yıldız ve diğer gök cisimlerinden meydana gelen daire biçimindeki yıldız sistemidir. Güneş sisteminin bulunduğu yıldızlar kümesi­dir.

 

SAMANYOLU GALAKSİSİ: Dünya’nın içerisinde bulunduğu Güneş sistemi, Samanyolu Galaksisi adı verilen sistem içerisinde yer almaktadır.

IŞIK HIZI: Işığın boşluktaki hızı 300 000 km/saniyedir. Işığın 1 yılda aldığı yola  ‘’ışık yılı’’ adı verilir. Ay’ın Dünya’dan uzaklığı 382 000 km’dir.(1,27 ışık saniyesi).Dünya ve Güneş arasındaki uzaklık 8 ışık dakikasıdır. Dünya’ya en yakın yıldız olan Proxima Centauri 4,2 ışık yılı uzaklıkta bulunmaktadır.

 

KAYNAK: http://www.cografyamvehayat.com/ 

çok güzel bir site tavsiyemdir.

 

yok YorumYorum yaz!Bağlantı


<- SONRAKİ SAYFAM ->
karakurum

SİTE İÇİ ARAMA MOTORU

GÜNLÜK SAYAÇ


BENİMLE İLGİLİ

UFKU EN GENİŞ OLAN COĞRAFYACILARIN VE COĞRAFYA SEVERLERİN MEKANI

BENİM DUYURULARIM


11/03/2008 :

Site içi arama motoru eklenmiştir aradığınız konuyu yazarak rahatlıkla bulabilirsiniz. saygılar ve sevgiler.



11/03/2008 :

Site içi coğrafya konularını tablodan bulabilirsiniz. tabloda ardığınız konuyla ilgili yere tıklayıp bulabilirsiniz.



08/02/2008 :

Arşivime mutlaka bakınız. mutlaka hoşunuza gidecek bir konu bulabilirsiniz. istediğiniz bilgilere daha rahat ulaşabilirsiniz.


BANNERLERİM

COĞRAFYAMİZ

BANNERİMİ SİTENİZE EKLEME KODU

COĞRAFYAMİZ

BANNERİMİ SİTENİZE EKLEME KODU

ARAMA MOTORU

SAYAÇ


counter

SON YAZILARIM

LİSE 4 COĞRAFYA DERS KİTABI ETKİNLİKLERİ
LİSE 3 COĞRAFYA DERS KİTABI ETKİNLİKLERİ
LİSE 2 COĞRAFYA DERS KİTABI ETKİNLİKLERİ
LİSE 1 COĞRAFYA DERS KİTABINDAKİ ETKİNLİKLER
2009/2010 SENEBAŞI COĞRAFYA ZÜMRE ÖĞRETMENLER TUTANAĞI
TÜRKİYEMİZİ VE DÜNYAMIZI KAPLAYAN BİTKİ ÖRTÜLERİ SUNUMU
YERKABUĞUNUN ZAYIF KUŞAKLARI FULL SUNUM
TOPOĞRAFYA VE KAYAÇLAR FULL SUNUM
DÜNYA HARİTALARI SUNUMU (230 ADET)
BEŞERİ YAPI FULL SUNUM
DIŞ KUVVETLER ( YERYÜZÜNÜN BİÇİMLENMESİ FULL ) SUNUM
İÇ KUVVETLER ( DERİNLERDEN GELEN GÜÇ FULL SUNUM )
ÜNLÜ COĞRAFYACILAR VE COĞRAFYA YA KATKI SAĞLAYAN BİLİM ADAMLARI
TÜRKİYE HARİTALARI SUNUMU (200 TANE )
COĞRAFYA'DA ÖRNEKLERLE TABLO YORUMLARI
COĞRAFYA'DA SICAKLIK VE YAĞIŞ GRAFİĞİ YORUMU
COĞRAFYA'DA FARKLI YARIM KÜRELERDE SICAKLIK YORUMU
COĞRAFYADA AKARSU AKIM GRAFİKLERİ VE MATEMATİK KONUM YORUMU
COĞRAFYADA ÖRNEKLERLE DAİRE VE SÜTUN GRAFİĞİ YORUMU
GRAFİK VE TABLO SORULARINI ÇÖZERKEN DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR
YERKABUĞUNU OLUŞTURAN TAŞLAR
JEOTERMAL ENERJİ
TÜRKİYE'DEKİ BÜYÜK DEPREMLER
DOĞAL AFET TERİMLERİ
AKDENİZ'DE HOMOTERMİ

GENÇ COĞRAFYACI

cografyamiz

EN ÇOK ZİYARET EDİLEN KONULAR

* Coğrafya Konu Arşivi
* Lise-1- coğrafya konuları
* Lise-2- coğrafya konuları
* Lise-1-Soruları
* Lise-2-Soruları
* Coğrafya soru bankası
* LİSE-1-2-3-Sunumlar
* Genel coğrafya konuları
* Coğrafya bulmacalar ve animasyonlar
* Coğrafi bölgelerimiz
* Türkiye coğrafyası
* Türkiye dünya ve dilsiz haritalar
* Doğal afetler
* Ünlü coğrafyacılar
* Coğrafya ve kuran-ı kerim
* coğrafya Grafik Yorumlama
*Coğrafyada ilginç bilgiler

