Türkiye

SİTE İÇİ KATEGORİLER

LİSE -1- COĞRAFYA LİSE -2- COĞRAFYA LİSE -1- COĞRAFYA SORULARI LİSE -2 - COĞRAFYA SORULARI COĞRAFYA ZÜMRE TOPLANTI TUTANAKLARI MANZARA RESİMLERİ
COĞRAFYA SORU BANKASI COĞRAFYA BULMACA VE ANİMASYON COĞRAFYA VE DİNİMİZ ASTRONOMİ COĞRAFİ BÖLGELER GENEL COĞRAFYA
TÜRKİYE COĞRAFYASI TÜRKİYE-DÜNYA HARİTALARI VE DİLSİZ HARİTALARI COĞRAFYA ŞİİRLERİ SINIF REHBER ÖĞRETMENLERİ İÇİN KAYNAKLAR COĞRAFYA DA İLGİNÇ BİLGİLER LİSE -1-2-3-4 SUNUMLAR
***SİTEDE BULUNAN LİSE 1 COĞRAFYA KONULARI*** ***COĞRAFYA'YA GİRİŞ*** ***Coğrafyanın tanımı, konusu, bölümleri ve prensibleri*** ***Mehmet ZOR arkadaşımdan Doğa ve İnsan ders notu*** ***Mehmet ZOR arkadaşımdan Coğrafyanın konusu ders notu*** ***DIŞ KUVVETLER*** ***Mehmet ZOR hocamdan dış kuvvetlerin tamamı ders notu*** ***Akarsular*** ***Akarsu Aşındırma Şekilleri*** ***Akarsu Biriktirme Şekilleri*** ***Rüzgar Aşındırma ve Biriktirme Şekilleri*** ***Buzulların Aşındırma ve Biriktirme Şekilleri*** ***Karstik Aşındırma Ve Biriktirme Şekilleri*** ***Dalga ve Akıntıların Aşındırma ve Biriktirme Şekilleri*** ***Kıyı Tipleri*** ***İÇ KUVVETLER*** ***Mehmet ZOR arkadaşımdan İç kuvvetlerin tamamı ders notu*** ***Mehmet ZOR arkadaşımın hazırlamış olduğu yerin yapısı ve oluşum süreci *** ***Yerkabuğunun iç yapısı ( Litosfer )*** ***Jeolojik Devirler (Zaman Cetveli )*** ***Deprem ( Seizma )*** ***Fay ve Fay Tipleri*** ***Volkanizma*** ***Yanardağ Püskürme Tipleri*** ***Epirojenez ( Kıta Oluşumu )*** ***Orojenez ( Dağ Oluşumu )*** ***İKLİM BİLGİSİ*** ***Mehmet ZOR arkadaşımdan Atmosfer Ders notu*** ***Atmosfer ve Katmanları*** ***Atmosferin Faydaları ve Özellikleri*** ***Ozon Tabakasını etkileyen faktörler*** ***Mehmet ZOR arkadaşımın İklim bilgisi ders notu tamamı*** ***İklim ile ilgili Terimler*** ***Mehmet ZOR Arkadaşımın Hazırladığı İklim Tipleri Ders Notları*** ***çöller*** ***Mehmet ZOR arkadaşımın hazırlamış olduğu sıcaklık ders notları*** ***İklim Elemanları - Sıcaklık*** ***Yeryüzünde Sıcaklığın Dağılışı*** ***Nem*** ***Mehmet ZOR arkadaşımın hazırlamış olduğu Basınç ve Rüzgarlar ders notları*** ***Basınç*** ***Rüzgar*** ***Rüzgarlar 2*** ***Yerel Rüzgarlar ( Açıklamalı ) *** ***Mehmet ZOR arkadaşımın hazırlamış olduğu nemlilk ve yağış konusu*** ***Yağış ve Nem*** ***Sis Ve Çeşitleri*** ***Su ( Yağmur ) nasıl oluşur? Bulutlar *** ***Yüksekliklerine göre Bulutlar Bulut çeşitleri*** ***DÜNYANIN KATMANLARI GENEL ANLATIM*** ***Dünyanın Katmanları*** ***METEOROLOJİDE KULLANILAN ALETLER*** ***Meteorolojide kullanılan aletler*** ***Basınç ve Barometre*** ***Sıcaklığı Ölçen aletler*** ***Nemi ölçen aletler*** ***Rüzgarı ölçen aletler*** ***Yağışı ölçen aletler*** ***Buharalaşmayı ölçen aletler*** ***Radyasyonu ölçen aletler*** ***Güneşlenme süresini ölçen aletler*** ***HARİTA BİLGİSİ*** ***Harita Nedir? *** ***Harita Bilgisi, Yön bulma, İzohipsler*** ***Harita genel bilgileri ölçekler*** ***Projeksiyon yöntemi*** ***Harita nedir? Haritayı kimler üretir? *** ***Haritalarda Ölçek Bilgisi*** ***Harita nasıl kullanılır? *** ***Harita Bilgileri, izohips, haritaların anlattıkları, kroki*** ***Mehmet ZOR arkadaşımdan izohipsler ders notu*** ***Mehmet ZOR arkadaşımdan Tüm Harita Bilgisi Ders notları*** ***Mehmet ZOR arkadaşımdan Harita bilgisi ders notu 2*** ***YERKÜRENİN ŞEKLİ VE SONUÇLARI*** ***Dünyamızın Evrendeki Yeri*** ***Yerkürenin şekli ve boyutları*** ***Dünyamızın Şekli Hareketleri Ve Sonuçları*** ***Mehmet ZOR arkadaşımdan Dünyanın Şekli ve Hareketleri Ders notu*** ***Mehmet ZOR arkadaşımdan Yeryuvarı ve evren, dünyanın şekli ve hareketleri ders notu*** ***Mehmet ZOR arkadaşımdan Mevsimler ve Özellikleri ders notu*** ***Coğrafi Koordinat Sistemi ( Paralel ve Meridyenler) *** ***Mehmet ZOR arkadaşımdan Paralel ve Meridyenler ders notu*** ***YAŞADIĞIM YERDEN ÜLKEME*** ***Türkiyemizin Ovaları*** ***Türkiyemizin Platoları*** ***Türkiyemizin Dağları*** ***Türkiyemizin İklimi*** ***Türkiyemizin Akarsuları ve Özellikleri*** ***Türkiyemizin Yeraltı Suları ve Kaynakları*** ***Türkiyemizin Gölleri ve Oluşumları*** ***Türkiyenin Bitki Örtüsü*** ***Türkiyede Heyelan ve Erezyon*** ***Türkiyede Nüfus ve Yerleşme*** ***BEŞERİ YAPI*** ***İlk yerleşmeler ve değişmeler*** ***Yerleşmeyi Sınırlandıran Faktörler*** ***Yerleşme Tipleri ve Özelliklleri lise 1-2*** ***Yerleşmenin Dağılışını Etkileyen Faktörler*** ****SİTE BULUNAN LİSE 2 COĞRAFYA KONULARI *******NÜFUS GELİŞİMİ DAĞILIŞI VE NİTELİKLERİ*** ***2007 Nüfus sayımı sonuçları*** ***Nüfus, nüfusun önemi ve nüfus sayımları*** ***Dünyada nüfus genel*** ***Dünya nüfusunun tarihsel değişimi*** ***Dünya nüfusunun tarihsel değişimi 2*** ***Dünyada nüfus artışı*** Dünyada nüfus artışı 2*** ***Dünyada nüfusun alansal dağılışı*** ***Nüfus Piramitleri*** ***LEVHALAR*** ***Levhalar ve Levha Tektoniği Kuramı*** ***Mehmet ZOR arkadaşımın hazırlamış olduğu Levha Sınırları ders notları*** ***GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE EKONOMİK FALİYETLER*** ***Geçmişten Günümüze Hayat Tarzları*** ***Ekonomik Faliyetlerin Sınıflandırması*** ***GÖÇLERİN NEDENLERİ VE SONUÇLARI*** ***Geçmişten Günümüze Tarihi Göç Hikayeleri*** ***Göç ve Göç Çeşitleri*** ***Göçün Mekansal Etkileri*** ***Türkiye'den iç ve dış göçler*** ***Türkiye'ye yerleşen göçmenler*** ***DÜNYAYI KAPLAYAN ÖRTÜ BİTKİ VE İKLİM TİPLERİ*** ***Yeryüzündeki bitki örtülerinin sınıflandırılması ve dağılışı*** ***Yeryüzünde görülen iklim tipleri ve özellikleri*** ***Mehmet ZOR Arkadaşımın Hazırlamış Olduğu İklim Tipleri*** ***Dünyanın en güzel 7 Vahası*** ***Türkiyedeki relikt ve endemik bitkiler*** ***TOPOĞRAFYA VE KAYAÇLAR*** ***Mehmet ZOR arkadaşımdan topoğrafya ve kayaçlar ders notu*** ***Kayaç Döngüsü nedir? *** ***Yerkabuğunun ana maddesi kayaçlar*** ***Yerkabuğunu oluşturan taşlar*** ***Kıymetli ve Yarı Kıymetli taşlar*** ***Mineraller*** ***SU KAYNAKLARI*** ***Mehmet ZOR arkadaşımda Su Kaynakları ders notları*** ***Dünyadaki Su Kaynakları*** ***Volkanizma ve Sıcak su kaynakları ilişkisi*** ***Dünya Sıcak Su Haritası*** ***TOPRAĞIN HİKÂYESİ*** ***Toprağın Oluşumu, Toprağın Katmanları ve Çeşitleri*** ***Türkiyede Toprak Çeşitleri*** ***MEKANSAL BİR SENTEZ TÜRKİYE*** ***Türkiyemizin Ovaları*** ***Türkiyemizin Platoları*** ***Türkiyemizin Dağları*** ***Türkiyemizin İklimi*** ***Türkiyemizin Akarsuları ve Özellikleri*** ***Türkiyemizin Yeraltı Suları ve Kaynakları*** ***Türkiyemizin Gölleri ve Oluşumları*** ***Türkiyenin Bitki Örtüsü*** ***Türkiyede Heyelan ve Erezyon*** ***Türkiye'de Ulaşım*** ***Türkiyemizi Çevreleyen Denizler*** ***Türkiye'de Turizm*** ***Yerleşme Tipleri ve Özellikleri*** ***Yerleşmelerin dağılışını etkileyen Faktörler*** ***TÜRKİYENİN SU VARLIĞI*** ***Ülkemize Sulardan yararlanma (deniz, göl, akarsu )*** ***KITALARIN KEŞFİ VE KÜÇÜLEN DÜNYA*** ***Dünyayı Birbirine Bağlayan Kanallar ve Boğazlar*** ***Coğrafi Keşifler*** COĞRAFYAMIZ



COĞRAFYAMIZ (DÖRTYOL PAYAS EML)

(*ORKUN KARAKURUM DÖRTYOL PAYAS ENDÜSTRİ MESLEK LİSESİ COĞRAFYA ÖĞRETMENİ...BLOĞU BEĞENDİYSENİZ ARKADAŞLARINIZADA HABER VERİN...ÇÜNKÜ BİLGİ VE ARKADAŞLIK PAYLAŞTIKÇA GÜZELLEŞİR VE ANLAM KAZANIR*)

25/5/2008 - YERKABUĞUNU OLUŞTURAN TAŞLAR

Yerkabuğunu Oluşturan Taşlar


Yerkabuğunun ana malzemesi taşlardır. Çeşitli minerallerden ve organik maddelerden oluşan katı, doğal maddelere taş ya da kayaç denir. Yer üstünde ve içinde bulunan tüm taşların kökeni magmadır. Ancak bu taşların bir kısmı bazı olaylar sonucu değişik özellikler kazanarak çeşitli adlar almıştır.

 

Oluşumlarına göre taşlar üç grupta toplanır.

- Püskürük (Volkanik) Taşlar
- Tortul Taşlar
- Başkalaşmış (Metamorfik) Taşlar

UYARI : Tortul taşları, püskürük ve başkalaşmış taşlardan ayıran en önemli özellik fosil içermeleridir.

Püskürük (Volkanik) Taşlar

Magmanın yeryüzünde ya da yeryüzüne yakın yerlerde soğumasıyla oluşan taşlardır.

Katılaşım taşları adı da verilen püskürük taşlar magmanın soğuduğu yere göre iki gruba ayrılır.

- Dış Püskürük Taşlar
- İç Püskürük Taşlar

Dış Püskürük Taşlar

Magmanın yeryüzüne çıkıp, yeryüzünde soğumasıyla oluşan taşlardır. Soğumaları kısa sürede gerçekleştiği için Küçük kristalli olurlar. Dış püskürük taşların en tanınmış örnekleri bazalt, andezit, obsidyen ve volkanik tüftür.

Bazalt : Koyu gri ve siyah renklerde olan dış püskürük bir taştır. Mineralleri ince taneli olduğu için ancak mikroskopla görülebilir. Bazalt demir içerir. Bu nedenle ağır bir taştır.

Andezit : Eflatun, mor, pembemsi renkli dış püskürük bir taştır. Ankara taşı da denir. Dağıldığında killi topraklar oluşur.

Obsidiyen (Volkan Camı) : Siyah, kahverengi, yeşil renkli ve parlak dış püskürük bir taştır. Magmanın yer yüzüne çıktığında aniden soğuması ile oluşur. Bu nedenle camsı görünüme sahiptir.

Volkanik Tüf : Volkanlardan çıkan kül ve irili ufaklı parçaların üst üste yığılarak yapışması ile oluşan taşlara volkan tüfü denir.

İç Püskürük Taşlar

Magmanın yeryüzünün derinliklerinde soğuyup, katılaşmasıyla oluşan taşlardır. Soğuma yavaş olduğundan iç püskürükler iri kristalli olurlar. İç püskürük taşların en tanınmış örnekleri granit, siyenit ve diyorittir.

Granit : İç püskürük bir taştır. Kuvars, mika ve feldspat mineralleri içerir. Taneli olması nedeniyle mineralleri kolayca görülür. Çatlağı çok olan granit kolayca dağılır, oluşan kuma arena denir.

Siyenit : Yeşilimsi, pembemsi renkli iç püskürük bir taştır. Adını Mısır’daki Syene (Asuvan) kentinden almıştır. Siyenit dağılınca kil oluşur.

Diyorit : Birbirinden gözle kolayca ayrılabilen açık ve koyu renkli minerallerden oluşan iç püskürük bir taştır. İri taneli olanları, ince tanelilere göre daha kolay dağılır.

Tortul Taşlar


Denizlerde, göllerde ve çukur yerlerde meydana gelen tortulanma ve çökelmelerle oluşan taşlardır. Tortul taşların yaşı içerdikleri fosillerle belirlenir. Tortul taşlar, tortullanmanın çeşidine göre 3 gruba ayrılır.

- Kimyasal Tortul Taşlar
- Organik Tortul Taşlar
- Fiziksel Tortul Taşlar

Fosil : Jeolojik devirler boyunca yaşamış canlıların taşlamış kalıntılarına fosil denir.

