Bermuda Åžeytan Üçgeni bulunduÄŸu bölgede baÅŸlı başına bir muamma olgusu olmuÅŸtur. O bölgede ÅŸimdiye kadar sayısını kimsenin bilmediÄŸi kadar fazla kayıp vakası yaÅŸanmıştır ve bunlardan geriye tek bir iz bile kalmamıştır. Kimsenin açıklama getiremediÄŸi bu esrarengiz fenomen, içinde bilim adamlarının da bulunduÄŸu pek çok insan tarafından “doÄŸaüstü bir takım güçlerin yaptırımı” olarak algılandı ve öyle lanse edildi. Bu açıklamalar arasında kayıp kıta Atlantis’in orada bulunup (bu düşünceyle paralel olarak Atlas okyanusu ismini almıştır.) Kayıp Kıta’nın hiçbir zaman anlaşılamayan teknolojik ve manyetik kayıp aygıtlarından birinin etkisinden veya o bölgenin defalarca Dünya dışı varlıkların ziyaretlerinde orada yarattıkları manyetik alanın bir etkisi olduÄŸu, hatta Kristof Kolomb’un bile tuttuÄŸu günlüklerde, o bölgede gökyüzünde uçan tanımlamaz cisimlerden bahsedildiÄŸi iddia edilmiÅŸtir. Bu esrarengiz üçgen ile ilgili olarak yapılan son iddia ise uzun yıllardır devam eden araÅŸtırmaların birkaç yıl önce bir sonuç verdiÄŸinin iddia edilmesi ile ortaya çıktı . Bu son iddia ya göre tüm bu gizemli olaylar aslında basit bir doÄŸal gaz cilvesi idi .
Yer altından fışkıran doÄŸal gazlar, sadece yüksek kara parçalarından deÄŸil, deniz ve okyanus tabanlarından da çıkarlar. Çünkü deniz tabanları da üstü suyla kaplanmış alçak kara parcalarıdır. Ancak, okyanusların derinliklerindeki bölgelerden çıkmak isteyen doÄŸal gazlar, oradaki çok dusuk ısının da etkisiyle katı hâle dönüşürler ve “hidrat” denilen beyaz ve tebeÅŸirimsi bir madde haline gelirler. Çok derinlere dalabilen robot kameralarının bu bölgedeki karbeyaz okyanus tabanını ve bazı gemi enkazlarinı resimlemesinden sonra konuya ÅŸu bilimsel açıklama getirilmiÅŸtir: Bu bölge, Gulf Stream denilen sıcak su akıntısının da geçtiÄŸi yerdir. Tabanın bazen ısınması yüzünden, bu “tebeÅŸir gazlar” erir ve sudan hafif oldukları için yüzeye doÄŸru yükselirler. O anda, tabandan yüzeye kadar bir boÅŸluk(girdap-vakum) oluÅŸur ve okyanus adeta delinir. O sırada oradan geçen ne varsa, derin bir kuyuya düşer gibi hızla okyanusun dibini boylar. Çünkü, gazın kaldırma kuvveti gemileri taşıyacak güce sahip deÄŸildir. Gazın yükselmesi sona erince boÅŸluk tekrar suyla dolar ve geride hiçbir iz kalmadan kocaman gemiler kilometrelerce derine gömülmüş olurlar. Uçakların düşerek kaybolması ise gene aynı sebeptendir. Yüzeye çıkan doÄŸal gazlar, havadan da hafif oldukları için yükselmeye devam ederler. Bu kez vakum, bölgenin üzerindeki atmosferde oluÅŸur. Oradan tesadüfen geçen bir uçak hemen irtifa kaybeder ve motorları durur. Çünkü, motorlardaki benzinin yanması için oksijene ihtiyaç vardır ve o boÅŸlukta hava olmadığı için oksijen de olmaz. Böylece uçak da, hızla okyanus tabanına doÄŸru dolunun her daim boÅŸa akması gibi çekilir. Tabi tüm bunlar birer iddiadan -en azından ÅŸimdilik- öteye gidemiyor, ama Bermuda Åžeytan Üçgeni sırrını uzun bir süre daha saklamaya devam edecek gibi görünüyor.
(ve ntvde 15mayıs 2006 yılındaki haber)
Bermuda Åžeytan Üçgeni’nde sualtı hazinesi Atlas Okyanusu’nda Bermuda Åžeytan Üçgeni’nde sualtı araÅŸtırmaları yapan uzmanlar, ÅŸimdiye dek hiç bilinmeyen yeni canlı türlerine rastladı.
NTV-MSNBC - Bermuda’da bilim insanları, deniz tabanından 5 km derinlikten dalgıçlar ve aÄŸlar aracılığıyla toplanan canlıların DNA’larını gemideki laboratuvarlarda inceledi. Numuneler arasında planktonlar, karides benzeri sürüngenler, ahtapotlar, solucanlar ve çeÅŸit çeÅŸit denizanaları bulundu. Okyanuslarda ÅŸimdiye dek yapılan biyoçeÅŸitlilik araÅŸtırmalarında en derin 1 km’ye kadar inilmiÅŸti.
AraÅŸtırmayı yürüten Woods Hole Oceanographic Institution uzmanı Peter Wiebe, bulunan 1000’den fazla canlının bir çoÄŸunun yeni ve hiç bilinmeyen türler olduÄŸunu ifade etti. Yeni türlerin DNA’ları biyo-çeÅŸitlilik haritasına iÅŸlendi.
Besin zincirinin en alttaki üyelerinden planktonlar, aynı zamanda küresel ısınmanın olumsuz sonuçlarından ilk ve en kolay etkilenecek canlılardan. Bilim insanları plaktonları “Macun gibi, yapışkan, ÅŸeffaf ve kırılgan yaratıklar” olarak niteliyor.
KÜRESEL ISINMAYA KARŞI DOĞAL SİLAH Planktonlar aynı zamanda küresel ısınmaya karşı doğal birer silah. Planktonlar, okyanusun derinliklerinde yaşıyor, ancak geceleri yüzeye doğru yükselerek karbon emen bitkiler olan pito-planktonlardan besleniyorlar. Karbonu emen planktonlar, daha sonra bu karbonu beraberlerinde denizin derinliklerinde götürüyor. Böylece, yüzeyde kalsa sera etkisi yaratacak karbon suya çekiliyor ve deniz karbonu emmiş oluyor.
DENİZİN DİBİ BİLİNMEYEN BİR DÜNYA AraÅŸtırma, deniz diplerinde yaÅŸayan jelatinli bir yapıya sahip planktonların özelliklerinin daha iyi kavranmasını amaçlıyor. AraÅŸtırma gemisi, 2010’a kadar denizlerdeki tüm plankton türlerinin keÅŸferilmesini amaçlayan ‘Census of Marine Zooplankton’ adlı bir projenin bir kolu. Bilim insanları, planktonların biyo-çeÅŸitliliÄŸi hakkında çok az bilgi sahibi; özellikle DNA alanında kaydedilen geliÅŸmeler bu canlıların özelliklerinin anlaşılmasını kolaylaÅŸtırdı. Yeni bulunan canlılar, besin zincirinin en alt katmanlarındaki unsurların daha iyi anlaşılmasını saÄŸlayacak, ayrıca okyanuslardaki kirlenmeyle ilgili geleceÄŸi dönük bir referans olacak. Plaktonlar, deniz kirlenmesi, aşırı avlanma, küresel ısınma ve diÄŸer ekolojik sorunlardan olumsuz etkileniyor.
Kaynak: LIVESCIENCE.com




|