ATATÜRK DİYOR Kİ

ATATÜRK


11/03/2008 :

Coğrafya yı ve Coğrafyasını iyi bilen bir millet, şüphesiz ondan faydalanmasını ve onu korumasınıda da iyi bilir. "ATATÜRK''

ŞEHİT ÖĞRETMENLERİMİZ

ŞEHİT ÖĞRETMENLERİMİZ ANISINA 1
ŞEHİT ÖĞRETMENLERİMİZ ANISINA 2

BAĞLANTILARIM

Ana Sayfa
Profilim
ARŞİVİME BAKINIZ
Bizim Coğrafya
Coğrafyam Net
Coğrafyamız Net
Coğrafya Öğretmeni
Mekan Bilim
Coğrafya Saati
Coğrafya Tv
Coğrafya Kulübü
Gezegenim
Geobilim
Türk Coğrafya
Coğrafya Sevgisi
Ramazan Özey
Yeryüzü
Ülkeler Net
Coğrafyam Org
Coğrafya Dersim
Meteoroloji Gov
Ağaçlarımız
MTA
İl İl Tanıtım Belgeselleri
Dünya Nüfus Artış Göstergesi
Nüfus Piramidi Oluşturmak
Meb Coğrafya İnternet Tv
Coğrafya Lise
Coğrafya Tutkudur
Tubitak
Biltek
Tüm Coğrafya Şekilleri
Sosyal Dersleri
Atlas Dergisi
Dünya Depremleri
Fiziki Coğrafya
E Coğrafya
Coğrafyalar
Türk Coğrafya Kurumu
Animasyon Sitesi 1
Ülkemizdeki Son Depremler
OGM
BBC Gezegen
Dünya Saatleri
Deprem Haritaları
Resimlerle Dünya Turu 1
Resimlerle Dünya Turu 2
Güneş Sistemi
Türkiye Resimleri
Resimlerle Uzayda Yolculuk
Coğrafya Sözlüğü Bilgi Çağ
Coğrafya Sözlüğü Coğrafya Biz
Gök Bilim Terimler Sözlüğü
Burçlar ve Kayaçlar
Animasyon Sitesi 2
Animasyan Sitesi 3
Animasyan Sitesi 4
İngilizce Siteleri Türkçeye Çeviren Site
Depremle İlgili Herşey
Diğer Gezegenlerdeki Kilonuzu Bulun
Diğer Gezegenlerdeki Yaşınızı Bulun
Gayzerler
Ülkelerin Yerel Saatleri 2
Uydudan Dünyamız
Sosyal Bilimler Biz
Coğrafyam ve Hayat
İlimsel
Yaşar Eren JEOLOJİ
Coğrafyamız
Dünya Ülkelerinin Animasyon Sitesi
Test Grup
Coğrafya Dünyası
Sanal Coğrafya Dersi

ZİYARETÇİLERİM HANGİ KONULARI İNCELİYOR

KATEGORİLERİM

gerçek yaşam öyküleri
zirvedeki yaşamlar

ARKADAŞLRIM

aysberg
meyraca
mamila
kalender2006
gercekyasamdan
mehpareogt
vezirhan
womentuana
ata1881
herneysem
hayalevi72
nefci
senaz
karakurum
lilyum52
suppruss
huseyinizgi1984
GÜVEN AKBULUT
lilyy
myoopie
pervince
vatanseverpatriot
vakanuvis
supprussceyiz
ebrugiller
edanurkiz
huzuryolu1
omrumsana
güven akbulut
nostaljik
benelifim
supertaekwondo
kkucukkelebek
enginsalli

GÜNÜN SÖZÜ



11/03/2008 :

Ufku en geniş olanlar coğrafyacılardır. Prof. Dr. Hayati DOĞANAY.

TÜRKİYEMİZDEN BİLGİLER



11/03/2008 :

Türkiyemizin nüfüsu 2007 sayımına göre 70.586.256 dir.

DÜNYAMIZDAN BİLGİLER



11/03/2008 :

Dünyamızın nüfusu 6 500 000 000 dır.

COĞRAFYADA İLGİNÇ BİLGİLER



11/03/2008 :

Cezayirin topraklarının yüzde 80 nini Büyük Sahra çölü kaplar.

İLGİNÇ BİLGİLER



11/03/2008 :

Anne sütünün yüzde 88 sudur.

DOST BANNERLERİ

vatanseverpatriot
ibrahim yalcin
Laracroft chez Lalique
coğrafyacı
lunatic
Geograpy

Geograpy

lilyum52
gerçek yaşamdan
meyraca1
artmamila
aysberg
vakanuvis
Huzuryolu 1
Cortar na Casaca
Image Hosted by ImageShack.us
SUPPRUSS TAKI