Kimyasal Tortul Taşlar

Suda erime özelliğine sahip taşların suda eriyerek başka alanlara taşınıp tortulanması ile oluşur. Kimyasal tortul taşların en tanınmış örnekleri jips, traverten, kireç taşı (kalker), çakmaktaşı (silex)’dır.

Jips (Alçıtaşı) : Beyaz renkli, tırnakla çizilebilen kimyasal tortul bir taştır. Alçıtaşı olarak da isimlendirilir.

Traverten : Kalsiyum biokarbonatlı yer altı sularının mağara boşluklarında veya yeryüzüne çıktıkları yerlerde içlerindeki kalsiyum karbonatın çökelmesi sonucu oluşan kimyasal tortul bir taştır.

Kalker (Kireçtaşı) : Deniz ve okyanus havzalarında, erimiş halde bulunan kirecin çökelmesi ve taşlaşması sonucu oluşan taştır.

Çakmaktaşı (Silex) : Denizlerde eriyik halde bulunan silisyum dioksitin (SİO2) çökelmesi ile oluşan taştır. Kahverengi, gri, beyaz, siyah renkleri bulunur. Çok sert olması ve düzgün yüzeyler halinde kırılması nedeniyle ilkel insanlar tarafından alet yapımında kullanılmıştır.

Organik Tortul Taşlar

Bitki ya da hayvan kalıntılarının belli ortamlarda birikmesi ve zamanla taşlaşması sonucu oluşur. Organik tortul taşların en tanınmış örnekleri mercan kalkeri, tebeşir ve kömürdür.

Mercan Kalkeri : Mercan iskeletlerinden oluşan organik bir taştır. Temiz, sıcak ve derinliğin az olduğu denizlerde bulunur. Ada kenarlarında topluluk oluşturanlara atol denir. Kıyı yakınlarında olanlar ise, mercan resifleridir.

Tebeşir : Derin deniz canlıları olan tek hücreli Globugerina (Globijerina)’ların birikimi sonucu oluşur. Saf, yumuşak, kolay dağılabilen bir kalkerdir. Gözenekli olduğu için suyu kolay geçirir.

Kömür : Bitkiler öldükten sonra bakteriler etkisiyle değişime uğrar. Eğer su altında kalarak değişime uğrarsa, C (karbon) miktarı artarak kömürleşme başlar. C miktarı % 60 ise turba, C miktarı % 70 ise linyit, C miktarı % 80 – 90 ise taş kömürü, C miktarı % 94 ise antrasit adını alır.

Fiziksel (Mekanik) Tortul Taşlar

Akarsuların, rüzgarların ve buzulların, taşlardan kopardıkları parçacıkların çökelip, birikmesi ile oluşur.

Fiziksel (mekanik) tortul taşların en tanınmış örnekleri kiltaşı (şist), kumtaşı (gre) ve çakıltaşı (konglomera)’dır.

Kiltaşı (Şist) : Çapı 2 mikrondan daha küçük olan ve kil adı verilen tanelerin yapışması sonucu oluşan fiziksel tortul bir taştır.

Kumtaşı (Gre) : Kum tanelerinin doğal bir çimento maddesi yardımıyla yapışması sonucu oluşan fiziksel tortul bir taştır.

Çakıltaşı (Konglomera) : Genelde yuvarlak akarsu çakıllarının doğal bir çimento maddesi yardımıyla yapışması sonucu oluşur.

Başkalaşmış (Metamorfik) Taşlar


Tortul ve püskürük taşların, yüksek sıcaklık ve basınç altında başkalaşıma uğraması sonucu oluşan taşlardır. Başkalaşmış taşların en tanınmış örnekleri mermer, gnays ve filattır.

Mermer : Kalkerin yüksek sıcaklık ve basınç altında değişime uğraması, yani metamorfize olması sonucu oluşur.

Gnays : Granitin yüksek sıcaklık ve basınç altında değişime uğraması yani metamorfize olması sonucu oluşur.

Fillat : Kiltaşının (şist) yüksek sıcaklık ve basınç altında değişime uğraması yani metamorfize olması sonucu oluşur.

Yeraltı Zenginliklerinin Oluşumu


Yerkabuğunun yapısı ve geçirmiş olduğu evrelerle yer altı zenginlikleri arasında sıkı bir ilişki vardır. Yer altı zenginliklerinin oluşumu 3 grupta toplanır:

Volkanik olaylara bağlı olanlar; Krom, kurşun, demir, nikel, pirit ve manganez gibi madenler magmada erimiş haldedir.

Organik tortulanmaya bağlı olanlar; Taş kömürü, linyit ve petrol oluşumu.

Kimyasal tortulanmaya bağlı olanlar; Kayatuzu, jips, kalker, borasit ve potas yataklarının oluşumu.
www.cografya.gen.tr

1 YorumYorum yaz!Bağlantı


8/5/2008 - COĞRAFİ KEŞİFLER

 

COĞRAFİ KEŞiFLER

XV. ve XVI. yüzyıllarda Avrupalı’lar tarafından yeni ada, kıta, okyanus ve ticaret yollarının bulunmasına Coğrafi Keşifler denir.

Öncelikle merak ve keşif amaçlarıyla başlayan bu ha reketler XV. yüzyılın ikinci yarısında açık bir şekilde ekonomik gayelere yönelmiştir. Coğrafi Keşifler sonu cu Avrupa’da önemli değişiklikler meydana gelmiştir.

KEŞİFLERİN NEDENLERİ

• Doğu ülkelerinin zenginliği ve Avrupalılar’ın burala ra gitmek için yeni yollar aramaları

- Türkler’in İpek ve Baharat yollarına hakim olmaları

- İstanbul’un fethiyle Doğu Avrupa ticaret yollarının Türklerin kontrolüne geçmesi ve bundan dolayı da Batı Avrupa kıyısındaki ülkelerin açık denizlere çık ma ihtiyacı hissetmeleri

- Hıristiyanlığı yayma düşüncesi

- Avrupa’da değerli madenlerin azlığı

- Avrupa’da bazı kralların gemicileri desteklemesi

• Doğudan Avrupa’ya gelen malların pahalıya mal olması

KEŞİFLERİ KOLAYLAŞTIRAN FAKTÖRLER

 -Pusulanın geliştirilmesi  

- Gemicilik sanatının ilerlemesi

- Coğrafya bilgisinin artması

YAPILAN ÖNEMLİ KEŞİFLER

Ümit Burnu’nun keşfedilmesi ve Hindistan’a ulaşılması

Portekizli bir denizci olan Bartelmi Diaz, 1 487’de Av rupa için yeni bir ümit kaynağı olan “Ümit Burnu”nu keşfetti. 1497de İtalyan asıllı Portekizli bir denizci olan Vasko dö Gama, Hindistan’a ulaşmayı başardı. Böylece Hint ticaret yolu Portekizliler’in eline geçti.

Amerika’nın Keşfedilmesi

İspanyol denizcisi Kristof Kolomb, 1492de Hindistan sandığı Amerika kıtasına ulaştı. Fakat buranın yeni bir kıta olduğunu, Portekizli denizci Americo Vespuç çi ispatladı ve bu kıtaya “Amerika” adı verildi.

Dünya’nın Çevresinin Dolaşılması

Portekizli Macellan, Dünya’nın yuvarlaklığını ispat et mek için sürekli olarak batıya doğru hareket etti. Fili pinler’de hayatını kaybedince bu seyahati yardımcısı Del Kano 1522’de tamamladı. Böylece dünyanın yu varlaklığı ispatlanmış oldu.

KEŞİFLERİN SONUÇLARI

Siyasi Sonuçları

- Osmanlı Devleti Hint ticaret yolunun hakimiyeti için Portekizliler ile, Akdeniz hakimiyeti için ise İspanyol lar ile mücadele etti.

- Yeni ada ve kıtaların keşfi gerçekleşti.

- İspanyol ve Portekizliler geniş ülkeler elde ederek ilk sömürge imparatorluklarını kurdular.

Ekonomik Sonuçları

- Yeni ticaret yolları bulundu, Baharat ve İpek Yolları önemini kaybetti.

- Akdeniz kıyısındaki limanlar önemini kaybetti. Buna karşılık Atlas Okyanusu kıyısındaki limanlar önem kazandı.

- Keşfedilen bölgelerdeki değerli eşya ve madenler Avrupa’ya taşındı. 0 zamana kadar “toprak” temel zenginlik kaynağı iken, bundan sonra “altın ve gü müş” temel zenginlik kaynağı oldu.

Burjuva sınıf ı güçlendi. Bu durum, Avrupa’nın siyasi ve sosyal yapısında değişikliklere neden oldu.

- İslam ülkeleri yoksullaştı.

- İpek yolu ticaretinin önemini kaybetmesi sonucunda Türkistan hanlıkları zayıfladı.

Coğrafi Keşifler’in Osmanlı Devleti’ndeki Etkileri:

- Avrupa’nın Osmanlı Devleti’ne bağımsızlığı azaldı.

- Akdeniz limanlarının önem kaybetmesi, Osmanlı Devleti’nin ticari gelirlerini azalttı.

- Osmanlı topraklarında ticaret ile uğraşan köy ve kasabalarda ekonomik durum zayıfladı.

Osmanlı Devleti, Coğrafi Keşifler’in olumsuz etkilerini önlemek için;

- Süveyş Kanalı Projesi’ni gerçekleştirmek istedi. Fakat bunu ancak 1869’da gerçekleştirebildi.

- Hınt Okyanusu nda Portekızlıler ıle savaştı fakat ustünlük kuramadı.

- Don - Volga Kanalı Projesi’ni gerçekleştirerek ipek Yolu’nu tekrar canlandırmak istedi. Fakat bunda da

başarılı olamadı.

- Akdeniz limanlarını yeniden canlandırarak gümrük gelirlerini artırmak için Avrupalı devletlere kapitülas-

yonlar verdi.

Bilimsel Sonuçlar

- Yeni ırklar, kültürler, hayvanlar, bitkiler keşfedildi.

- İnsanlarda merak ve araştırma isteği uyandı.

- Düşünce dünyasında önemli gelişmeler meydana geldi.

- Ronesans ve Reform Hareketlerı’ne zemin hazırlandı,

- Avrupa’da sanattan zevk alan ve sanatçıları koruyan “Mesen” sınıfı ortaya çıktı.

Dini Sonuçları

- Kiliseye olan güven sarsıldı.

- Hıristiyanlığa ait inançlar temelinden sarsıldı.

- Avrupa’da dine dayalı dünya görüşü değişti.

Coğrafi Keşifler bütün insanlığı etkilemiştir. Bu yönüyle “evrensel” bir özelliğe sahiptir. Avrupa’da daha

sonra ortaya çıkacak olan gelişmelere neden olmuştur.

Resim kaynaklar: Bahattin ŞAHİN hocamın sunumundan alınmıştır. Harika bir sunum. Küçülen Dünya ve Coğrafi Keşiler. Teşekkürler Bahaddin Hocam. Cografyam net.


1 YorumYorum yaz!Bağlantı


24/4/2008 - TÜRKİYE'Yİ ÇEVRELEYEN DENİZLER

TÜRKİYE'Yİ ÇEVRELEYEN DENİZLER

 

KARADENİZ

 

 

Sularının Özellikleri

 

Karadeniz, bol su taşıyan akarsularla beslendiğinden ve bol yağışlı bir bölgede bulunduğundan su seviyesi yüksektir.

Bulunduğu enlem nedeniyle suların sıcaklığı Akdeniz sularına göre daha düşüktür

Derinlerde kükürtlü hidrojen gazının bulunması, 200 m’nin altındaki derinliklerde deniz canlılarının yaşamını engeller.

Tuzluluk oranı, %o 18’dir.

Ülkemizde balık üretiminin en fazla olduğu denizdir. Yılda 2000 saat güneşlenme süresi vardır. Denize girme süresi kısadır. Deniz suyu sıcaklığı 20 derecedir. kıyı turizmi gelişmemiştir.

 

Akıntılar

 

Karadeniz’in su seviyesinin yüksek ve tuzluluk oranının düşük olması nedeniyle Karadeniz’den Marmara Denizi’ne doğru bir üst akıntı bulunmaktadır. Marmara Denizi’nden de Karadeniz’e doğru alt akıntı bulunur.

 

Kıyı Tipi

 

Karadeniz’in Anadolu kıyıları, dağlar kıyıya paralel uzandığından genellikle dik ve yüksek kıyılar şeklindedir. Boyuna kıyı tipi özelliğindedir. Bu nedenle, Anadolu kıyılarının gerçek uzunluğu ile kuş uçuşu uzunluğu arasındaki fark azdır. kıyılar koy körfez ve ada bakımından fakirdir.

 

 

MARMARA DENİZİ

 

Sularının Özellikleri

 

Marmara Denizi sularının özelliği bakımından, Akdeniz ile Karadeniz arasında bir geçiş özelliği gösterir. Karadeniz’den olan üst akıntı nedeniyle yüzeyde %o 23 tuzluluk oranı, Akdeniz’den olan alt akıntının etkisiyle derinlerde %o 36 civarındadır.

 

Akıntılar

 

Akdeniz’in tuzlu suları alt akıntı ile Karadeniz’in az tuzlu suları ise üst akıntı ile Marmara Denizi sularına karışır.

 

Kıyı Tipi

 

Marmara Denizi kıyılarında birden fazla kıyı tipi görülmektedir. Örneğin, İstanbul ve Çanakkale Boğazı kıyılarında ria kıyı tipi, İzmit-Yalova arasında enine kıyı tipi, kuzey kıyılarında limanlı kıyı tipi görülür. Maramara adası, Avşa adası, ve İmralı adası büyük adalardır.

 

EGE DENİZİ

 

Sularının Özellikleri

 

Sularının özellikleri bakımından Akdeniz’e benzerlik gösterir. Tuzluluk oranı, Ege Denizi’nin kuzeyinde yaklaşık %o33, güneyinde ise yaklaşık %o 37 dir.

 

Akıntılar

 

Akdeniz’in tuzlu suları alt akıntı ile Ege Denizi sularına karışmaktadır. Karadeniz’den ise Ege Denizi’ne doğru üst akıntı bulunmaktadır.

 

Kıyı Tipi

 

Ege Denizi’nin Edremit – Kuşadası arası, dağlar kıyıya dik uzandığından enine kıyı tipindedir. Güneybatı Anadolu kıyıları ise (Bodrum, Marmaris, Datça) ria tipi kıyılardır.

 

AKDENİZ

 

Sularının Özellikleri

 

Akdeniz sularının sıcaklığı diğer denizlerimizden daha yüksektir.

Bulunduğu enlem nedeniyle sıcaklık ve buharlaşma fazladır. Buna bağlı olarak, tuzluluk oranı %o 36 ilse %o 39 arasında değişir.

 

Akıntılar

 

Akdeniz’in çok tuzlu yoğun suları dip akıntı ile Marmara  Denizi’ne ulaşır.

 

Kıyı Tipi

 

Akdeniz’in Anadolu Kıyıları genlikle boyuna kıyı özelliğindedir. Finike – Kaş arasında Dalmaçya kıyı tipi görülür.

 

KIYI TİPLERİ KONUSUNU BURADAN BULABİLİRSİNİZ...

http://cografyamiz.blogcu.com/9515791

 

yok YorumYorum yaz!Bağlantı


24/4/2008 - TÜRKİYE'DE TURİZM

TÜRKİYE'DE TURİZM

Türkiye’de Turizmi Etkileyen Etmenler

İklim Koşulları : Türkiye ılıman kuşakta bulunduğundan deniz turizminin gelişmesine uygun iklim koşullarına sahiptir. Özellikle Ege, Akdeniz ve Güney Marmara kıyıları deniz turizmi açısından önem taşımaktadır. Her mevsim yağışlı Karadeniz kıyılarında ise deniz turizmi gelişmemiştir.

 

Yer şekilleri : Türkiye ortalama yükseltisi fazla olduğundan kış turizmi açısından önemli bir çekiciliğe sahiptir. Özellikle kar yağışının fazla olduğu Uludağ, Erciyes gibi dağlarda kış turizmine yönelik kayak merkezleri bulunmaktadır. Türkiye’de peribacaları ve karstik şekiller de turizm için önem taşımaktadır.

 

Tarihi Özellikler : Anadolu tarih öncesi çağlardan bu yana çeşitli uygarlıkların kurulduğu bir yerdir. Bu dönemlerden kalan yapıtlar tarihi turizmin gelişmesine katkıda bulunmaktadır.

 

Festivaller ve Fuarlar: Uluslar arası düzenlenen festival ve fuarlar özellikle dış turizmin canlanmasını sağlar. Bunlar içinde en önemlisi İzmir Enternasyonal fuarıdır.

 

Turizmin Etkileri

 

Bir bölgede turizmin gelişmesi,

  • İç ve dış ticareti canlandırır.
  • İnşaat, mobilya, hediyelik eşya gibi sektörlerin gelişmesini sağlar.
  • Ulaşımın gelişmesini sağlar.
  • Bölgeler ve ülkeler arasındaki kültür alışverişini kolaylaştırır.
  • İnsanları birbirine yakınlaştırır.
  • Haberleşme olanaklarının gelişmesini sağlar.
  • Ülke ekonomisine büyük ölçüde katkıda bulunur.

 

Türkiye’nin Turistik Varlıkları

 

Türkiye çeşitlilik gösteren doğal güzellikleri ve zengin tarihi kalıntılarıyla önemli bir turizm potansiyeline sahiptir. Ilıman kuşakta yer alması nedeniyle 4 mevsimin belirgin yaşandığı ülkemizde özellikle Akdeniz ve Ege kıyılarında deniz turizmi gelişme göstermiştir. Çeşitli uygarlıklara ev sahipliği yapmış olması da tarihi turizmin gelişmesinde önemli paya sahiptir. Milli parklar, çeşitli yer şekilleri ve bitki türlerinin bulunduğu Türkiye’de doğa turizmi son yıllarda deniz turizmi kadar ilgi görmeye başlamıştır. Uluslar arası düzenlenen festivaller ve fuarlarda ülkemizdeki turizm çeşitliliğini dışarıya sunmamızda etkili olmaktadır.

 

Turizmin Türkiye Ekonomisindeki Yeri

 

Turizm gelirlerinin ülke ekonomisine katkısı özellikle dış ticaret gelirleri açısından büyük önem taşır. İspanya, İtalya gibi birçok ülke dış ticaret açığının kapanmasında  turizm gelirlerinden yararlanmaktadır. Türkiye’ye son yıllarda gelen turist sayısının artmasına bağlı olarak turizm gelirinin ekonomiye katkısı artmıştır. Dış ticaret gelirlerimizin yaklaşık % 15-20’si turizmden sağlanmaktadır.

KARADENİZ BÖLGESİNİN TURİZME KATKISI

Bölgede gerek tarihi kalıntılar gerekse doğal güzellikler turizm için önemli potansiyel oluşturmaktadır. Bölge iklimi deniz turizminin gelişmesini engellemiştir. Batı Karadeniz’de Amasya ve Sinop’ta deniz turizmi gelişmeye başlamıştır. Özellikle Kaçkar Dağları’ndaki  buzul gölleri, değişik bitki türleri bölgenin deniz turizmindeki açığını kapatacak derecede ilgi görmektedir. Bolu Aladağlar ve Abant çevresi kış sporlarının yapıldığı önemli merkezlerdir.

MARMARA BÖLGESİNİN TURİZME KATKISI

Marmara Bölgesi doğal güzelliklerinin yanı sıra tarihi ve kültürel zenginliğiyle de turizmde önemli bir paya sahiptir. Türkiye turizm gelirinin % 50 sini bu bölge sağlamaktadır. İstanbul ve Bursa bölgenin iki önemli turizm merkezidir. Ayrıca Edirne, İznik, Çanakkale ve Gelibolu tarihi turizmin geliştiği yerlerdir. Özellikle Bursa ve Gönen çevresinde kaplıca turizmi gelişmiştir. Güney Marmara Bölümü’ndeki Kuş Cenneti ve Uludağ milli parkları da bölge turizmine önemli katkıda bulunmaktadır 

EGE BÖLGESİNİN TURİZME KATKISI

Ege Bölgesi’nde özellikle kıyı kesimler tarihi ve doğal güzellikleriyle turizmin çok geliştiği yerlerdir. Bodrum, Marmaris, Kuşadası, Çeşme, Didim, Foça deniz turizminin geliştiği merkezlerdir. Denizli – Pamukkale’deki travertenler, kaplıcalar, Selçuk-Efes’te Meryem Ana Kilisesi ve antik kent, Bergama, Sard, Didim, Milet, Afrodisyas  anitk kentleri, Afyon ve Kütahya kaplıcaları bölgenin diğer turizm zenginlikleridir.

AKDENİZ BÖLGESİNİN TURİZME KATKISI

Bölgenin kıyı kesimindeki elverişli iklim koşulları, doğal güzellikler ve tarihi zenginlikler turizmin gelişmesini sağlamıştır. Özellikle Antalya Bölümü’nde turizm gelişmiştir.  Antalya, Alanya, Side, Kaş, Kalkan bu bölümde deniz turizminin geliştiği merkezlerdir. Akdeniz medeniyetini simgeleyen Olimpus, Patara gibi tarihi şehir kalıntıları önemli turistik çekiciliklerdir. Bölgede geniş alan kaplayan karstik şekiller, özellikle Damlataş ve İnsuyu mağaraları ile Cennet – Cehennem obrukları doğa harikasıdır.  Pek çok milli park ile uluslararası yarışma ve festivallere duyulan aşırı ilgi bölge turizminin gelişmesine katkıda bulunmaktadır.

İÇ ANADOLU BÖLGESİNİN TURİZME KATKISI

Bölgenin çok çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapmış olması nedeniyle tarihi turizm açısından zengindir. Neolitik döneme ait yerleşmeler, Hititler’den kalma çeşitli eserler önemli turizm çekicilikleridir. Kayseri, Nevşehir, Niğde arasındaki Kapadokya Yöresi’nde peribacası oluşumları, yer altı kentleri ve kiliseler turizm bakımından önem taşıyan yerlerdir. Konya, Selçuklu eserleri ve Mevlana Müzesi ile turizmin geliştiği bir merkezdir. Ayrıca Eskişehir, Ankara, Konya, Niğde ve Kayseri’de kaplıca turizmi önem taşımaktadır.

DOĞU ANADOLU BÖLGESİNİN TURİZME KATKISI

Ulaşım güçlüğü ve konaklama tesislerinin yetersizliği nedeniyle turizm gelişmemiştir. Dağcılık, kış turizmi, ve doğal güzellikleri açısından önemli bir potansiyele sahiptir. Nemrut Kaldera Gölü, Van Gölü, Gürlevik ve Bendimahi çağlayanları ilgi çeken doğa güzellikleridir. Doğu Beyazıt’taki İshakpaşa Sarayı, Kars’taki Ani Harabeleri, Erzurum ve Ahlat’taki Selçuklu eserleri önemli tarihi zenginliklerdir.

GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİNİN TURİZME KATKISI

Doğal güzellikleri ve tarihi zenginliğine karşın bölge turizm açısından yeterince gelişememiştir. Adıyaman’daki Nemrut Dağı’nda bulunan Komagene krallığına ait mezarlar ve çeşitli anıtlar adeta açık hava müzesi durumundadır. Şanlıurfa’daki Balıklı Göl halk tarafından kutsal sayılmakta, dinsel turizm için potansiyel oluşturmaktadır.  Diyarbakır’da bulunan Orta Çağ’a ait surlar, kuleler bölgedeki diğer turistik zenginliklerdir. Ayrıca Gaziantep Yöresi’ndeki Karkamış ve Roma dönemine ait kalıntılar çok fazla turist çekmektedir.

 

 

yok YorumYorum yaz!Bağlantı


24/4/2008 - TÜRKİYE'DE ULAŞIM

TÜRKİYE’DE ULAŞIM

     Tanımı : İnsan ve insanların imal ettikleri eşya ve çeşitli hammaddelerin  bir yerden başka bir yere nakledilmesine ulaşım denilmektedir. 19.yy kadar ulaşımda kara ve ve deniz yolu hakimdi. Özellikle 20.yy başlarından itibaren ulaşımda baş döndürücü gelişmeler yaşanmıştır. Öncelikli olarak kömürün ve ve motorinin kullanılmasıyla birlikte demir yolları ve zamanla hava yolları önem kazanmaya başlamıştır. Günümüzde ulaşımdaki gelişmeler oldukça hızlı bir şekilde olmaktadır. İnsanlar artık çok uzun mesafelere çok kısa bir zaman diliminde almaktadır.

TÜRKİYE’DE ULAŞIMI ETKİLEYEN FAKTÖRLER :

     Türkiye’de ulaşım büyük bir oranda doğal koşulların etkisiyle belirlenmektedir. ( sanayi bakımında ilerlemiş ülkelerde doğal koşulların ulaşım ve yerleşme üzerindeki etkisi az iken sanayileşmemiş ülkelerde bu durum belirgin bir şekilde ortaya çıkmaktadır. )

a)      Yerşekilleri : Dağların batı-doğu doğrultusunda uzanması kara ve demiryolu ulaşımının kuzey güney doğrultusunda olmasına izin vermemektedir. Karadeniz ve Akdeniz Bölgesinde dağların uzanış doğrultusuna bağlı olarak kıyı ile iç kesimler arasında ulaşım güçlükle yapılmaktadır. Ege bölgesinde ise dağlar kıyıya dik uzandıkları için kıyı ile iç kesimler arasında ulaşım bakımından bir zorluk yaşanmaktadır.

b)      Yüksekliğin fazla olması : Türkiye’de ortalama yüksekliğin 1132 metre olması, batıdan doğuya doğru gidildikçe yükselti ortalamasında artışlar yaşanması ulaşım üzerinde olumsuz bir şekilde etkili olmaktadır. Yükseltiye bağlı olarak kar yağışlarının artması kış aylarında yolların  kapanmasına neden olmaktadır. Önemli bir özellik de yükselti arttıkça kara ve demiryollarında yol yapım maliyet artmaktadır.

c)      Denizler ve boğazlar : Türkiye’nin üç tarafının denizlerle çevrili olması ihracat ve ithalat yapılan limanlar ve liman ile bağlantılı yol yapımını etkilemektedir.

d)      İklim koşulları : Çeşitli iklim olayları ulaşım üzerinde etkilidir. Örneğin yoğun kar yağışının görülmesi yoların kapanmasına neden olmaktadır. Rüzgar şiddetinin yüksek olduğu günlerde deniz ulaşımında aksamalar yaşanmaktadır. Sis ise tüm ulaşım sistemlerine olumsuz bir şekilde etkilemektedir.

TÜRKİYE’DE ULAŞIM ÇEŞİTLERİ :

1. Karayolu ulaşımı :

         Arabalar           Karayolu - kavşak 

     Eski  bir yerleşim sahası olması nedeniyle tarihteki önemli kara ulaşım yolları  Türkiye üzerinden geçmiştir. Kral yolu İpek yolu gibi önemli ticaret yolları ülkemizde yer almaktadır. Ülkemizde kara yollarının doğrultusu yer şekillerinden oldukça fazla olarak etkilenmektedir. Genellikle ülkemizde yer alan kara yolları batı-doğu doğrultusunda uzanmaktadır. Yolcu ve yük taşımacılığının çok büyük bir  bölümü kara yoluyla yapılmaktadır. Karayolu ile en ücra noktalara kadar gidebilmenin mümkün olması karayolu ulaşımının gelişmesi üzerinde etkili olmuştur.

2. Demiryolu ulaşımı :

       Tren             Metro İstasyonu 

     Ülkemizdeki ilk demiryolu hattı 1856’da İngilizlerin açmış oldukları İzmir – Aydın arasında hattır. İl şehir banliyösü da İzmir –Buca arasında inşa edilmiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarında demiryolu yapımına ağırlık verilmiştir. Ancak 1950 yılından sonra ise demiryolu yapımı nerede ise hiç yapılmamış ve kara yoluna ağırlık verilmiştir.  Ülkemizde demiryolu ağının genel özelliklerine bakıldığı zaman şu özellikler göze çarpmaktadır : demiryollarında kullanılan teknoloji geri durumdadır , trenler oldukça yavaş çalışmaktadır , tren raylarının uzanış doğrultusu dağların genel uzanış doğrultularına paralellik göstermektedir.  Son yıllarda hızlı tren yapımına ağırlık verilmiştir. Ülkemizde demiryolları üzerinde hem yük hem de yolcu taşımacılı yapılmaktadır.Yük taşımacılığında daha çok ağır iş makinelerinin ve hacimce ağır yüklerin taşınmasında kullanılmaktadır.

3. Deniz yolu ulaşımı :

     Yelkenli Gemi      Yük ve Yolcu Gemisi

     Deniz yolu ile yolcu ve yük taşımacılığı kara demir ve hava yoluna göre daha ucuzdur.Çok sayıda yolcu ve binlerce ton ağılığındaki yük çok uzak mesafelere birlikte taşınabilmektedir.ayrıca deniz taşımacılığında yol yapım ve bakım masrafları yoktur. Türkiye’nin üç tarafının denizlerle çevrili olması deniz taşımacılığı için bir avantajdır.  Deniz filomuz henüz istenen seviyeye gelmemiştir. Deniz yolu taşımacılığının daha z tercih edilmesinin nedeni yavaş olmasıdır. Limanlarımız içerisinde en fazla İstanbul ve İzmir limanı gelişmiştir. Bir limanın gelişebilmesi için iç bölgelerle bağlantısının iyi olması ( Hinterlandının ) gerekir. Bu limanlar dışında İskenderun, Ereğli ve Bandırma limanları da gelişmiştir. . Bodrum , Marmaris ve Antalya limanları ise turizm amaçlı kullanılan limanlardır.

4. Hava yolu ulaşımı :

          Havaalanı         Uçak

    

Dünyanın bir çok ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de hava yolu her geçen gün daha gelişmektedir.  Günümüzde ülkemizin bir çok ilinde hava limanları  bulunmaktadır. THY yanında özel kuruluşlarında çalışmaya başlaması hava yolu ile taşınan  yolcu sayısının artmasına neden olmuştur. Hava yolu ile ulaşımın diğer ulaşım sistemlerine göre avantajı güvenli olması ve zaman açısından ekonomik olmasıdır.

coğrafya sevgisi com

yok YorumYorum yaz!Bağlantı


23/4/2008 - DÜNYA ÜZERİNDEKİ ÖNEMLİ BOĞAZLAR VE KANALLAR

DÜNYA ÜZERİNDEKİ ÖNEMLİ BOĞAZLAR VE KANALLAR

 

   

İSTANBUL BOĞAZI:

İstanbul Boğazı, Karadeniz ile Marmara Denizi'ni birleştiren su yoluna verilen isim. İstanbul'un Rumeli (Avrupa) ve Anadolu (Asya) yakalarını birbirinden ayırır. Uzunluğu düz olarak 30 kilometredir. Girintileri ve çıkıntıları hesaba katılınca kıyılarının uzunluğu ortaya çıkar.

            

           Resim kaynak:http://www.internethaber.com/images/other/9.20071018150353.jpg

 

Rumeli yakasında Rumeli Feneri'nden Haliç kıyılarını dolaşarak Ahır kapı Feneri'ne kadar olan uzunluğu 55 kilometre, Anadolu yakasında Anadolu Feneri ile Kız Kulesi arasındaki uzunluğu 35 kilometre, Selimiye önündeki Kayak Burnu'na kadar olan uzunluğu 36 kilometredir. İstanbul Boğazı'nın en geniş yeri Anadolu Feneri ile Rumeli Feneri arasında 3600 metre, en dar yeri Anadolu Hisarı ile Rumeli Hisarı arasında 760 metredir. Boğazın en derin yeri Bebek ile Kandilli arasında 120 metredir.

 

İstanbul Boğazı'nda su yüzünde Karadeniz'den Marmara'ya, su altında Marmara'dan Karadeniz'e akıntılar vardır. Su yüzeyinde yer yer ters akıntılar da görülür.

 

İstanbul Boğazı üzerinde 1973 yılında hizmete açılan 1073 metre boyundaki Boğaziçi Köprüsü ve 1986 yılında hizmete giren 1090 metre boyundaki Fatih Sultan Mehmet Köprüsü iki yakayı birbirine bağlamaktadır. Boğazı alttan geçecek Marmara ray projesinin 2013'te tamamlanması beklenmektedir.

 

ÇANAKKALE BOĞAZI:

Çanakkale Boğazı, 3. jeolojik zamanın sonunda meydana gelen bir çöküntü ile oluşmuştur. Uzunluğu 65km'dir. Boğazın en geniş yeri 5. 800m,en dar yeri 1250m (kilit bahir kalesi çimenlik kalesi arası)ve en derin yeri 106m'dir. Boğaz sularında ters bir akıntı vardır. Ege denizinin binde 38 oranındaki tuzlu suyu dipten Marmara'ya akarken Karadeniz'in binde 26 oranındaki tuzlu suyu üstten ters akıntıyı oluşturmaktadır. Boğazın çevresi dağ karakterinde yüksek ve kıvrımlı kütlelerle kaplıdır. İşte Boğazın dar olması, Boğaz sularında ters bir akıntı olması ve Boğazın çevresinde yer. yer kıvrımlı dağ kütlelerinin olması; Boğazın savunulmasını kolaylaştırmıştır ve geçilmesini zorlaştırmıştır.  

Çanakkale savaşları 3 Kasım 1914'te İngiliz ve Fransız savaş gemilerinin Ertuğrul,Seddülbahir, Kumkale ve Orhaniye tabyalarını bombalamaları ile Osmanlı Devletine resmen savaş ilan edilmeden başlamıştır. İngiltere ve Fransa'nın resmen savaş ilan etmeleri 5Kasım1914'te olmuştur. Böylece 1. Dünya savaşının en önemli ve en kanlı savaş cephesi açılmıştır.

Çanakkale cephesinin açılmasına sebep olan nedenler şunlar olmuştur: 

Türkiye'nin Süveyş Kanalı ve dolayısıyla Hint denizi yolu üzerindeki baskılarına son vermek,savaşa katılmakta tereddüt eden Bulgaristan'ı Almanya'ya kaptırmadan İtilaf Devletleri yanında savaşa sokmak,İstanbul'u ele geçirerek Müslüman dünyasını etki altına sokmak ve halifenin ilan ettiği Cihad Hareketini etkisiz hale getirerek İslam dünyasını çökertmek,Almanların 1915 baharında yapacağını hesapladıkları Büyük Taarruz için bu devletin dikkatini Çanakkale'ye çekerek Avrupa Cephesinden buraya kuvvet kaydırmalarını sağlamak ve Çanakkale ve İstanbul Boğazını geçerek zor durumda olan Rusya'ya yardım etmek amacını taşıyorlardı.

        

Vatanı, namusu, dini için İmparatorluğunun dört bir yanından (Trablusgarp, Cezayir, Şam, Kudüs; Üsküp, Işkodra, Selanik, Silstre)gelen kahramanlarımız Çanakkale'de göğüs, göğüse burun buruna çarpışmışlardır. Anadolu'da ortalama her üç evden biri Çanakkale savaşlarına katılmıştır.  

Çanakkale savaşlarından ilki olan Deniz harekatı 19 şubat 1915'te başlayıp 27 gün sürmüştür. Deniz Harekatında büyük kayıplar veren işgal kuvvetleri boğazı geçemeyeceklerini anlayarak 25 Nisan 1915'ten itibaren Gelibolu yarımadasında Kara harekatını başlatmışlardır. 260 gün süren bu saldırılarda da başarısız olmuşlar ve büyük kayıplar vererek Çanakkale'yi terk etmek zorunda kalmışlardır.  

Çanakkale savaşlarına İtilaf devletleri önceleri küçük çapta kuvvet göndermişler fakat bunların çok yetersiz olduğunu anlayınca bu sayı 500. 000'e kadar çıkmıştır. 400. 000bin İngiliz,79. 000 Fransız askeri bu savaşa katılmıştır. Bu savaşlarda İngilizlerin kaybı 115. 000 ölü,yaralı ve kayıp,90. 000memlektine gönderilen hasta. Fransızlar ise 47. 000 kayıp vermişlerdir. Türklerin kaybı ise;şehit,yaralı,ve hasta olmak üzere toplam olarak yaklaşık252. 300 ü bulmuştur.  

Gerçektende 8,5 ay süren Çanakkale Kara savaşları daracık toprak parçası üzerinde ve kötü arazi koşullarında burun buruna göğüs, göğüse çok zor koşullarda başlamış ve devam etmiştir. Bu sebeple çok kanlı ve kıyıcı sahneler yaşanmıştır. Türklerin bu kadar kayıp vermelerinin sebebi,düşman donanmasının gece gündüz hiç eksilmeyen o korkunç bombardımanının büyük rolü olmuştur.  

Çanakkale zaferi Türk ve dünya Tarihinde önemli sonuçlar doğurmuştur. Çanakkale de dünya imparatorluğuna soyunmuş yeryüzünü tek elden yönetmek amacıyla yola çıkmış İngiliz Krallığını büyümesi durdu. Üzerinde güneş batmayan İmparatorluğun bir süre sonra üzerindeki güneş batar hale geldi. Türklerin dünya hakimiyetinde hala varolduğunu ve büyük bir millet olduğunu dünya bir kez daha anlamıştır. En önemlisi Avrupa'nın şark meselesi projesi Çanakkale Zaferi sebebiyle yok olmuştur.  

CEBELİTARIK BOĞAZININ ÖZELLİKLERİ

Derin bir boğaz olan Cebelitarık'ın en sığ yeri 324 metredir. Boğazın yüzünde batıdan doğuya doğru giden kuvvetli bir akıntı vardır. Boğazın iki kıyısı da sarp ve kayalıktır. Kıyıdaki dar alçak araziler Cebelitarık Kayası ile çevrilidirler. Cebelitarık'ın iklimi Akdeniz iklimi'dir, kışlar ılıman ve yazlar sıcak geçer.

  • En alçak noktası: Akdeniz 0 m;
  • En yüksek noktası: Cebelitarık Kayası 426 m.'dir.

         

Cebeli Tarik, batidaki adiyla Gibraltar; Atlas Okyanusu ve Akdenizi birlestiren 60 km uzunlugundaki bogazin, ayni zamanda Avrupa'nin en guney ucunda bulunan, Afrika' ya 44 km uzaklikta, Ispanya'ya komsu Ingiliz somurgesi kucuk ulkenin adi.

 

Cebeli Tarik, adini Endulus'un buyuk kumandani Tarik bin Ziyad'dan aliyor. Kelime anlami Tarigin dagi demek. Neden bogaz degil de dag? Bunun sebebi hikmeti de, kiyidaki sarp kayalik: "Rock of Gibraltar". Gibraltar, Endulus'un dusmesi ile birlikte 1462 de Ispanyollarin eline gecmis. Burasi simdi Ingiltere somurgesinde kucuk bir ulke.

 

BABÜL-MENDEP BOĞAZI

        

Kızıldeniz'i Hint okyanusuna (Aden Körfezi) bağlayan 32 km uzunluğundaki boğaz yemen ile somali kıyıları arasındadır.Boğazın Arabistan yarımadası kıyısına düşen bölümü 1. dünya savaşına kadar Osmanlı kontrolünde idi.Stratejik önemi yüksek olan boğaz Perim adasından (Yemen) denetlenir.

kaynak: http://www.boyutpedia.com/default~ID~1287~aID~27360~link~babulmendep.html

 

HÜRMÜZ BOĞAZI :

        

Sıcak suları Hürmüz Boğazı kanalıyla Umman Denizi ve Hint Okyanusu'na karışır. Kuzeydoğuda Şattülarab (Ervend) ırmağı ağzından başlayan ve Güneydoğuda Hürmüz Boğazı'na kadar uzanan Basra Körfezi'nin uzunluğu yaklaşık olarak 805 km’dir. Genişliği yaklaşık 280 km. derinliği ise ortalama 40-50 m arasında değişmektedir. Derinliğin en fazla olduğu ve 100 metreye ulaştığı yer Hürmüz Boğazı'dır.

1980 ile 1988 arasında süren İran-Irak Savaşı'nın odak noktasıdır. 1991 yılında Körfez Savaşı'nda temel olmuştur.

 

Kaynak:http://tr.wikipedia.org/wiki/Fars_K%C3%B6rfezi

 

MESSİNA BOĞAZI:

         Resim:MessinaStrait.jpg

Messina Boğazı Sicilya adasını İtalya'nın güneyindeki Calabria bölgesinde ayıran boğazdır. En dar noktasında genişliği 3,3 kilometredir. Messina Boğazı' üzerinde bulunan önemli liman şehirleri Sicilya adasındaki Messina ve ana kıtada bulunan Reggio di Calabria'dır.

         

Kaynak: http://wiki.phantis.com/images/thumb/f/f0/Ionian_Sea_map.png/300px-Ionian_Sea_map.png

 

BERİNG BOĞAZI:

         

 

Bering Boğazı, Asya'nın en doğu noktası (169° 44' W) ile Amerika 'nın en batı noktasi (168° 05' W) arasında bir boğazdır. Günümüzde Rusya ile ABD (Alaska) arasında coğrafi bir sınır konumunda olması ile birlikte Amerika ve Asya kıtalarının birbirine en yakın olduğu yerdir.

 

Boğaz yaklasik 92 km genişliğinde, 30 - 50 m derinliğindedir ve kuzeyindeki Chukchi Denizi (Arktik Okyanusu) ile güneyindeki Bering Denizi'ni (Büyük Okyanus) birbirine bağlamaktadır. 1648 yılında Semyon Dezhnev tarafından geçildiği kabul edilmesine rağmen; ismini boğazı 1728 yılında geçen Rus asıllı Danimarkalı kaşif Vitus Bering'den almıştır. Buzul çağı sırasında boğazın bir kara köprüsü vazifesi gördüğü bilinmektedir. Bazı bilimadamları, bu çağlarda suların büyük kısmının buzula dönüşerek deniz seviyesini düşürdüğüne ve daha fazla kara parçasını göz önüne çıkardığına inanmaktayken; bazıları da boğazın tamamen donduğunu, böylelikle insanlarla hayvanların üzerinden geçmesinin mümkün olduğuna inanmaktadır.

kAYNAK: http://tr.wikipedia.org/wiki/Bering_Bo%C4%9Faz%C4%B1

 

MACELLAN BOĞAZI:

        

Kaynak: www.enginsalli.blogcu.com

Macellan Boğazı, Güney Amerika'nın en güneyinde Atlas Okyanusu'nu Büyük Okyanus'una bağlayan boğaz. Ana kıta ile Tierra del Fuego Takımadaları'nı ayırır. Bu takımadalar, Arjantin ve Şili arasında paylaşılmıştır. Macellan Boğazı'nın uzunluğu 686 km, genişliği 4 ila 37 km'dir. Boğaz, 1520 yılında Magellan tarafından keşfedildiği için bu isimle anılmaktadır. Sis ve rüzgâr sebebiyle geçilmesi zordur. Boğaz üzerindeki en büyük liman, Punta Arenas'tır.

Macellan Boğazı, Panama Kanalı'nın inşaasından önce çok büyük öneme sahip olsa da, hâlâ birçok gemi tarafından kullanılır. Fırtınalı güney kuşağında yer alan boğaz, tehlikeli bir su yolu olarak kabul edilir. Su seviyesindeki gelgitten oluşan oluşan farklılıklar, Patagonya'da hüküm süren kuvvetli rüzgârlar, kuvvetli akıntı ve dalgalara yol açar.

 
MALAKKA BOĞAZI:
Malakka Boğazı, Malezya Yarımadası (Batı Malezya) ve Endonezya'ya bağlı Sumatra adası arasında 805 km uzunluğunda dar bir boğazdır.
         
Resim:Straits of Malacca.png

Ekonomik ve stratejik açıdan bakıldığında Malakka Boğazı dünyanın en önemli deniz yollarından biri olup, Süveyş Kanalı ve Panama Kanalı´nın bir eşdeğeridir. Boğaz Hint Okyanusu ve Büyük Okyanus arasında ana denizyolu pasajını oluşturmakla, aynı anda dünyanın en kalabalık 3 ülkesi olan Hindistan, Endonezya ve Çin´i deniz yoluyla bağlılığını sağlamaktadır. Bununla kalmayıp yörenin en gelişmiş Ticaret Devlerini; Japonya, Güney Kore ve Tayvan´ı uluslararası ticarete bağlar.

 

KAYNAK:http://tr.wikipedia.org/wiki/Malakka_Bo%C4%9Faz%C4%B1#B.C3.B6lgenin_tarihi_deniz_yolu_ticareti

 

 

DOVER BOĞAZI:

          

Büyük Britanya adasının Avrupadan ayıran dar boğaz. Uzunluğu 185, en dar yeri 31 kilometredir. Bu boğaza Fransızlar Pasde-Clais adını vermişlerdir. Boğazın doğusunda Kuzey denizi, batısında Manş denizi bulunur. Çok eskiden beri, askerî ve iktisadî bakımdan büyük değer taşıyan bir boğazdır.

 

Kaynak: http://www.sensizliksokagi.org/diger-dunya-ulkeleri-cografyasi/71569-dover-bogazi.html

 

KİEL KANALI:

Baltık Denizinde ulaşım açısından önem taşır. Kuzey Denizinde Elbe Irmağı ağzındaki Brünsbüttelkoog'dan, doğuda Baltık Denizi kıyısındaki Kiel limanında yer alan Holtenau'ya kadar 98 km uzanır. İki deniz arasındaki en güvenli, kısa ve ucuz ulaşım yoludur. Genişliği 103 m, derinliği 11 m olan kanalın üzerinde yaklaşık 42 m yükseklikte yedi köprü bulunur.

         

Kanal, 1887-95 arasında, kuzeye gidecek savaş gemilerine kestirme bir yol sağlamak amacıyla yapıldı. Daha önce gemiler Danimarka'nın çevresini dolaşmak zorundaydı. 1907-14 arasında genişletilerek büyük savaş gemilerinin geçişine elverişli hale getirildi. O dönemde adı Kaiser-Wilhelm olan kanal, I. Dünya Savaşı öncesinde Alman hükümetine aitti. 28 Haziran 1919'da imzalanan Versailles Antlaşması ile uluslararası statü kazandı, ama yönetimi Almanlarda kaldı. Kanal trafiği, yalnızca genel polis, ulaşım, sağlık ve gümrük kurallarına uygun biçimde işleyecekti. Adolf Hitler 1936'da bu hükümleri tanımadığını ilan etti. II. Dünya Savaşı'ndan sonra kanal Schleswig-Holstein eyaletinde {Land) kaldı ve seyrüsefer özgürlüğü tanıyan Versailles Antlaşması koşulları yeniden uygulamaya kondu.

 

Kaynak: http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/3/31/Baltık_denizi.png/250px-Baltık_denizi.png

 

PANAMA KANALI:

Panama Kanalı, Orta Amerika'nın en güney ülkesi Panama topraklarında yer alır ve Atlas Okyanusu ile Büyük Okyanus'unu birbirine bağlayan su yolu.

Kanalın yapımı,tarihin en büyük ve en zor mühendislik projelerinden bir olmuştur. Gemicilik üzerindeki etkileri ise, Güney Amerika kıtasının en güney ucu olan Horn Burnu'ndan dolaşma külfetini ortadan kaldırmış olması nedeniyle çok önemlidir.

 

        

Resim kaynak: http://www.theodora.com/maps/new9/panama_map.gif

Panama'da bir kanal inşa etme fikri 1500'lü yıllara kadar giderse de, ilk ciddi çalışmalar, Fransızların öncülüğünde 1880'de başlamış fakat bir sonuç vermemiştir. İnşaat ABD tarafından tamamlanmış ve kanal 1914'te hizmete açılmıştır. 77 kilometre uzunluğundaki kanalın yapımı sırasında, sıtma ve sarı humma gibi hastalıklardan büyük toprak kaymalarına kadar her türlü güçlükle karşılaşılmış ve yaklaşık 27.500 kanal çalışanı bu süreçte can vermiştir.

 

         

Bugün New York'tan San Francisco'ya giden bir geminin, Panama kanalını kullanarak 9.500 km yol yapması, Horn Burnu'nun dolaşılmasını zorunlu kılan eski günlerdeki 22.500 km yola oranla büyük bir kolaylıktır.

Açılışından 2002 yılına dek, yaklaşık 800.000 geminin geçtiği tahmin edilen Panama Kanalı'ndan her yıl 14.000'den fazla gemi geçmekte olup taşınan yük miktarı 203 milyon tonu bulmaktadır.

Kanal boyunca yolculuk yaklaşık 9 saat sürmektedir.

 

Kaynak:http://tr.wikipedia.org/wiki/Panama_Kanal%C4%B1

 

SÜVEYŞ KANALI:

Süveyş Kanalı (Arapça: قناة السويس‎, Okunuşu: Qanā al-Suways). Akdeniz ile Kızıldeniz'i birbirine bağlayan yapay suyoludur. Sina Yarımadası'nın batısındadır. 163 kilometre uzunluğunda ve en dar yerinde 300 metre genişliğindedir. Kanal, Afrika çevresinde dolaşmaya gerek kalmadan Asya ile Avrupa arasında deniz taşımacılığı yapılmasını sağlar.

 

          

Kaynak: http://www.uted.org/dergi/2006/ekim/a_uyduresim_suveys.JPG

Dünya'nın önemli kanallarından birisi arasında yer alır.Eski gemiciler ticarette çok uzun yol ve mesafe kat ettikleri için böyle bir kanal yapma gereksiniminde bulunmuşlardır.Süveyş Kanalı'nın açılmasında Osmanlı İmparatorluğu'nun da büyük önemi vardır.

          

Kaynak:http://www.lib.utexas.edu/maps/middle_east_and_asia/sinai.jpg

Mısır topraklarında bulunan ve Akdeniz ile Kızıldeniz'i birleştiren 161 km uzunluğunda yapay suyolu. Kanalın genişliği 70-125 m arasında değişmektedir. Derinliği 11-12 m'dir. Su kesimi 10,36 m'den fazla olan gemiler kanaldan geçemez. 1951 yılında trafiği kolaylaştırmak amacıyla el-Kantara ile el-Firdan arasında 13,5 km lik bir yan geçit açılmıştır.

Dünyada kapakları olmayan en uzun kanaldır.Diğer kanallarla karşılaştırıldığında kaza oranı hemen hemen sıfırdır. Gece ve gündüz geçiş yapılabilir.

 

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/S%C3%BCvey%C5%9F_Kanal%C4%B1

Düzenleme: Güven AKBULUT hocama teşekkür ediyoruz.

1 YorumYorum yaz!Bağlantı


21/4/2008 - YERLEŞMELERİN DAĞILIŞINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER

İnsanların, çok farklı türdeki konutlarda, yaşamlarını toplu ya da dağınık şekilde sürdürmelerine yerleşme denir.
Yerleşmeyi etkileyen faktörler
1. iklim

Yerleşmeyi etkileyen en önemli faktördür. Dünya'da Orta kuşak karalarında iklim şartları uygun olduğundan, nüfus fazla iken çöllerde, kutup bölgelerinde bataklıklarda ve yüksek dağlık alanlarda, iklim şartları uygun olmadığından, nüfus çok azdır. Yine, Ekvatoral bölgede O -1000 m yükseltiler arasında, aşırı nemli ve bunaltıcı bir iklim etkili olduğundan, Amazon ile Kongo havzalarında da nüfus azdır.
2. Yeryüzü şekilleri
Dağlık, çok engebeli ve yüksek sahalar, yerleşmelerin kurulmasını ve gelişmesini önemli ölçüde engellemektedir. Buna karşılık düz ovalık alanlarda tarım, ulaşım, sanayi faaliyetleri daha çok geliştiğinden nüfus fazladır. Doğu Anadolu ve Karadeniz bölgelerinde nüfus yoğunluğunun az, Marmara ve Ege bölgelerinde fazla olması buna örnektir.
3. Toprak
Verimsiz toprakların bulunduğu yerler, nüfusça tenha iken (Tuz Gölü çevresi), verimli toprakların bulunduğu yerler nüfusça zengindir. (Çukurova ve Ege ovaları gibi)
4. Ekonomik Kaynaklar
Ekonomik kaynakların fazla olduğu, sanayi, ticaret faaliyetlerinin yoğun olduğu, maden ve enerji kaynaklarının çok bulunduğu yerlerde nüfus yoğunluğu artmaktadır. Ülkemizde Marmara Bölgesi ile Zonguldak, Karabük, Ereğli, Batman gibi merkezlerin nüfusça yoğun olmaları ekonomik kaynakların çok olmasındandır. Ekonomik kaynakların yetersiz olduğu bölgelerde, halk geçimini temin etmek için göç etmekte ve nüfusları azalmaktadır.

yok YorumYorum yaz!Bağlantı


21/4/2008 - YERLEŞME TİPLERİ VE ÖZELLİKLERİ

I- KIr yerleşmesi:

 Genel olarak nüfusları küçük nüfusu 10.000'in altında olan, genel olarak köy ve köy altı yerleşmelerden oluşan ve geçimlerin kaynaklarında tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin birlikte yapıldığı ya da ön plana çıktığı yerleşmelere denir. Kırsal yerleşmelerin bazılarında yerleşik hayat tarzı (köy gibi), bazılarında konar - göçerlik veya yaylacılık gibi yarı yerleşik tarz görülür.

   

        A-KÖY ALTI YERLEŞMELER:

      Köyden daha küçük henüz köy olamamış yerlere köy altı yerleşmeleri denir. Tek ev ile köy arası yerleşmelerdir. Kır yerleşmeleri esas olarak evler ve eklentilerinden oluşur.  Evler kim yerde tek başına, kimi yerde 3- 5 evlik kümeler halinde bulunur. Bunlar köylerden küçüktür. Daha çok, hayvancılık amaçlı veya yazları serinlemek amacıyla kurulmuştur   

 

        Köy altı yerleşmelerin ortak özellikleri:

1-Geneli geçici yerleşmelerdir.           

2-Geneli özel mülkiyettir.

3-Tarım ve hayvancılıkla geçinirler.   

4-Bunlar ileride köy ve şehir yerleşmelerini sağlarlar.

5-Genel olarak yapılan ekonomik faaliyet türü veya bulunduğu bölgelere göre isim alırlar.

 

              Örneğin tarım ve hayvancılıkla geçinen bu yerleşmelere Ege’de çiftlik, Karadeniz’de Canik, Akdeniz’de oba, Doğu Anadolu’da mezra veya benzerine ağıl denmektedir.

 

         Köy altı yerleşmeleri oluşturan başlıca sebepler:

              1.Kalabalık ailelerden kaçarak bağımsız yaşama isteği,              

            2.Aileler arasında çıkan anlaşmazlıklar,

            3.Tarım arazilerinin yetersiz ve birbirinden uzakta olması,          

            4.Hayvanlarına otlak ve barınak temini,

            5.Devlete ait arazilerin özellikle orman alanlarının toprak kazanmak amacıyla yerleşme yapılması.

 

         Köy altı yerleşmeleri:

 

Þ      Yayla: Yazın köylülerin hayvanlarını otlatmak için çıktıkları alanlarda oluşan geçici yerleşmelerdir.Mevsiminde bağlı olarak hayvan sürüleriyle çıkılıp, geçici olarak yerleşilen, dağların üst kısımlarındaki düzlüklere yayla denir. Anadolu'nun büyük bir bölümünde hüküm süren yarı kurak iklim şartları köy dışındaki yüksek alanların ot potansiyelinden yararlanmayı gerektirmiştir. Yükseltiye bağlı olarak daha fazla yağış alan yaylalarda, otlar fazlaca boy atmakta, daha uzun süre yeşil kalmaktadır. Ayrıca yaylaların serin havası hayvanlara ve özellikle koyunlara iyi gelmekte, süt ürünlerinin bozulmasını da geciktirmektedir. Doğu Anadolu, Akdeniz ve Karadeniz bölgelerimizde oldukça yaygın bir yerleşme şeklidir. Yaylacıların meskenleri çadır ya da taştan yapılmış evlerdir. Su kaynakları bazen bir yamaç kaynağı, çoğu zaman da kar sularıdır. Yurdumuzda turizm ve yazı serin bir yerde geçirmek amaçlarına yönelik yayla yerleşmeleri de bulunmaktadır. Özellikle Orta Toroslar üzerindeki yaylaların çoğu yazın yakıcı sıcaklarından kurtulmak isteyenlerin akınına uğramaktadır. Adana, Mersin, Tarsus gibi.

    

Þ      Mezra: Tarım ve hayvancılığın bir arada yapıldığı geçici yerleşmelerdir.Hayvancılık ve tarım faaliyetlerinin bir arada yürütüldüğü basit bir yerleşme şeklidir. Köylerin ortak kullanım sahalarının dışında olan 50'den fazla nüfusu geçindiremeyecek kadar dar topraklara sahip yerlerdir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizde yaygındır. Geçici mezraalar yanında; daha fazla nüfus barındıran, hayvancılık ve çiftçiliğin birlikte yapıldığı, sürekli ikamet edilen mezraalar da vardır.Komlarda olduğu gibi mezraalardaki meskenlerde de temel yapı malzemesi genelde taştır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kom: Hayvan yetiştirmek amacıyla oluşturulmuş ev ve eklentileridir.Esas geçim kaynağı hayvancılık olmak üzere tarımda yapılan, bir veya birkaç ağıl ile çoban kulübeleri yerleşmenin başlıca fizikî varlıklarıdır. Yurdumuzda daha çok Doğu Anadolu Bölgesi'nde (Tunceli, Erzurum, Kars, Muş ve Ağrı illerimizde) bulunmaktadır

     

           http://www.e-cografya.com/galeri/data/media/7/000_0711.JPG

Þ      Ağıl: Koyun ve keçi sürülerinin gecelemesi için oluşturulmuş barınaklardır.Kırsal kesimde davarların (koyun, keçi) barındırıldığı üst açık çitle çevrili yerlere ağıl denilmektedir. Bunlar genelde köyün dışında bulunur. Bazen taş veya kerpiçten yapılmış binalar da bulunur. Genelde yaz mevsiminde kullanılır.

      

 

Þ      Oba: Hayvancılıkla uğraşan aile ve aşiretlerin kurduğu geçici yerleşmelerdir.Anadolu'da ve özelilkle Ordu–Giresun yöresinin dağlık kesimlerinde yayla yerleşmelerine verilen addır. Karadeniz Bölgemizde yaygın olan obalar yalnızca yaz mevsiminde kullanılırlar. Etrafa göre yüksekte yer alan (1500–2000 m) obalar alanına "yayla", kışın geçirildiği daha aşağıdaki yerlere ise "cenik" denilmektedir. Geçici bir yerleşme şekli özelliği gösteren obalarda temel geçim kaynağı hayvancılıktır. Karadeniz Bölgesi'nden başka Toroslarda, Batı Anadolu'da, Güney Marmara'da ve Orta Anadolu'da rastlanır.

       

 

Þ      Divan: Bir köyü oluşturan, birbirinden uzakta kurulmuş mahallelerdir.Özellikle Batı Karadeniz Bölgemizde küçük ve dağınık yerleşmelere verilen addır. Orman açmaları ile elde edilen topraklarda gelişen bu basit yerleşme şekli Sinop, Bolu, Adapazarı ve Kocaeli illerimizde yaygındır. Yerleşik bir özellik gösterirler. Çoğunda akrabalık bağı hâkimdir. Tarım, hayvancılık ve ormancılık başlıca geçim kaynaklarıdır.

      

        http://site.mynet.com/boynuyogun_koyu/mynet_resimlerim/kaleta__divan111.jpg

 

Þ      Çiftlik: Tarım arazileri içinde ve kenarında kurulmuş çiftlik evleridir. Geniş bir arazi üzerinde tarım veya hayvancılık ya da ikisini birlikte yürütmek amacıyla kurulmuş yerleşme ünitesine çiftlik denir. Ekonomik faaliyetin yıl içindeki süreklilik durumuna göre çiftlik yerleşmesi sürekli ya da geçici olabilir. Ülkemizde çiftlik tipi yerleşmelere daha çok Çukurova, Büyük ve Küçük Menderes ovalarıyla, Trakya'da rastlamaktayız. Ege ve Akdeniz bölgelerimizdeki çiftliklerde pamuk, Trakya'dakilerde ise tahıl ve ayçiçeği tarımı hâkimdir.

 

                                       

 

Þ      Dam: Daha çok hayvan yetiştirilen geçici yerleşmelerdir.

       

 

 

Þ      Bağ evleri: Bağcılık faaliyetlerini geliştirmek amacıyla yapılmış evlerdir.

      

Þ      Dalyan: Deniz kıyılarında balık üretmek için yapılmış yerleşmelerdir.

 

              B- KÖY YERLEŞMELERİ:

 Köy, kanununa göre camii, okul, otlak, orman, yayla gibi ortak malları bulunan, tarım ve hayvancılıkla geçinen, insanların bağ, bahçe, tarlaları ile birlikte oluşturdukları ve nüfusu 2000’den az olan, seçimle iş başına gelen muhtar ve ihtiyar heyetinin yönettiği tüzel kişilik kazanmış en küçük idari birimi olan yerleşmelere köy denir.

       Köylerin ortak özellikleri;

1.Nüfusları azdır ve kapladıkları alanlar küçüktür.              

2.İdari bakımdan muhtarlıktır.

3.Sınırları ve ortak malları vardır.                                      

4.Ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanır.

5.İşbirliği ve soysa dayanışma kuvvetlidir.

 

     

 

II-KENT YERLEŞMLERİ:

         Şehir: Az çok bir plan dâhilinde kurulmuş, nüfusu 10.000’nin üzerinde olan ekonomisi tarım ve hayvancılık sektörleri dışında başta ticaret, sanayi, hizmetlere dayalı büyük alanlara yayılan, yönetim ve eğitim olmak üzere çeşitli görevleri bir araya toplayan, hayat tarzı ve çevresine etkileri bakımından farklı olan büyük yerleşme birimidir. Yerleşim birimlerinin en büyüğü şehirlerdir.

NOT: İl ile şehir kavramları farklıdır. İl idari bir birim, şehir ise ilin merkezidir. (Sakarya ilinin merkezi Adapazarı’dır) 

 

          

 

           Şehirleri kır yerleşmelerinden ayıran özellikler:

1- Nüfusları fazladır.( Çok sayıda insanı barındırırlar.)        

2-Yayıldıkları alanlar geniştir.

3-Geçiminde tarım dışı sektörler ağırlıktadır.  

4-Meskenler yanında çarşı, Pazar, fabrika, spor ve sanat merkezleri vb. bulunur.                                      

5-Çevrelerindeki alanlara ekonomik, sosyal ve kültürel yönden etki ederler.

6-Çok büyük şehirlerde değişik soy, din ve ırktan insanlar birlikte yaşar.

                     Kır yerleşmelerin ortak özellikleri:

1-Nüfus sayıları ve yoğunlukları azdır.            

2-Ekonomileri tarım ve hayvancılığa dayanır. 

3-Yayıldıkları alanlar dardır.                            

4-Sosyal dayanışma ve işbirliği kuvvetlidir.

5-Sınırları ve ortak malları vardır.                    

6-Bazıları geçici yerleşmeler olup, özel mülkiyet olanları vardır.

7-Köylerde mesleki faklılık az ve etnik yapı bakımından sade yapıdadır.

      Benzer Özellikleri: İnsanların beslenme, barınma, korunma vb. temel ihtiyaçlarını karşılamak için oluşmuşlardır.

      Temelinde insanların yapısı olan meskenler bir araya gelerek oluşmuşlardır. Başlangıçta ufak olan yerleşmelerin büyümeler ile oluşmuşlardır.

 

   YERLEŞME DOKULARI:

Kent ve kır yerleşmelerinde farklı dokular göze çarpar. Bu farklılığın en büyük nedeni yerleşmelerin kurulduğu yerlerin coğrafi özellikleridir. (İklim, yer şekilleri, su kaynakları, toprak verimi, ayrıca insanların kültürel ve ekonomik yapılarıdır.)

 

      1-Dağınık Yerleşme: Suyun (yağışların) bol olduğu yerlerde, arızalı ve eğimli bölgelerde, evlerin birbirinden uzak olduğu bahçeler içerisinde insanlar dağınık olarak yerleşmişlerdir. Türkiye’de Karadeniz Bölgesi, dağınık yerleşmenin en yaygın olarak görüldüğü yerdir. Dağınık yerleşmede su fazlalığı ve yerşekillerinin engebeliliği etkilidir.

 

 

 

           2-Toplu Yerleşme: Evlerin birbirine yakın olduğu yerleşme biçimidir. Suyun az olduğu yerlerde ve arazinin düz olduğu ovalık alanlarda insanlar toplu olarak yerleşmişlerdir. Türkiye’de İç Anadolu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde su kaynakları az olduğu için toplu yerleşmeler fazladır.

 

 

 

        3-Çizgisel yerleşme: Akarsu boylarında ve bir yol boyunca ( hat boyunca) kurulan ve uzanan yerleşmelere “ Çizgisel yerleşme” denir. 

                                           

 

       4-Dairesel yerleşme: Düz bir arazide veya ovada kurulan dairesel şekle sahip yerleşmelere “ dairesel yerleşme” denir.

                              

      5-Kıyı boyu yerleşme: Genel olarak deniz, göl kıyılarında kıyı boyuna kurulan yerleşmelere “kıyı boyu yerleşme” denir.

 

 

4 YorumYorum yaz!Bağlantı


18/4/2008 - TÜRKİYE'DE İÇ VE DIŞ GÖÇLER

Türkiye'de İç Göçler

İnsanların, doğdukları yerden başka yerlere geçici ya da sürekli olmak üzere taşınmasına göç denir.
Göçler ikiye ayrılır
A. İÇGÖÇLER
Ülke içerisinde, nüfusun yer değiştirmesine iç göç denir. İç göçlerle bir ülkenin toplam nüfusunda değişme olmaz. Sadece, bölgelerin ve illerin nüfusunda artma ya da azalma meydana gelir.
İç göçler, sürekli ve mevsimlik göçler olmak üzere ikiye ayrılır.
1. Sürekli İç Göçler
Ülke içerisinde yer değiştiren insanların, göç ettikleri yerlere yerleşmesiyle gerçekleşir.
Türkiye'de, Cumhuriyetin başlangıcından günümüze kadar, özellikle kırsal alanlardan kentlere doğru hızlı bir göç olayı görülmektedir.
1927'de kent nüfusu % 24, kır nüfusu % 76 iken 1997'de bu oran kentte % 65, kırda % 35 olarak gerçekleşmiştir. Yani, 70 yılda kent nüfusu % 40 oranında artarken, kır nüfusu aynı oranda azalmıştır. Kır nüfusunun doğurganlık oranı kent nüfusundan daha fazla olduğu halde, oran olarak azalması kırdan kentlere doğru göç olgusunun varlığını gösterir.
Türkiye'de iç göçler 1950 yılma kadar fazla etkili olmamış ve kır - kent nüfus oranlarında önemli bir değişiklik olmamıştır. İç göçler 1950'den itibaren, ulaşım ağının gelişmesi ve kırsal alanlara kadar ulaşmasına, sanayileşmenin artmasına bağlı olarak artış göstermiştir. Bunun sonucunda, kırsal nüfus oran olarak devamlı azalma, kent nüfusu da devamlı artma göstermiştir.
İç göçün nedenleri
• Kırsal alanlardaki hızlı nüfus artışı
• Miras yoluyla tarım alanlarının daralması ve ailelerin geçimini karşılamaması
• Tarım alanlarının yetersiz gelmesi ve erozyonun artmasıyla toprağın verimsiz hale gelmesi
• Tarımda makineleşmenin artması ve buna bağlı olarak tarımsal işgücünün azalması
• Kırsal kesimde iş imkânlarının sınırlı olması
• Ekonomik istikrarsızlık ve sosyal problemler
• Eğitim ve sağlık hizmetlerinin yetersizliği
• iklim ve Yerşekıllerının olumsuz etkileri
• Kentlerde sanayinin gelişmiş olmasından dolayı iş imkânlarının fazlalığı
• Kentlerde eğitim ve sağlık hizmetlerinin yaygınlığı
Türkiye'de iç göç, kırsal kesimde nüfusun artması ve kentlerde sanayileşmeye bağlı olarak, iş bulma imkânlarının gelişmesiyle artış göstermiştir. Dolayısıyla iç göçteki en büyük etken ekonomik sıkıntılardır.
Ülkemizde yüksek oranda göç veren illerin başlıcaları şunlardır:
• D. Anadolu'da, Kars, Tunceli, Bitlis, Ağrı, Muş, Bingöl, Sımak
• G. D. Anadolu'da, Adıyaman, Mardin
• Karadeniz'de, Zonguldak, Ereğli, Samsun çevresi dışındaki iller
• İç Anadolu'da, Sivas, Yozgat, Çankırı, Kırşehir, Niğde, Nevşehir
• Ege'de, Afyon, Uşak, Kütahya
• Akdeniz'de, Burdur, İsparta, K. Maraş
• Marmara'da, Çanakkale, Kırklareli, Edime, Bilecik
İç göç, özellikle Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgelerindeki illerde daha fazla olmaktadır.
Yüksek oranda göç alan şehirlerin başlıcaları şunlardır:
İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Bursa, Ş. Urfa, Antalya, Mersin, Konya, Samsun, Gaziantep, Diyarbakır gibi illerdir. İç göç, ülkemizde özellikle sanayileşmiş merkezlere daha fazla olmaktadır.
İç göçlerin sonuçları
• Ülke genelinde nüfusun dağılışında dengesizlik görülür.
• Yatırımlar dengesiz dağılır.
• Kırsal kesim yatırımlarında verimsizlik meydana gelir.
• Düzensiz kentleşme görülür. '
• Sanayi tesisleri kent içinde kalır. Kentlerde konut sıkıntısı çekilir. Kent nüfusunda aşırı artış meydana gelir.
• Alt yapı hizmetlerinde (yol, su, elektrik) yetersizlik görülür.
• Kentlerde işsiz insanların oranı artar.
İç göçü önlemek için,
• Tarımda sulama imkânlarını arttırmak,
• İntansif tarım metodunu geliştirmek,
• Besi ve ahır hayvancılığını geliştirmek ve yaygınlaştırmak,
• Kırsal kesimde eğitim ve sağlık hizmetlerini yaygınlaştırmak,
• Tarım ve hayvancılığa bağlı sanayi kollarını kırsal alanlara yönlendirmek,
• Kırsal kesimde küçük sanayi kollarını geliştirmek, vb. gereklidir.
2. Mevsimlik İç Göçler
Kırsal kesimdeki bazı ailelerin büyük şehirlere, tarımın yoğun olarak yapıldığı yerlere, yaz turizminin geliştiği yerlere bir müddet çalışmak üzere göç etmeleri ile gerçekleşir.
Yaylaya çıkma olayı da mevsimlik göçler içerisinde yer alır. Mevsimlik göçlerle Adana, Mersin, Hatay, Aydın, Muğla, Antalya gibi merkezlerde, yaz ile kış mevsimleri arasındaki nüfus miktarlarında önemli değişmeler olmaktadır.
• Kırsal kesimden göç edenlerin özellikleri
• Genellikle genç nüfus göç etmektedir.
• Erkek nüfus, kadından daha fazla göç etmektedir.
• | Göç edenlerin çoğu sanayi ve hizmet sektöründe çalışmaktadır.• Göç sonucunda kentlerde hızlı nüfus artışı meydana gelmiştir.
• Sanayileşme göçü arttırmaktadır.
• Kentleşme hızı sanayileşme hızından daha yüksektir.
• Bölgelerin toplam nüfusu ve nüfus yoğunluğu göçlerle hızla değişmektedir

Türkiye'de Dış Göçler

Bir ülkeden diğer bir ülkeye yapılan göçlere dış göç denir.
Dış göçlerin başlıca nedenleri:
• Ekonomik nedenlerle çalışmaya gidilmesi
• Tabii afetler
• Savaşlar
• Etnik nedenler
• Sınırların değişmesi
• Uluslararası anlaşmalarla sağlanan nüfus değişimi
Dış göçlerin sonuçları
• Göç eden ülkede nüfus artar, göç veren ülkede ise azalır.
• Ülkeler arasında ekonomik ilişkiler gelişir.
• Ülkeler arası kültürel ilişkiler gelişir.
Dış göçler ve Türkiye
Ülkemize 1923 – 1989 yılları arasında çoğu Balkan ülkelerinden olmak üzere 2,2 milyon göç olmuştur. Bu sayı nüfusumuzun % 5'ini oluşturur.
1950'den sonra, başta Almanya olmak üzere yurt dışına işçi gitmeye başlamıştır. Bugün Fransa, Belçika, Hollanda, İngiltere, İsveç, ABD, Avustralya, Libya, S. Arabistan, Kuveyt ve Orta Asya ülkelerinde işçilerimiz bulunmaktadır. Yurt dışındaki nüfusumuz 4 milyonu geçmiştir.
1992 yılı yurt dışındaki Türk nüfusunun dağılışı
Türkiye'den yurt dışına göç sonucunda;
• Ülkemize giren işçi dövizi artmıştır.
• Ülke turizminin gelişmesini sağlamıştır.
• Türk ticaretinin yaklaşık % 20 sine kaynak oluşturmuştur.
• Artan nüfusun işsizlik sorununa kısmen çözüm bulunmuştur.

 

1 YorumYorum yaz!Bağlantı


18/4/2008 - TÜRKİYE'YE YERLEŞEN GÖÇMENLER

TÜRKİYE’YE YERLEŞEN GÖÇMENLER


       Anadolu insanlık tarihinde, iç ve dış göçler sonucu ortaya çıkan önemli uygarlıkların yaşandığı bir coğrafya olarak kabul edilmektedir.  Böylesine bir göçmenler kazanı ve uygarlıklar sentezi üzerinde kurulmuş olan devletlerin göçlerle gelen toplumsal, siyasal ve yönetsel sorunlar için çeşitli önlemler aldığı ve çözümler ürettiği bilinmektedir.
       Anadolu, özellikle on sekizinci yüzyılın sonundan itibaren belirli aralıklarla yoğunluk kazanarak süregelen dış göç hareketleri ile karşı karşıya kalmıştır.  Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluşu ile başlayan ve devletin genişlemesi ve büyümesine yönelik politika olarak teşvik edilen göçler sonucu Anadolu toprakları dışındaki alanlarda önemli sayıda Türkçe konuşan topluluklar iskan edilmiştir.  İmparatorluğun zayıflaması ile birlikte Türk ve Müslüman olan halkların bulundukları yerlerden çıkarılması asırlar önceki göçü tersine çevirmiştir.
       1923 yılında modern bir devlet olarak kurulan Türkiye Cumhuriyeti göçmen sorunlarını geçmişinden kalan bir miras olarak devir almış ve yapılan sistematik çalışmalarla sorunun çözümüne yönelik politikalar geliştirilmiş ve uygulamalar yapılmıştır.
       Bu bildiride, kapsamı çok geniş olan bu tarihsel olgunun son iki yüzyıldaki durumu ele alınacak, iç göçler sonucu yaşanan yerleşim sorunlarına ilişkin olarak yapılan uygulamalar incelenmeye çalışılacaktır.
       GÖÇLER VE GÖÇENLER

       Osmanlı İmparatorluğu Döneminde Dışardan Göç Edenler
       18.yy sonu ve 19.yy başından itibaren Anadolu’ya dışardan göçenler, Türkçe konuşulan bölgelerden göç etmek zorunda kalanlar ile Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılması sonucu yaşadıkları bölgelerden göç etmek zorunda bırakılanlar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.
       1771 yılında Kırım’da yaşanan nüfusun Osmanlı yanlısı olan kesimi Rusların silahlı saldırısı nedeniyle topraklarını bırakarak Osmanlı yönetimi altındaki bölgelere göç etmek durumunda kalmışlardır.  Bu olay Osmanlı İmparatorluğu’nun karşılaştığı ilk dış göç olgusudur.  1788-1792 Osmanlı - Rus - Avusturya Savaşları süresince ve sonrasında da, Osmanlı topraklarına Kırım, Kazan, Kafkasya ve Özi bölgelerinden kitleler halinde göçler başlamış ve göç edenlerin sayısı dört yüz bin kişiye ulaşmıştır.(Oğuz Arı s.5)
       Rusların Azerbaycan’ı da işgali üzerine göçler, İran üzerinden Anadolu’ya yönelmiş, Kuzey İran’ın işgali sonucu Kafkasya limanlarından yüz binlerce insan Osmanlı Devleti tarafından temin edilen deniz araçları ile Trabzon, Samsun, Sinop ve Varna limanlarına getirilmişlerdir.  Kafkasya’dan yapılan göçler yaklaşık yüz elli yıl boyunca sürmüştür.  Kafkasya’dan gelenler arasında Türkler, Avarlar, Çeçenler ve Çerkezler vardır.  Göçmenler değişik illere iskan edilmişlerdir ve hatta Halep’e, Ürdün’e kadar gönderilen göçmenlerin olduğu da ileri sürülmektedir. (Oğuz Arı s.5).
   
   
             Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılmaya başlaması ve 1806 - 1812 Türk- Rus savaşı sonucu Balkanlarda yaşayan Türklerin çoğu güneye doğru göç etmeye başlamışlardır.  Sayılarının iki yüzbini bulduğu tahmin edilen göçmenler, başta İstanbul olmak üzere Rumeli’deki kent, kasaba ve köylere yerleşirken, bir bölümü de İstanbul yolu ile Anadolu’ya göçmüştür.  Osmanlı Devleti bu göçmenlere iyi davranılması ve kolaylık gösterilmesi için Rumeli ve Anadolu’daki eyaletlere talimatlar göndermiş ise de göçenlerin düzenli şekilde yerleştirilmeleri sağlanamamıştır. (Özbay - Balpınar).
       1820 yılında Mora Yarımadasında bağımsız bir Yunan Devleti’nin kurulması ile Osmanlı İmparatorluğu’na yapılan baskılar sonucu bu bölgede yaşayan Türkler 1830 tarihinden itibaren Anadolu’ya göç etmek durumunda kalmışlardır (Özbay Balpınar).
       1854 - 1856 yıları arasında yapılan Kırım Savaşı’ndan sonra samsun Limanı yoluyla yaklaşık altı yüz bin göçmenin Anadolu’ya geldiği bilinmektedir.
       1905 - 1908 Rus Devrimi’nden sonra ise Kazan ve Azerbaycan’dan göçler başlamış, gelenler Amasya ve Kars illerinde yerleşmişlerdir.  1920 yılındaki Sosyalist Devriminden sonra ortadan kaldırılan Kafkas Cumhuriyeti’nden, Gürcistan’dan ve Ermenistan’dan çok sayıda aile Anadolu’ya göç ederek, Muş ve Kars gibi genelde Doğu Anadolu illeri ile Konya ili civarına yerleşmişlerdir. (Oğuz Arı s.5).
       1912 - 1913 Balkan Savaşı sırasında 1173.52, 1914 -1915 Birinci Dünya Savaşı sırasında da yaklaşık 120.556 göçmenin Anadolu’ya geldiği tahmin edilmektedir.  Birinci Dünya Savaşına kadar Kafkasya’dan, Balkanlardan ve Ege adalarından Anadolu’ya gelen göçmenlerin sayısı bir milyonun üstündedir (Oğuz Arı s.5).
       GÖÇMENLERİN YERLEŞTİRİLMESİ
       Göçmenlerin yerleştirilmesi işlemleri Tanzimat Fermanı’nın ilanına kadar Bab-ı Ali’nin eyaletlere göçmenler geldikçe gönderilen fermanları doğrultusunda oluyor veya göçmenlerin başvuruları üzerine kendilerine para ve malzeme yardımı yapılıyordu.  1859 yılına kadar Şehramenetine bırakılan göçmenlerin yerleştirilmesi işleri, Kırım savaşı sonrası hızla artan göçler nedeni ile yoğunluk kazanmış ve şehramenetinin sorunun çözümünde yeterli olamayışı sonucu Devlet, sorun ile uğraşacak bir komisyon kurulmasına ilişkin yasa çıkartmak zorunda kalmıştır (Oğuz Arı s.7).
       Yasa ile “İskanı-ı Muhacirin” adı altında kurulan ve göçmenlerin yerleştirilmesine ilişkin tüm işlemleri yürütmekle sorumlu olan komisyonun adı daha sonra “Muhacirin ve Aşair Müdiriyeti Umumiyesi” olarak değiştirilmiş ve bu kurum çalışmalarını Cumhuriyet’e kadar sürdürmüştür (OğuzArı s.7).
       Bu komisyon tarafından çok sayıda göçmen Amasya, Tokat, Sivas, Çankırı, Adana, Aydın, İçel, Bursa, Adapazarı ve İzmit çevresine yerleştirilmiştir (Özbay - Balpınar).
       Osmanlı Devleti 1877 yılına kadar gelen göçmenlerden yüksek memur, ilmiye sınıfı mensubu veya zanaatleri ancak kentlerde yapılabilenlere kentelrde yerleşme izni vermiş, diğerlerinin kent merkezlerinde yerleşmesini istememiştir.  Ancak göçmenlerin sayısının artması sonucu birçok kunduracı, marangoz, berber ve benzeri küçük esnaf ile kent hayatına ve ticarete alışmış olan çok sayıdaki göçmen yerleştirildikleri köy ve kasabalara uyum sağlayamadıkları için kentlere göç etmek zorunda kalmışlardır.Ayrıca özellikle kırsal kesimdeki yerli halkın tepkisinin giderek büyümesi ve rahatsız edici boyutlara ulaşması Devleti 1878 yılında yeni bir karar alma gereği ile karşı karşıya bırakmış ve yayınlanan bir talimatla göçmenlerin kentlerin çevresine yerleşmelerine izin verilmiştir (Özbay - Balpınar).
     Bu karardan sonra Anadolu kentlerinde kısa bir süre içinde göçmen mahallesi olgusu ortaya çıkmıştır.  Ankara’daki Boşnak, Eskişehir’deki Tatar mahalleleri bu gelişmenin en iyi örnekleridir.  Göçmen yerleşmelerinin, kırsal kesimde geleneksel Anadolu köy dokusundan, kentlerde ise mahalle dokusundan kolaylıkla ayırt edilebilmesi, bu yerleşimlerin en belirgin ortak özellikleridir.  Anadolu’da 19.yy ikinci yarısına kadar süregelen geleneksel dokunun organik görünüşüne karşın göçmen mahalleleri çok daha düzenli, geometrik bir görünüme sahiptirler. Bu yerleşmeler çıkartılan yönetmelikler doğrultusunda kamu eliyle yapılan bir plan tipine göre tümünün birden yapılması şeklinde gerçekleştirilmiştir (Özbay-Balpınar).
       CUMHURİYET DÖNEMİNDE DIŞARDAN GÖÇ EDENLER
YUNANİSTAN’DAN GÖÇLER

      Cumhuriyet döneminin en önemli ve en yoğun göç hareketi 1922 yılında imzalanan Lozan Anlaşması hükümleri uyarınca gerçekleştirilen Türk-Yunan halkları değişimidir.  Bu değişim sonucu 100 bin Türkiyeli Rum Yunanistan’a gitmiş, yaklaşık 100 bin aileye mensup 400 bin Türk’te Anadolu’ya göç etmiştir (Oğuz Arı s.4).  Yunanistan ve Balkanlardan gelen göçmenlerin malları ve iskanına ilişkin olarak çıkartılmış olan kanunlar doğrultusunda,  “Mübadil” olarak tanımlanan göçmenler Anadolu’dan Yunanistan’a gönderilen Rumların bıraktıkları evlere, ticarethanelere ve topraklara mesleklerine göre yerleştirilmişlerdir.  Bu göç hareketi 1949 yılına kadar devam etmiştir (OğuzArı s.4).
   1952 - 1969 yılları arasında da Yunanistan’dan serbest göçmen olarak 7600 aileye mensup 24.625 kişinin geldiği bilinmektedir.  Bu yıllardan sonra Yunanistan’dan aralıklarla 4 aile daha Türkiye’ye göç etmiştir (Köy Hizm.Env.s.139).
      1923 - 1995 yılları arasında Türkiye’ye göç eden nüfusun % 25’i olan, 424.645 kişiyi Yunanistan göçmenleri oluşturmakta olup, bunların büyük çoğunluğu ( % 95 ) mübadil olarak gelen göçmenlerdir (Köy Hizm.Env.s.139).
 

BULGARİSTANDAN GÖÇLER
Cumhuriyetin kurulmasını izleyen yıllarda Anadolu’ya ikinci büyük göç dalgası Bulgarisatn’dan gelmiştir. Bulgaristan’dan göçler aralıklarla 1989 yılına kadar sürmüştür.  Cumhuriyet döneminde ülkeye gelen toplam göçmenlerin % 48’ini oluşturan 790.717 Bulgaristan göçmeninin, göç hareketi dört aşamada gerçekleşmiştir (Köy Hizm.Env.s.138).
      * 1925 yılındaki Türk - Bulgar ikamet sözleşmesi ile 1949 yılına kadar 19.833 ailede 75.877 kişi iskanlı, 37.073 ailede 143.121 kişi serbest göçmen olmak üzere toplam 56.906 ailede 218.998 kişi Türkiye’ye göç etmiştir (DPT, s.6).
      * 1950 - 1952 yılları arasında Bulgaristan’ın tehcir ve göçe zorlaması sonucu 37.851 aileye mensup olmak üzere 154.393 kişi iskanlı göçmen olarak Türkiye’ye gelip yerleşmişlerdir (DPT, s.6).
       * 1968 - 1979 yılları arasında da Türkiye-Bulgaristan Yakın Akraba Göçü Anlaşması çerçevesinde 32.356 aileye mensup 116.521 kişi Türkiye’ye göç etmiş ve bu göç ile 1950 -52 yılları arasında gelen göçmen ailelerinden büyük bölümünün Bulgaristan’da kalan yakınlarının Türkiye’ye serbest göçmen olarak gelmeleri sağlanmış ve böylece parçalanmış ailelerin birleşmesi gerçekleştirilmiştir (DPT, s.10).
       * Bulgaristan’dan son göç hareketi 1989 yılında Türk kökenli müslüman Bulgar vatandaşlarının, Bulgar hükümeti tarafından Türkiye’ye göçe zorlanmaları ile başlatılmıştır.  Göçmenler kitleler halinde trenlerle Türk sınırına bırakılmışlardır.  Böylece Türkiye, II nci Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’da görülen en yoğun ve zorunlu göç akımını yaklaşık üç aylık bir süre içinde kabul etmek durumunda kalmıştır.  Bu dönemde 64.295 aileye mensup 226.863 kişi serbest göçmen olarak Türkiye’ye gelmiştir.  Bu tarihten itibaren 1995 yılına kadar da aralıklı olarak gelen serbest göçmenlerin sayısı 27.224 ailede 73.957 kişiye ulaşmıştır (Köy Hizm.Env.s.138).
       Bulgaristan’dan 1950 - 52 yılları arasında gelen ve devlet tarafından yerleştirildikleri için iskanlı göçmen olarak kabul edilen göçmenler iskan yasasına göre yapılan planlamalar doğrultusunda ülkenin çeşitli il-ilçe ve köylerine dağınık veya mahalleler eklenmek suretiyle yerleştirilmişlerdir.
      1950 - 1960 döneminde toplam 35.496 ailenin yerleşiminin sağlandığı görülmektedir.  Bunlardan 25.583 çiftçi ailesinin büyük çoğunluğunun Adana (1.442 aile), Ankara (1.136 aile), Balıkesir (1.474 aile), Bursa (2.185 aile), Konya (1.523 aile), Manisa (1.383 aile), Tekirdağ (1.619 aile) illerine, zanaatkar ailelerin çoğu Bursa (1.356 aile), İstanbul (3.100 aile), Eskişehir (1.116 aile), İzmir (1.1160 aile) illerinde yerleşimleri gerçekleştirilmiştir.  İskan için yapılan 36.292 evin 22.761’i köy tipi; 12.219’u şehir tipi ve 1.312’isi hazır evdir.  Kırsal alanda yerleşmek isteyenler için 13 müstakil köy kurulmuştur.  Evlerin %70’i kırsal alana serpiştirilmek suretiyle yapılmıştır.  % 25’i kentlere eklenen göçmen mahallelerinde inşa edilmiş olup, % 5’i müstakil köylerde yapılan evleri kapsamaktadır (Geray, s.54-55).
      Bulgaristan’dan 1968 - 1979 yılları arasında gelen göçmenler serbest göçmen stasüsünde oldukları ve parçalanmış ailelerin birleştirilmesine yönelik anlaşmalar çerçevesinde Türkiye’ye göç ettikleri için daha önce gelen akrabalarının bulunduğu il, ilçe ve köylerde kendi olanakları ile yerleşmişlerdir (DPT s.7).
      1989 yılında Bulgaristan’dan gelen serbest göçmenlerin büyük bir bölümü daha önce Türkiye’ye göç eden akraba veya komşularının yoğun olduğu bölgelere kendi imkanları ile yerleşirken bir bölümü de devlet tarafından 14 il merkezi ile 23 ilçe ve beldede göçmen ailelerin parasal katkısı ve borçlandırılması esasına dayalı bir yöntemle yapılan toplam 21.438 konuta 5 yıllık süreç içinde yerleşmişlerdir.  Sözkonusu konutlar kentlerin dışında siteler olarak planlanmıştır (Köy Hizm.).
      YUGOSLAVYA’DAN GÖÇLER
      Yugoslavya’dan Türkiye’ye Cumhuriyet döneminde toplam77.431 ailye mensup olarak 305.158 kişi göç etmiştir.  Bu ailelerden 1950 yılına kadar gelenlerden 14.494 kişi devlet tarafından iskan edilmiştir.  Ailelerin diğer bölümü serbest göçmen olarak Türkiye’ye yerleşmişlerdir (Köy Hizm.Env. s.138).

      Yugoslavya’dan yapılan göçün Yunanistan ve Bulgaristan’dan olduğu gibi politik zorlamalardan kaynaklanmadığı, göçün sosyo-ekonomik nedenlere dayandığı kabul edilmektedir (Arı, s.6).
      ROMANYA’DAN GÖÇLER
      Romanya’dan 19.865 aileye mensup 79.287 kişi 1923 - 49 yılları arasında iskanlı göçmen olarak Türkiye’ye gelmiştir. Ayrıca11.280 aileye mensup 43.271 kişide serbest göçmen olarak gelmiş ve daha önce  gelen yakınlarının yerleştiği yerlere yerleşmişlerdir.
       


DİĞER ÜLKELERDEN GÖÇLER

      Cumhuriyet döneminde Anadolu’ya Balkan ülkeleri dışında özellikle, müslüman olan veya Türk Dil grubuna bağlı olan ülkelerden iskanlı ve serbset göçmen olarak göç eden ailelerde olmuştur.  Örneğin Türkistan’dan toplam 695 ailede 2.194 nüfus iskanlı, 214 ailede 684 nüfus serbest göçmen olarak, Afganistan’dan 1.006 ailede 4.163 nüfus iskanlı göçmen olarak gelmişler ve özellikle İç Anadolu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da kırsal ve kentsel kesimde yerleştirilmişlerdir (Köy Hizm.Env. s. 140).
      Türkiye’ye son göç 1993 yılında olmuş ve Rusya’da yaşayan 150 Ahıska Türk ailesi iskanlı göçmen olarak getirilmiştir.  Iğdır ilinde yapılmakta olan konutlara yerleştirilmeleri planlanmaktadır. (Kaynak:Filiz Doğanay, Devlet Planlama Teşkilatı)
      DOĞU TÜRKİSTAN’DAN GÖÇLER
      Doğu Türkistan adıyla bilinen Çin Halk Cumhuriyeti yönetimi altındaki Uygur Özerk Bölgesi’nden 1951 yılında yapılan vaki müracaatlar üzerine Türk Hükümetince alınan 13.03.1952 tarih ve 3-14595 sayılı Heyedi Vekile kararı ile 1853 Doğu Türkistanlı iskanlı göçmen olarak Türkiye’ye kabul edilmişlerdir. Bunun dışında aynı tarihlerde Hindistan, Pakistan ve Suudi Arabistan üzerinden 500 Doğu Türkistanlı da serbest göçmen olarak kendi imkanlarıyla Türkiye’ye gelmişlerdir. İskanlı göçmenlerden 160 hane Niğde’ye, 63 hane Konya’ya, 100 hane Kayseri’ye, 56 hane Aksaray’a ve 150 hane Manisa Salihli’ye yerleştirilmişlerdir. İskanlı göçmenlere hane başına iki odalı birer ev ve nüfus başına 20 dönümden 30 dönüme kadar arazi dağıtılmıştır. Bu göçmenlerin bir çoğu bugün İstanbul’da bilhassa Zeytinburnu ve Güneşliköy’de ikamet etmektedirler.
      1966’da ve 1979 yıllarında Afganistan üzerinden Doğu Türkistanlılar (90 hane) iskanlı göçmen olarak kabul edilmiş, bunlar da Kayseri ve İstanbul’a yerleştirilmişlerdir. Ayrıca 1982 yılında Afganistan-Çin sınırındaki Pamir yaylasından Doğu Türkistan kökenli Rahmankul Han’a bağlı 1.150 Kırgız Türkü iskanlı göçmen olarak kabul edilmiş ve Van’ın Erciş ilçesine bağlı Ulu Pamir köyüne yerleştirilmişlerdir. Bugün Türkiye’de yaklaşık 30.000 kadar Doğu Türkistan kökenli göçmen yaşamaktadır. (Kaynak:İsmail Cengiz)
      KIBRIS’TAN GÖÇLER
       1570'te Osmanlı idaresine geçen Kıbrıs'a, Anadolu'nun güney vilayetlerinden 50-60 bin Türk yerleştirildi. Böylece, adanın nüfusu 200 000'e çıktı. Ada, İngilizlere kiralanınca (1878), buradaki Türk halkı, Anadolu'ya göç etmeğe başladı. Bu göçlerle 15 000 kişi Anadolu'ya geldi. Lozan antlaşmasıyla ada İngilizlere bırakılınca, göçler daha da hızlandı ve 24 000 kişi Türkiye'ye geldi. 1878'den itibaren göç edenlerin sayısı 70 000'i buldu. Gelenlerin çoğu Ankara, İstanbul ve İzmir'e yerleştirildi.
      IRAK VE SURİYE’DEN GÖÇLER
     Suriye Türkleri, ferdi kaçışların dışında, 1945, 1951, 1953 ve 1967 yıllarında Türkiye’ye toplu olarak göçmüşlerdir. Sayıları kesin bilinmeyen bu göçmenler, Kırıkhan, İskenderun ve Adana’ya yerleştirilmişler ve 1977’de Kırıkhan ve 1994 ise, İskenderun’da Bayir-Bucak Türkleri Yardımlaşma Derneğini kurmuşlardır.

Alıntı

http://www.gocsempozyumu.org/turkiyeyegoc.htm

yok YorumYorum yaz!Bağlantı


<- SONRAKİ SAYFAM ->
karakurum

SİTE İÇİ ARAMA MOTORU

GÜNLÜK SAYAÇ


BENİMLE İLGİLİ

UFKU EN GENİŞ OLAN COĞRAFYACILARIN VE COĞRAFYA SEVERLERİN MEKANI

BENİM DUYURULARIM


11/03/2008 :

Site içi arama motoru eklenmiştir aradığınız konuyu yazarak rahatlıkla bulabilirsiniz. saygılar ve sevgiler.



11/03/2008 :

Site içi coğrafya konularını tablodan bulabilirsiniz. tabloda ardığınız konuyla ilgili yere tıklayıp bulabilirsiniz.



08/02/2008 :

Arşivime mutlaka bakınız. mutlaka hoşunuza gidecek bir konu bulabilirsiniz. istediğiniz bilgilere daha rahat ulaşabilirsiniz.


BANNERLERİM

COĞRAFYAMİZ

BANNERİMİ SİTENİZE EKLEME KODU

COĞRAFYAMİZ

BANNERİMİ SİTENİZE EKLEME KODU

ARAMA MOTORU

SAYAÇ


counter

SON YAZILARIM

LİSE 4 COĞRAFYA DERS KİTABI ETKİNLİKLERİ
LİSE 3 COĞRAFYA DERS KİTABI ETKİNLİKLERİ
LİSE 2 COĞRAFYA DERS KİTABI ETKİNLİKLERİ
LİSE 1 COĞRAFYA DERS KİTABINDAKİ ETKİNLİKLER
2009/2010 SENEBAŞI COĞRAFYA ZÜMRE ÖĞRETMENLER TUTANAĞI
TÜRKİYEMİZİ VE DÜNYAMIZI KAPLAYAN BİTKİ ÖRTÜLERİ SUNUMU
YERKABUĞUNUN ZAYIF KUŞAKLARI FULL SUNUM
TOPOĞRAFYA VE KAYAÇLAR FULL SUNUM
DÜNYA HARİTALARI SUNUMU (230 ADET)
BEŞERİ YAPI FULL SUNUM
DIŞ KUVVETLER ( YERYÜZÜNÜN BİÇİMLENMESİ FULL ) SUNUM
İÇ KUVVETLER ( DERİNLERDEN GELEN GÜÇ FULL SUNUM )
ÜNLÜ COĞRAFYACILAR VE COĞRAFYA YA KATKI SAĞLAYAN BİLİM ADAMLARI
TÜRKİYE HARİTALARI SUNUMU (200 TANE )
COĞRAFYA'DA ÖRNEKLERLE TABLO YORUMLARI
COĞRAFYA'DA SICAKLIK VE YAĞIŞ GRAFİĞİ YORUMU
COĞRAFYA'DA FARKLI YARIM KÜRELERDE SICAKLIK YORUMU
COĞRAFYADA AKARSU AKIM GRAFİKLERİ VE MATEMATİK KONUM YORUMU
COĞRAFYADA ÖRNEKLERLE DAİRE VE SÜTUN GRAFİĞİ YORUMU
GRAFİK VE TABLO SORULARINI ÇÖZERKEN DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR
YERKABUĞUNU OLUŞTURAN TAŞLAR
JEOTERMAL ENERJİ
TÜRKİYE'DEKİ BÜYÜK DEPREMLER
DOĞAL AFET TERİMLERİ
AKDENİZ'DE HOMOTERMİ

GENÇ COĞRAFYACI

cografyamiz

EN ÇOK ZİYARET EDİLEN KONULAR

* Coğrafya Konu Arşivi
* Lise-1- coğrafya konuları
* Lise-2- coğrafya konuları
* Lise-1-Soruları
* Lise-2-Soruları
* Coğrafya soru bankası
* LİSE-1-2-3-Sunumlar
* Genel coğrafya konuları
* Coğrafya bulmacalar ve animasyonlar
* Coğrafi bölgelerimiz
* Türkiye coğrafyası
* Türkiye dünya ve dilsiz haritalar
* Doğal afetler
* Ünlü coğrafyacılar
* Coğrafya ve kuran-ı kerim
* coğrafya Grafik Yorumlama
*Coğrafyada ilginç bilgiler

ATATÜRK DİYOR Kİ

ATATÜRK


11/03/2008 :

Coğrafya yı ve Coğrafyasını iyi bilen bir millet, şüphesiz ondan faydalanmasını ve onu korumasınıda da iyi bilir. "ATATÜRK''

ŞEHİT ÖĞRETMENLERİMİZ

ŞEHİT ÖĞRETMENLERİMİZ ANISINA 1
ŞEHİT ÖĞRETMENLERİMİZ ANISINA 2

BAĞLANTILARIM

Ana Sayfa
Profilim
ARŞİVİME BAKINIZ
Bizim Coğrafya
Coğrafyam Net
Coğrafyamız Net
Coğrafya Öğretmeni
Mekan Bilim
Coğrafya Saati
Coğrafya Tv
Coğrafya Kulübü
Gezegenim
Geobilim
Türk Coğrafya
Coğrafya Sevgisi
Ramazan Özey
Yeryüzü
Ülkeler Net
Coğrafyam Org
Coğrafya Dersim
Meteoroloji Gov
Ağaçlarımız
MTA
İl İl Tanıtım Belgeselleri
Dünya Nüfus Artış Göstergesi
Nüfus Piramidi Oluşturmak
Meb Coğrafya İnternet Tv
Coğrafya Lise
Coğrafya Tutkudur
Tubitak
Biltek
Tüm Coğrafya Şekilleri
Sosyal Dersleri
Atlas Dergisi
Dünya Depremleri
Fiziki Coğrafya
E Coğrafya
Coğrafyalar
Türk Coğrafya Kurumu
Animasyon Sitesi 1
Ülkemizdeki Son Depremler
OGM
BBC Gezegen
Dünya Saatleri
Deprem Haritaları
Resimlerle Dünya Turu 1
Resimlerle Dünya Turu 2
Güneş Sistemi
Türkiye Resimleri
Resimlerle Uzayda Yolculuk
Coğrafya Sözlüğü Bilgi Çağ
Coğrafya Sözlüğü Coğrafya Biz
Gök Bilim Terimler Sözlüğü
Burçlar ve Kayaçlar
Animasyon Sitesi 2
Animasyan Sitesi 3
Animasyan Sitesi 4
İngilizce Siteleri Türkçeye Çeviren Site
Depremle İlgili Herşey
Diğer Gezegenlerdeki Kilonuzu Bulun
Diğer Gezegenlerdeki Yaşınızı Bulun
Gayzerler
Ülkelerin Yerel Saatleri 2
Uydudan Dünyamız
Sosyal Bilimler Biz
Coğrafyam ve Hayat
İlimsel
Yaşar Eren JEOLOJİ
Coğrafyamız
Dünya Ülkelerinin Animasyon Sitesi
Test Grup
Coğrafya Dünyası
Sanal Coğrafya Dersi

ZİYARETÇİLERİM HANGİ KONULARI İNCELİYOR

KATEGORİLERİM

gerçek yaşam öyküleri
zirvedeki yaşamlar

ARKADAŞLRIM

aysberg
meyraca
mamila
kalender2006
gercekyasamdan
mehpareogt
vezirhan
womentuana
ata1881
herneysem
hayalevi72
nefci
senaz
karakurum
lilyum52
suppruss
huseyinizgi1984
GÜVEN AKBULUT
lilyy
myoopie
pervince
vatanseverpatriot
vakanuvis
supprussceyiz
ebrugiller
edanurkiz
huzuryolu1
omrumsana
güven akbulut
nostaljik
benelifim
supertaekwondo
kkucukkelebek
enginsalli

GÜNÜN SÖZÜ



11/03/2008 :

Ufku en geniş olanlar coğrafyacılardır. Prof. Dr. Hayati DOĞANAY.

TÜRKİYEMİZDEN BİLGİLER



11/03/2008 :

Türkiyemizin nüfüsu 2007 sayımına göre 70.586.256 dir.

DÜNYAMIZDAN BİLGİLER



11/03/2008 :

Dünyamızın nüfusu 6 500 000 000 dır.

COĞRAFYADA İLGİNÇ BİLGİLER



11/03/2008 :

Cezayirin topraklarının yüzde 80 nini Büyük Sahra çölü kaplar.

İLGİNÇ BİLGİLER



11/03/2008 :

Anne sütünün yüzde 88 sudur.

DOST BANNERLERİ

vatanseverpatriot
ibrahim yalcin
Laracroft chez Lalique
coğrafyacı
lunatic
Geograpy

Geograpy

lilyum52
gerçek yaşamdan
meyraca1
artmamila
aysberg
vakanuvis
Huzuryolu 1
Cortar na Casaca
Image Hosted by ImageShack.us
SUPPRUSS TAKI